(1918 S. K. m. 27, 33)
Dava: Teşekkül oluşturmak suretiyle gümrük kaçakçılığı suçundan sanıklar M.Y. ve M.Z.'nin 1918 Sayılı Yasanın 27/2, 33/son TCY.nın 59. maddesi uyarınca 7 yıl 4 er ay ağır hapis ve 1.806.008.507 lira ağır para cezası ile cezalandırılmalarına, diğer sanıkların beraatlarına ilişkin Ankara 1 nci Ağır Ceza Mahkemesince 27.12.1993 gün ve 109-237 sayı ile verilen kararın, mahkum olan sanıklar müdafileri ve beraat eden sanıklar aleyhine katılan vekili tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 7 nci Ceza Dairesince 23.11.1994 gün ve 6011-12203 sayı ile; (1 - Sanıklar A.Ç., S.Ç. ve Ö.C. haklarındaki kararın onanmasına,
2 - Sanıklar M.Y. ve M.Z. haklarındaki incelemede; aleyhe temyiz olmadığından nisbi vekalet ücretinin eksik tayini bozma sebebi sayılmamış, sair itirazlar da yerinde görülmemiştir. Ancak;
a - Dava konusu kaçak eşyaların bilirkişi tarafından saptanan toplam Cif değeri 147.072.500 lira, buna göre hesapladığı gümrüklenmiş değer 410.473.979 lira olduğu halde, Gümrük İdaresinin aynı Cif değerler üzerinden hesap hatası sonucu fazla tesbit ettiği toplam Cif değere göre hesapladığı gümrüklenmiş değer ise 408.894.701 lira olarak daha az miktarda olup bu yanlışlık ve çelişki açıklığı kavuşturulup giderilmeden ne şekilde tesbit edildiği de anlaşılamayan 410.456.479 lira gümrüklenmiş değer üzerinden yazılı şekilde ceza tayini,
b - Tazmini para cezasına ilişkin olarak uygulanan kanun madde fıkrasının gösterilmemesi, 1918 Sayılı Yasanın 33/son maddesinin 3/son olarak belirtilmesi,
c - Tayin olunan nisbi yargı harcının tahsil şeklinin gösterilmemesi,
d - İnfazda tereddüt yaratmaması bakımından tazmini para cezasını ödemede aczleri halinde çevrilip infazı gereken hapsin önce sanıkların hisseleri nispetinde gün olarak belirtilmesi, sonuçta 3 yılı geçemeyeceğinden 3 yıl olarak tayini gerekirken bu konuda yazılı şekilde uygulama yapılması) isabetsizliğinden bozulmasına karar vermiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 9.1.1995 gün ve 9174 sayı ile; Sanık M.Z., (A) ve (B) Firmasının sahip ve yöneticisi, beraat eden sanıklar (A) Firmasının görevlileri, sanık M.Y. de Ankara'da tüccardır.
M.Z. ile M.Y. arasındaki ticari ilişki nedeniyle Almanya'dan Türkiye'ye mal ithali kararlaştırılmış. (B) Firmasınca Almanya'dan ihraç olunan mal, İstanbul'daki (A) isimli firmaya sevk edilmiş bu firmanın yetkilileri beraat eden sanıklar tarafından gümrük işlemleri yapılmak, vergi ve resimleri ödenmek suretiyle ithal edildikten sonra, alıcı M.Y.'ye teslim ve tevdi edilmiş, yükün boşaltılmasına başlandığı sırada ihbar üzerine yapılan araştırmada; eşyanın bir bölümünün giriş belgesindeki verilere uygun olmasına rağmen, büyük bölümünün beyan olunandan farklı gümrük ve resme tabi eşya olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre;
1 - Sanıkların kaçak olduğu kabul edilen eşyayı gümrük işlemlerini yaptırarak yurda soktukları sabittir. El konulan eşya ile gümrüğe beyan olunanın bir kısmının farklı olduğu, Türkiye'ye ithalinin serbest ve tekele tabi olmadığı, ancak gümrük ve resimlerinin farklı olması nedeniyle eksik vergi ve resim ödemek amacıyla 8.160 kg. yün kırpıntılar beyan ederek defolu giyim eşyasını ithal ettikleri bu işlemleri nedeniyle 252.043.779 lira eksik vergi ve resim ödedikleri anlaşıldığına göre; eylemlerinin 1918 Sayılı Yasanın 27/2-3. maddesi yerine 20. maddesi içinde değerlendirilmesi gerekir.
2 - Gümrüğü yanıltma işlemi gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle gerçekleştirilmiş olduğuna göre, ithalatı yapan İstanbul'daki (A) firmasının yetkililerinden A.Ç., S.Ç. ve Ö.C. ile hakkında dava açılmamış olan tır sürücüsünün mahkumiyetleri gerekir.
3 - Sanık M.Z. ithalat sırasında Mersin'de olduğunu, olayın firması yetkililerince ve yanlışlıkla yapıldığını savunduğuna göre, savunması araştırılmadan, sanık M.Y.'nin de Türkiye'ye yasal biçimde ithal edilmiş malı yurt içinde satın alan kişi olduğu anlaşıldığı halde, ithal işlemlerindeki usulsüzlüğe veya kaçakçılık olayına karıştığına dair kanıtların neler olduğu yeterince açıklanmadan ve eyleminin 1918 Sayılı Yasanın 20. maddesine uyup, uymadığı tartışılmadan karar verilmesi isabetsizdir.) açıklamasıyla itiraz etmiştir.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü;
Karar: İncelenen dosyaya göre; Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık;
1 - Sanıkların eylemlerinin sübuta erdiği kabul edilirse, 1918 Sayılı Yasanın 27/2 nci maddesine mi, 20 nci maddesine mi uyduğu,
2 - Sanıklar M.Z. ve M.Y.'nin savunmalarının yeterince araştırılıp, araştırılmadığı,
3 - Beraat eden sanıkların eylemlerinin sübuta erip ermediği?
Hususlarındadır.
Sanık M.Y. Ankara'da konfeksiyon ticareti ile uğraşmakta, M.Z. ise Almanya'daki (B) ve İstanbul'daki (A) Firmalarının sahibidir. Kullanılmış giyim eşyası ihracı ile uğraşmaktadır.
Sanık M.Y. 1990 yılında tanıştığı M.Z.'den konfeksiyon eşyası göndermesini istemiş ve bu iki sanık aralarında anlaşmışlardır. Bu anlaşmaya uygun olarak sanık M.Z. kendisine ait (B) firması aracılığı ile Almanya'dan, (C) Şirketine ait araca yüklediği 74 balyada kullanılmış konfeksiyon eşyalarını, yün kırpıntıları ile kamufle ederek ve gümrükte yün kırpıntısı biçiminde beyanda bulunarak, yine kendisine ait İstanbul'daki (A) firması aracılığı ile yurda ithal etmiş, ancak gümrükte yanıltıcı beyanda bulunarak noksan gümrük vergisi ödemiştir.
Bu şekilde yurda sokulan kaçak konfeksiyon eşyalarını teslim alan M.Y. Ankara'da kiraladığı depoya boşaltırken kolluk tarafından olaya el konulmuştur.
Olayın gerçekleştiği sırada sanık M.Z. Almanya'da olup, Mersin'de bulunduğu yolunda bir savunması da mevcut değildir. Sanık M.Y. ise, sanık M.Z. ile yaptığı anlaşmaya uygun olarak gönderilen eşyaları teslim aldığını açıklamaktadır. Bu durumda sanıklar M.Z. ve M.Y.'nin önceden anlaşmaları, bu anlaşmaya uygun olarak araca yüklenen malların yün kırpıntıları ile kamufle edilmesi, doğrudan doğruya sanık M.Y.'ye teslimi, M.Y.'nin mallara uygun olarak depo tutması ve asıl mesleğinin konfeksiyon ticareti olması karşısında, bu iki sanığın önceden anlaşıp gümrüğe yanıltıcı beyanda bulunarak, düşük gümrük vergisi ödemek suretiyle kaçakçılık suçunu işledikleri anlaşıldığından eylemleri 1918 Sayılı Yasanın 27/2 nci maddesine uyan suçu oluşturur.
Bu iki sanığın savunmaları Yerel Mahkemece araştırılmış, olay aydınlığa kavuşmuştur. Bu itibarla başkaca araştırmaya gerek bulunmamaktadır.
Beraat eden sanıklar (A) firmasının çalışanlarıdır. Olaydan haberleri bulunmadığı diğer sanıklarla bir anlaşmalarının olmadığı anlaşılmaktadır. (A) firmasınca kendilerine verilen görev dışında eşyanın gizlenmiş eski giyim eşyası olduğunu bilerek olaya katıldıklarına dair kanıt bulunmadığından, beraatlerine karar verilmesi yasaya uygundur.
Bu itibarla itirazın reddine karar verilmelidir.
Karşı oy kullanan Kurul Üyesi Seydi Yetkin; beraat eden sanıkların cezalandırılmaları gerektiğini ileri sürmüştür.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, itirazın REDDİNE, 13.03.1995 tarihinde yasal oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy