(1412 S. K. m. 326)
Dava: Yalan beyanda bulunmak suçundan sanık B.Ö.'nün TCY. nın 286/2, 59, 81/1-son maddeleri gereğince 2 yıl 7 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Afyon Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 7.6.1994 gün 96/89 sayılı hükmün sanık ve vekili tarafından temyizi, üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi 19.9.1994 gün 9054/9770 sayı ile; Sanığın aksi sabit olmayan ve baskı ürünü olduğundan dolayı iradesine dayanmadığını ileri sürdüğü 16.3.1993 günlü tutanağa konu teşkil eden duruşma dışı yeminsiz beyanının tek başına yalan yere tanıklık suçunun sübutunun kabulü için yeterli bulunmadığı aleyhine tanıklık yapılan O.G.'nin kavga sırasında elinde sopa bulunduğunu ikrar ettiği ve TCK. nun 464/3. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği ayrıntıya ilişkin anlatımlardaki çelişkinin manevi unsur itibariyle de bu suçu oluşturmadığı gözetilmeden yetersiz deliller dayanak alınmak suretiyle mahkumiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 16.11.1994 gün 190/194 sayı ile; Yalan tanıklık suçunun maddi öğesi, gerçeğe aykırı tanıklık yapmaktır. Gerçeği saklamak, inkar etmek, yalan söylemektir. Adam öldürme suçunun sanıkları H. ve A.S., tanınan ve güçlü olan şahıslardır. Sanık B.'nin ilk ve sonradan dönerek ısrar ettiği beyanı, bu sanıkların lehinedir. Sanık B. maktülün kafasına sopayla, O.G.'nin iki kez vurduğunu söylemiştir. Bu ifadesi gerçeğe aykırıdır. O.'nun sopa ile vurmadığı anlaşıldığından, sanık yalan söylemiştir. Yeminli bu beyanı nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmelidir.
Suçun oluşması için iki ayrı yeminli beyanın olması, bunların birbirine aykırı bulunması şart değildir. gerekçesiyle önceki hükümde oyçokluğuyla direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili ve C. Savcısı tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli 13.4.1995 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın, yalan beyanda bulunmak suçundan TCY.nın 286/2, 59, 81/1-3. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkeme kararı, suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur. Bozmadan sonra, yalan tanıklık suçunun unsurları açıklanmış, sanığın tanıklık yaptığı adam öldürme davasındaki beyanları ile bu davadaki sanıkların kişilikleri irdelenmiş, sanığın baskı sonucu ilk beyanında ısrar ettiği ve O.G.'nin sopayla iki kez maktüle vurduğuna ilişkin bu beyanının doğru olmadığı, bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu, suçun oluşması için birbirine zıt iki ayrı yeminli beyanın olmasının şart olmadığı belirtilmek ve sanığın tanıklık yaptığı dava dosyası getirtilip 6.10.1994 gün 97/158 sayılı karar da esas alınmak suretiyle karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarına göre, bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır.
İncelenen dosyada, Yerel Mahkemece bozma nedenleri tartışılmış, sanığın ilk beyanının gerçeğe aykırı olduğu ve suçun oluştuğu kabul edilmiş, sanık ve sanığın tanıklık yaptığı dosyadaki sanıkların kişilikleri ile dosya kapsamları irdelenmiş, bozmadan sonra celbedilen 97/158 sayılı dava dosyası da esas alınmak suretiyle önceki hükümde direnilmiştir. Bozulan ilk kararda yer almayan bu yeni ve değişik gerekçe Özel Dairece de netleşmemiştir. Dairenin bu husustaki görüşü bilinmemektedir. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi olanaksızdır. Bu nedenle mahkemenin son uygulaması bozmaya eylemli uyma niteliğinde olduğundan temyiz itirazlarının Özel Dairece incelenmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkemenin son kararı niteliği itibariyle bozmaya eylemli uyma olduğundan, temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine 05.06.1995 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy