(765 S. K. m. 2) (506 S. K. m. 79, 80)
Dava: Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık S.T.'nin TCY.'nın 2/2 nci maddesi gözetilerek beraatına ilişkin Samsun İcra Tetkik Mercii Hakimliği'nce 27.12.1994 gün ve 3980/4055 sayı ile verilen kararın, şikayetçi SSK Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8 inci Ceza Dairesi'nce, 20.4.1995 gün ve 5527/5860 sayı ile; usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay C. Başsavcılığı ise 25.5.1995 gün ve 11565 sayı ile; (3917 sayılı yasanın 1 inci maddesi ile değiştirilen 506 sayılı yasanın 80 inci maddesinin, 4 ve 5 inci fıkralarında, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Yasa hükümlerinin uygulanacağı ve kurumun söz konusu yasanın uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yetkileri kullanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın geçici 79 uncu maddesinde ise bu hususta çıkarılacak yönetmelik yürürlüğe girinceye dek, açılmış olan icra takiplerinin önceki hükümlere göre sonuçlandırılacağı, öngörülmektedir.
17.8.1994 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış olan yönetmelik 25 inci maddesi gereğince 1.10.1994 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Geçici 79 uncu madde hükmü karşısında 1.10.1994 tarihinden önceki icra takiplerinin İİY hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekir.
Olayda TCY.'nın 2 nci maddesi de uygulanamaz. Geçici 79 uncu maddedeki hüküm olmasa idi 2 nci madde söz konusu edilebilirdi.
Özel Dairenin onama kararı 15.3.1995 gün ve 2832/3513 sayılı kararı ile de çelişkilidir.) açıklamasıyla itiraz etmiştir.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, 3917 sayılı yasa ile değiştirilen 506 sayılı yasa hükümleri karşısında, sanık hakkında TCY.'nın 2/2 nci maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususundadır.
Sanık (borçlu) S.T. aleyhine SSK ... İl Müdürlüğü'nce 8.694.000 lira idari para cezası ve 1.043.280 lira gecikme faizinin tahsili amacıyla girişilen icra takibi sırasında, sanığa 29.7.1994 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edilmesine rağmen, mal beyanında bulunmadığı ileri sürülerek, SSK Genel Müdürlüğü vekili tarafından şikayette bulunulması üzerine, sanık hakkında dava açılmıştır.
Ancak, 1.12.1993 tarihinde kabul edilerek, 8 Aralık 1993 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren 3917 sayılı yasa ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nda yapılan değişiklik nedeniyle, sanık hakkında TCY.'nın 2/2 nci maddesi hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediği hususu gündeme gelmiştir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın bazı maddelerini değiştiren 3917 sayılı yasanın 1 inci maddesine göre, 506 sayılı yasanın 80 inci maddesinin 4 üncü ve 5 inci fıkraları; Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 21.7.1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Kurum, söz konusu kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.
Yetkilerin kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle tespit edilir. biçiminde değiştirilirken, yasanın 2 nci maddesiyle de 506 sayılı yasaya geçici 79 uncu madde eklenmiştir. Buna göre; Bu Kanunun 1 inci maddesinde sözü edilen yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar açılmış olan icra takipleri önceki hükümlere göre sonuçlandırılır. hükmü getirilmiştir.
Yasada sözü edilen, Sosyal Sigortalar Kurumu'nca 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna Göre Kullanılacak Yetkilerin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik 17 Ağustos 1994 tarih ve 22024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Böylelikle, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun düştüğü mali sıkıntıdan kurtarılabilmesi amacıyla, SSK'nın gelirlerinin etkin ve düzenli bir biçimde tahsili olanağını sağlamak üzere takip hukuku açısından yeni yasal düzenlemeye gidilmiştir. Bunun sonucu olarak kurum, prim ve diğer alacaklarının tahsilini sağlamak üzere artık daha etkin bir yol olan 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa hükümleri uyarınca işlem yapmak durumundadır. 6183 sayılı yasada ise bu etkinliği sağlamaya yönelik olarak hapsen tazyik (zorlayıcı hapis) müessesesinin düzenlendiğini, buna karşılık mal beyanında bulunmamak suçunun yer almadığını görmekteyiz. Hapsen tazyik bir ceza mahkumiyeti olmayıp mal beyanında bulunmamak suçunun doğurduğu sonuçları doğurmaz. (Ceza ehliyeti, suç unsurları, tekerrür, takip koşulu, zamanaşımı) Bu itibarla yeni düzenleme sanığın lehinedir.
TC Yasası'nın 2/2 nci maddesinin uygulanabilmesi için yasada değişiklik yapılması gerekmektedir. Bu değişikliğin tabii ki sanığın lehinde olması gerektiği doğaldır. Uyuşmazlık konusu olayda 3917 sayılı yasanın yukarıda açıklanan ve 506 sayılı yasayı değiştiren hükümleri ile takip hukukunda yapılan değişiklikler, kurumun sanık (borçlu) hakkında İcra İflas Yasası hükümlerine göre değil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Yasa hükümlerine göre takibe girişmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle, sanık hakkında İcra İflas Yasası'nda düzenlenen mal beyanında bulunmamak suçunun uygulanması olanaklı değildir. Zira 6183 sayılı yasada mal beyanında bulunmamak suçu yer almamaktadır. Sanığın lehine yapılan bu değişiklik uyarınca, eylemi suç olmaktan çıkarılmış bulunduğundan beraatine karar verilmesi isabetlidir.
Bu itibarla yerel mahkemenin beraat kararını onayan Özel Daire kararı yerinde görüldüğünden, itirazın reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 19.06.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy