(765 S. K. m. 179)
Dava: Özgürlüğü kısıtlama ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından sanık Ş.K.nin TCK. nun 179/1-son, 61, 193/1, 2253 Sayılı Yasanın 12 ve 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sonuçta 508.333 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, gasp suçundan beraatine ilişkin Sinop 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.12.1992 gün ve 34/102 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi 8.03.1994 gün ve 294/2199 sayı ile; CMUK. nun 375 ve 2253 Sayılı Yasanın 25. maddelerine aykırı olarak 24.6.1992 ve 16.9.1992 günlü duruşmaların açık yapılmasının giderilmesi olanağı bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Zorla götürme olayı kanıtlanamadığına göre; yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;
Özgürlüğü kısıtlama (hürriyeti tahdit) suçunun yasal öğelerinin oluşmadığı gözetilmeyerek yazılı şekilde TCK. nun 179/1-son, 61. maddeleriyle mahkumiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden kararın bozulmasına, bozmadan hükmü temyiz etmeyen sanıklar R.O. ve A.G.nin de yararlandırılmasına karar vermiştir.
Yerel Mahkeme ise 29.6.1994 gün ve 30/43 sayı ile; Sanık R. ile mağdure nikahlı olsalar bile, bir araya gelip karı koca olmamışlardır. Üstelik mağdure boşanma davası açmış ve ayrı yaşama hakkını kullanmaktadır. Zorla götürme iddiası da doktor raporu ve şahadetle sabit olduğuna göre hürriyeti tahdit suçu oluşmuştur. biçimindeki açıklamalarla önceki hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de sanık Ş.K. vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 29.5.1995 gün ve 4257 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre; sanık R. ile 29.9.1989 tarihinde resmen evlenen, ancak onunla birlikte yaşamayan mağdurenin şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açtığı (17.7.1992 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir) bu dava sürerken, sanıkların, mağdurenin evine girip onu zorla götürmeye kalkıştıkları iddiasıyla açılan davada Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, mağdureyi zorla götürmeye kalkışan sanıkların eylemlerinin özgürlüğü kısıtlama suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.
Özgürlüğü kısıtlama suçu, bir kimsenin haksız bir şekilde başkasının istediği gibi karar verme ve hareket etme serbestisini ortadan kaldırma fiilidir. Bu suçun oluşması için failde yoğunlaşmış ve tasarlanmış bilinçli özgürlüğü kısıtlama özel kastının bulunması gerekir.
Maddi olayda sanıkların olay günü mağdurenin evine girip onu zorla götürmeye kalkıştıkları, dayısı H.nin olayı görüp müdahale etmesi üzerine bırakıp kaçtıkları iddia, şahadet ve doktor raporu gibi birbirini doğrulayan delillerle saptanmışsa da, birlikte yaşamasalar bile, mağdurenin suç tarihinde sanık R. ile evli olduğu ve boşanma davası açtığı gözetildiğinde, özgürlüğü kısıtlama özel kastıyla hareket ettiklerine ilişkin herhangi bir delil bulunmayan sanıkların onu evlilik birliğinin bozulmaması amacıyla götürmeye kalkıştıklarının kabulü gerekir.
Bu itibarla Özel Daire bozma kararı yerinde olup, uymak gerekirken karar yerindeki gerekçe ile önceki hükümde direnilmesinde isabet görülmemiştir.
O halde, Yerel Mahkeme direnme hükmünün açıklanan bu nedenlerle bozulmasına, bozmadan hükmü temyiz etmeyen sanıkların da yararlandırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA, bozmadan hükmü temyiz etmeyen sanıklar R.O. ve A.G.nin de yararlandırılmasına, 26.06.1995 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy