(1412 S. K. m. 135)
Dava: Kasten adam öldürmek suçundan sanık V.K.'nin TCK. nun 448, 59. maddeleri uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, tutuklulukta geçen sürenin TCK. nun 40. maddesi gereğince hükmolunan cezasından indirilmesine, hakkında TCK. nun 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına, emanette kayıtlı suç eşyasının TCK. nun 36. maddesi gereğince zoralımına ilişkin Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesince 20.6.1994 gün ve 62/116 sayı ile verilen ve yasa gereği temyize tabi karar, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.12.1994 gün ve 4551/4339 sayı ile; "Her usul işlemi yapıldığı zamanın yasasına tabi olmasına, sanık V.K.'nin sorgusunun yapıldığı 4.5.1990 tarihinde CMUK. nun 135. maddesindeki değişikliklerin yürürlüğe girmemiş olması dolayısıyla sorgusu sırasında susma hakkının bulunduğunun kendisine hatırlatılmamasında yasaya aykırı bir yön bulunmamakla birlikte; değişiklikten sonra katıldığı oturumda CMUK. nun 3842 sayı ile değişik 135. maddesi gereğince sanığa müdafi tayin hakkı bulunduğu, müdafi tayin edebilecek durumda değilse kendisine Baro tarafından tayin edilecek bir müdafi talep edebileceği hatırlatılmadan, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 22.3.1995 gün ve 30/42 sayı ile Sanığın sorgusunun yapıldığı tarihte 3842 Sayılı Yasa ile CMUK. nun 135. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olmadığı gerekçesiyle önceki kararında direnmiştir.
Yasa gereği temyiz incelemesine tabi olan bu karara ait dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının Direnme kararı doğru olduğundan işin esasının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesini isteyen 22.5.1996 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yerel Mahkeme kararı Özel Dairece; İlk sorgusunun yapıldığı 4.05.1990 tarihinden sonra yürürlüğe giren 3842 Sayılı Yasa ile değişik CMUK. nun 135. maddesindeki hakları, değişiklikten sonra katıldığı oturumlarda sanığa hatırlatılmadan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 2.5.1994 gün ve 97/126 sayılı kararında açıklandığı üzere; Yargılama Yasalarının zaman bakımından uygulanmasında genel ilke, usul işlemlerinin, işlemin yapılacağı sırada yürürlükte bulunan Yargılama Yasasına tabi olacağıdır. Bir usul işlemine o sırada yürürlükte bulunan Yargılama Yasası hükümlerinin uygulanmasına derhal uygulama (hemen uygulama) ilkesi denilmektedir.
Somut olayda, sanığın ilk sorgusu 4.5.1990 tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre yapılmıştır. CMUK. nun 135. maddesinde 3842 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ise 01.12.1992 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yukarda açıklanan ilke gereğince, sanığın CMUK. da yapılan değişiklikten önceki savunmasının geçersiz olduğu ve yasada yapılan değişiklik doğrultusunda tekrarlanması gerektiği söylenemez.
Bu nedenle direnme kararı doğrudur. İşin esasının incelenmesi için dosyanın, Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme kararı yerinde olduğundan işin esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine 04.06.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy