(765 S. K. m. 29, 503, 522)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık T.O.'nun TCY. nın 503/ilk 522. maddeleri gereğince 3 yıl hapis, 22.500.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.6.1994 gün ve 133-1480 sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 14.3.1995 gün 2818/2609 sayı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı 25.4.1995 gün 76785 sayı ile; TCY. nın 29. maddesi ile, asgari hadden fazla ceza tayini sırasında takdirin sebeplerinin gösterilmesini isteyen kanun koyucunun, alt sınırın üzerinde ceza tayininde sebeplerinin kararda mutlaka gösterilmesi gerektiğini öncelikle istediği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bu madde emredici hükümdür. Sanık hakkında TCK. nun 503. maddesi ile alt sınırın üzerinde ceza tayin edilmesine rağmen 29. maddede belirtilen sebeplerden hiçbirine kararda yer verilmemiş, sadece takdiren teşdiden denilerek alt sınırın üzerinde ceza tayin edilmiştir. Takdirin sebepleri kararda gösterilmemiş sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde hüküm kurulmuştur. gerekçesiyle itiraz edilerek onama kararının kaldırılıp hükmün bozulması talep olunmuştur.
Dosya, Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın dolandırıcılık suçundan TCY. nın 503, 522. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluş ve sübutta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözümlenecek sorun, alt sınırın üzerinde ceza saptanırken takdiren ve teşdiden denilmek suretiyle gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkindir.
TCY. nın 29. maddesinde, Hakim, iki sınır arasında temel cezayı, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri, zararın veya tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, geçmişi, şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışı gibi hususları gözönünde bulundurmak suretiyle takdirini kullanarak belirler. Cezanın asgari hadden tayini halinde dahi takdirin sebepleri kararda mutlaka gösterilir. hükmü yer almaktadır.
Mahkemece ceza tayin edilirken, cezanın maddede yazılı alt sınır veya alt sınırın üzerinde belirlenmesi halinde, A.Y.'nin 141 ve CMUY. nın 32. maddeleri gereğince gösterilen gerekçenin; TCY. nın 29. maddesinde belirtildiği şekilde sanığın kişiliği, olayın işleniş yer ve biçimi, nedeni ve işlenmesindeki özellikleri ile zarar ya da tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu ile ilgili bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olması gerekir. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek özelliklerini de taşımaktadır.
Maddi olayda; 1993 yılı ocak ayı içerisinde şikayetçinin dükkanından on beş milyon liralık eşya alan sanık, üç gün içinde ödeyeceğini söylediği halde bu borcunu ödememiş, evini boşaltarak adresini kaybettirmiştir. Yerel Mahkemece, sanığın dolandırıcılık suçundan TCY. nın 503. maddesi gereğince takdiren ve teşdiden iki yıl hapis ve on beş milyon lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 522. madde gereğince bu cezasının artırılmasına karar verilmiştir. Alt sınırın üzerinde ceza tayin edilirken sadece takdiren ve teşdiden denilmiş, takdirin sebepleri kararda gösterilmemiş, TCY. nın 29. maddesine aykırı davranılmıştır. Bu suretle yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden, alt sınırın üzerinde ceza tayini isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, 05.06.1995 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy