(1412 S. K. m. 151) (765 S. K. m. 425, 108)
Dava: Görevli olduğu okulda öğrencilere el ve söz ile sarkıntılık etmek suçundan sanık İsmail MOR'un T.C.K.nun 421/2, 251, 647 Sayılı Kanunun 4. maddeleri (5 kez uygulanmak suretiyle) neticeten ve içtimaen 6 milyon lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 Sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince para cezasının taksitlendirilmesine, ertelemeye yer olmadığına, hüküm kesinleştiğinde kararın bir suretinin Turizm Bakanlığına gönderilmek üzere Nevşehir Valiliğine tevdiine ilişkin Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.10.1993 gün 160/389 sayılı karar sanık tarafından temyiz edilmiş,sanığın yasal süresini geçirdikten sonra temyiz isteğinde bulunduğu gerekçesiyle dilekçenin reddine dair aynı mahkemece verilen 14.1.1994 gün ve D.İşler 1994/4 sayı ile verilen kararda, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 22.9.1994 gün ve 2208/2689 sayı ile;
(Gerekçeli gıyabi kararın sanığa, usulüne uygun tebliğ edilmediği ve temyizin süresinde olduğu anlaşıldığından temyiz talebinin reddine ilişkin karar kaldırılarak:
Sanık hakkında CMUK.nun 151. maddesinde gösterilen mercilere usulünce yapılmış bir şikayet bulunmadığı gözetilmeden duruşmaya devamla yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması) isabetsizliğinden bozulmuştur
Yerel Mahkeme ise 29.11.1994 gün ve 496/583 sayı ile;
Tebligatla ilgili olarak;
(Bizzat sanık tarafından ibraz edilen 20.12.1993 günlü belgeye göre şube müdürü olan sanığın tebligatının aynı çatı altında ve sanığın amiri durumunda bulunan İl Turizm Müdürü Durmuş E'a 13.12.1993 tarihinde yapıldığı, aynı belgede sanığın ve tebligatı alan kişinin ayrıldıkları tarihin kararın tebliğinden çok sonra olduğunun görüldüğü,kararın kesinleştiği, hükmün infazının dahi 5.9.1994 tarihinde tamamlandığı, Yargıtay'ın ise infazdan 15 gün sonra 20.9.1994 tarihinde bozma kararı verdiği, sanığa yapılan tebligatın yukarda belirtilen nedenlerle usulüne uygun olduğu)
Diğer bozma nedeni ile ilgili olarak da:
(Okulda meydana gelen bu olayları duyan bir velinin "ciğeri yanan bir baba" rumuzunu kullanıp imzasız olarak Valilik makamına yazdığı ve okul idaresini şikayet ettiği dilekçe, Vali tarafından İdare Kuruluna 28.2.1992 tarihinde gönderilmiştir.
2.3.1992 tarihinde Milli Eğitim İşlerinden sorumlu Vali Yardımcısı tarafından soruşturma için Valilik makamından izin istenilmiştir.
Verilen izin üzerine ifadelerine başvurulan mağdurlar 2.3.1992 ve 3.3.1992 tarihlerinde şikayetçi olduklarını ifade tutanaklarında sarahaten belirtmişlerdir. Aynı mağdurların el yazıları ile yazdıkları şikayet dilekçeleri ve müracaatlarının bir kısmı tarihli bir kısmı tarihsiz olup, bunlar veli tarafından gönderilen dilekçenin eki fotokopilerdir. CMUK.nun 151. maddesinde suçlara dair ihbarların şifahi veya yazılı olarak yapılabileceği gibi, ilgili mercilere tebliğ edilmek üzere Vali, Kaymakam ve Nahiye Müdürlerine de yapılabileceği belirtilmiştir. Belirtilen bu nedenlerle Vali Yardımcısı tarafından tutulan bu tutunaklar CMUK.nun 151. maddesinde belirtilen geçerli şikayet tutunaklarıdır." biçimindeki açıklamalarla önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da C.Savcısı ve sanık vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma isteyen 4.7.1995 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre; Müştekilere elle sarkıntılıktan mahkumiyetine karar verilen olayda, sanığın eski hale getirme talebini inceleyen Özel Daire bu talebi yerinde görerek, Yerel Mahkemenin sanığın temyiz talebinin reddine ilişkin kararını kaldırmak suretiyle işin esası ile ilgili olarak yaptığı inceleme sonunda; "CMUK.nun 151. maddesinde gösterilen mercilere usulünce yapılmış bir şikayet bulunmadığı" nedeniyle Yerel Mahkemenin sanık hakkında verdiği mahkumiyet kararını bozmuştur.
Yerel Mahkeme ise, Özel Daire kararına karşı, eski hale getirme talebinin kabulü ve şikayet şartına ilişkin noktalardan direnmeye karar vermiştir. CMUK.nun 43. maddesinde aynen; "Mehil içinde usul muamelesi olsaydı esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse eski hale getirme istidası hakkında dahi o mahkeme karar verir.
Eski hale getirme talebinin kabulüne dair olan karar kat'idir. Ancak reddine dair olan karar aleyhine acele itiraz yoluna müracaat olunabilir" hükmünü vazetmiştir.
Kanunda da açıkça ifade olunduğu üzere, eski hale getirme talebinin kabulüne dair kararların kesin olduğu ve bunlar hakkında yasa yollarının kapatıldığı görülmektedir. Bu itibarla, somut olayda konu ile ilgili olarak Özel Dairece verilen bu husustaki karar kesindir.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki asıl uyuşmazlık hususuna gelince:
25.2.1992 tarihli ve "Ciğeri yanan bir baba rumuzu" ile, kimliği belli olmayan bir veli tarafından Valilik makamına hitaben yazılan dilekçede; ortaokul öğrencisi olan kendi kızı ile diğer bazı kız öğrencilere beden eğitimi dersine gelen bir öğretmenin sarkıntılık ettiği, bu hususu fotokopilerini ekte sunduğu mağdurelere ait dilekçelerle birlikte okul idaresine iletmesine rağmen okul idaresince hiçbir işlem yapılmadığı nedeniyle, olayı örtbas etmek isteyen Okul Müdürü Mustafa D. hakkında gerekli işlemin yapılmasını istemiştir.
İsmini saklayan velinin dilekçesi ekinde bulunan mağdurelerin kendi el yazılarını havi 6 ayrı yazı fotokopisi incelendiğinde; sadece ikisinin 27.12.1991 tarihini taşıdığı diğerlerinde tarih bulunmadığı, üç yazıda sanıktan şikayetçi olunduğu belirtilmesine karşılık diğer üçünde şikayete ilişkin bir ibareye yer verilmeyip sadece olayı anlattıkları görülmüştür.Bu yazılarda herhangi bir makama başvuruyu içeren bir başlık da yer almamaktadır.
Konu ile ilgili, CMUK.nun 3206 Sayılı Yasa ile değişik,"Suçların ihbarı" başlıklı 151. maddesi aynen; "Suçlara dair ihbarlar, şifahi veya yazılı olarak C.Savcılığına, zabıta makam ve memurlarına ve sulh hakimlerine yapılabilir.
Bu ihbarla kanuni mercilere tevdi edilmek üzere Vali, Kaymakam ve Nahiye Müdürlerine de yapılabilir.
Şifahi ihbarlar üzerine tutanak tutulur.
Takibi şikayete bağlı olan suçlarda bu şikayet yazı ile veya tutanağa geçirilecek beyan ile mahkemeye, C.Savcılığına ve yukarda gösterilen makamlara da yapılabilir.
Ceza Kanununda yazılı şikayet ve şahsi iddia tabirleri bir olup aynı hükümlere tabidir" şeklinde düzenlenmiştir.
Sanığa isnat edilen sarkıntılık suçu T.C.K.nun 425. maddesi uyarınca takibi yazılı şikayete bağlı suçlardan olmasına göre, şikayetin CMUK.nun 151/4. maddesinde gösterildiği biçimde belirtilen makamlara yapılması veya T.C.K.nun 108. maddesinde yazılı süre içinde açılmış bulunan kamu davasına müdahale dilekçesi verilmesi gerekir.
İhbarcı velinin dilekçesine ekli mağdurelere ait yazılar yasal anlamda bir şikayet dilekçesi niteliğinde olmadığı gibi, idari soruşturma esnasında bir kısmının sanıktan şikayetçi oldukları ifadelerinde de CMUK.nun 151. maddesinde belirtilen yasal mercilere yönelik usulüne uygun bir talep bulunmamaktadır. Somut olayda soruşturmacı (muhakkik) tayin edilen kişi ise; 151. maddede sayılan makam ve merciler arasında yer almamaktadır.
Öte yandan, duruşma esnasında mağdureler veya kanuni temsilcileri tarafından verilmiş bir müdahale dilekçesi de yoktur.
Bu itibarla; CMUK.nun 151. maddesinde öngörülen biçimde şikayet koşulu gerçekleşmemiş bulunduğundan Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Kurul Üyelerinden 1. Ceza Dairesi Başkanı T.GÜVEN "Yasada öngörülen şikayet koşulu gerçekleştiğinden esasın incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi, oyçokluğu ile BOZULMASINA, 26.09.1995 günü karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy