(765 S. K. m. 59, 65, 448) (1412 S. K. m. 326)
Dava: Kasten adam öldürmek suçuna iştirakten sanık M.K.`nin TCK.nun 448, 65/3 ve 59. maddeleri uyarınca 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında TCK.nun 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına, nezarette ve tutukevinde geçen sürelerin cezasından sayılmasına, TCK.nun 36. maddesi uyarınca suçta kullanılan av tüfeğinin zoralımına, tutukluluk halinin devamına ilişkin Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesince 15.06.1995 gün ve 121/129 sayı ile verilen karar, C. Savcısı ve sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.12.1995 gün ve 3189/3574 sayı ile; " (Sanık M. hakkındaki hükmün ... onanmasına)
Ancak; sanık M.`nin bahçesinde çalışmakta iken oğlu diğer sanık M.`nin sabahki olaydan dolayı karşılaştığı maktüle av tüfeği ile müteaddit el ateş edip öldürdüğü, sanık M.`nin bu öldürme olayına katılmadığı, savunma ve olay yeri tespit ve krokileri ile anlaşılmakla, adı geçen sanığın "al oğlum at" diyerek her seferinde oğlu M.`ye mermi verip attıran ve bu suretle samimiyetten uzak olan maktülün annesi N.B.`nin anlatımına dayanarak sanık M.`nin de suça iştirak ettiğinin kabulü ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuş ve sanığın bu suçtan tahliyesine karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 30.01.1996 gün ve 4/7 sayı ile; 1-Maktülün annesinin ifadesinin neden samimi olmadığı bozma ilamında açıklanmamıştır. İfadesine peşin olarak itibar edilmeyecekse tanık olarak da dinlenilmemesi gerekir. Maktülün annesinin mutlak suretle hakikate aykırı beyanda bulunacağı söylenemez. Aynı daire sanık M.`nin inkara yönelik savunmasına itibar edip sebep göstermemiştir. Sanığın savunması ne kadar geçerli ise, maktülün annesinin beyanının reddedilmesi için de sebebinin olması gerekir. Mahallinde keşif yapan ve tüm duruşmalarda tarafları gören, dinleyen mahkeme heyeti olarak maktülün annesi N.`nin beyanına itibar edilmiştir.
2-Sanık M. 06.04.1995 günlü duruşma savunmasında oğlu diğer sanık M. ile birlikte olay günü tarlaya gittiklerini ve birlikte çalıştıklarını söylemiştir. Sanığın oğlu M. ile aynı tarlada çalışırken meydana gelen kavgada oğlu M., maktüle ateş ederken orada seyirci kalıp müdahale etmemesi düşünülemez. Oğlu adam öldüren sanığın olaya olumlu veya olumsuz müdahalede bulunması hayatın normal akışı gereğidir. Oğlunun ateş etmesine engel olduysa bunu da söylemesi gerekirdi. Bunu söylemediğine ve olaydan sonra oğlu diğer sanık ile olay yerinden kaçarak köyün dışında başka yerlere gitmiş olmaları, maktülün annesi tanık N.`nin anlatımlarının doğru olduğunu gösterir. Şayet sanık, olay günü olayın dışında bir yerde bulunduğunu iddia ve ispat etseydi, o zaman N.`nin anlatımları samimi kabul edilmeyebilirdi. Ancak sanığın bu savunmasındaki dolaylı ikrarı, aynı suça iştirak ettiği yolundaki kanaati kuvvetlendirmektedir.
3-Tanık M.E. 01.06.1995 tarihli duruşma ifadesinde; M.K.`nin elinde bir çuval içerisinde tüfek olduğunu gördüğünü ve maktülün kızına "bir olay olacak git annene söyle, babanın yanına gitsin" şeklinde söylediğini ifade etmiştir. Tanık M.E., yeminli ifadesinde sanık M.`nin, oğlu diğer sanığa çuval içinde tarlaya tüfek götürerek maktülün öldürülmesinde ona yardımcı olduğunu açıkça beyan etmiştir. Bu nedenle Daire bozması yerinde değildir." şeklindeki açıklamalarla önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da Yargıtayca incelenmesi C. Savcısı ve sanık vekili tarafından süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" isteyen 15.05.1996 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre; Yerel mahkeme bozma kararına karşı direnirken sanığın öldürme suçuna iştirak edip etmediğini bozma doğrultusunda tartışıp yeni ve değişik açıklamalara ve ayrıca ilk kararda yer almayan tanık M.E.`nin ifadesine dayanmıştır. Şöyleki; ilk kararda sanık M.`nin suça iştiraki oğlu diğer sanığa o atış yaparken mermi vermek olarak açıklanıp kabul edildiği halde, direnme kararında köyden olay yerine çuval içinde av tüfeği getirip silah tedariki suretile katılma şeklinde kabul edilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamalarına göre bir kararın direnme kararı olabilmesi için önceki kararla direnmeye ilişkin kararın aynı olması gerekir.
Bozmadan sonra yapılan araştırmaya, incelemeye toplanan kanıtlara, yeni ve değişik açıklama ve gerekçeye dayanılarak verilen karar, özde direnme kararı olmayıp yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Özel Dairece yapılması gerekir.
Özel Dairenin görüşü bellidir. Tekrar inceleme yapmasının davayı gereksiz yere uzatacağı gibi bir görüş ileri sürülemez. Çünkü Özel Dairenin görüşünde her zaman değişiklik olabileceği gibi, davaların uzamasını önlemek amacıyla da olsa yargılama yasanın buyurucu nitelikteki hükümleri gözardı edilemez.
İncelenen dosyada direnme kararına dayanak yapılan yeni delil ve açıklamalar Özel Dairece incelenip denetlenmemiş, bu husustaki görüşü kararında yer almamıştır. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk defa Ceza Genel kurulunca incelenmesi olanaksız olduğundan saptanan eylemli uyma nedeniyle dosyanın incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin son kararı "bozmaya eylemli uyma" niteliğinde olduğundan temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine 04.06.1996 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy