(765 S. K. m. 188, 79)
Dava: Tasarlayarak adam öldürmeye eksik kalkışma suçundan sanık A.K.'nin eyleminin, silahlı adiyen etkili eyleme tam kalkışma suçunu oluşturduğukabulüyle, TCK'nin 456/4, 62, 457/1. maddeleri uyarınca 3 ay 16 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesi'nce 28.4.1995 tarih ve 186/44 sayı ile verilen kararın, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza dairesi'nce 1.11.1995 tarih ve 2725/3136 sayı ile;
(Sair itirazlar yerinde değilse de;
Hasta çocuğunun tedavisine finans temini için mağdur-katılan B.'ye tapu kaydını vermek suretiyle sattığı taşınmazını geri almayı temin sadedinde onu ölümle tehdit edegelen sanığın, olay günü bu amacını sağlamak niyetiyle, katılana iki el ateş ettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmakla, sanığın eyleminin TCY'nin 79. maddesi yollamasıyla 188/3. maddesine uyan silahla şartlı tehdit sayılmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, vasıfta yanılgıya düşülerek, adiyen etkili eyleme kalkışma kabulü" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 8.12.1995 tarih ve 217/181 sayı ile;
(Sanığın görünürdeki fiziksel zaafiyetini, katılana silahla ateş edip yaralamaya çalışmak suretiyle gidermeye yöneldiği, bu amaçla korku salıp, maddi kaybını gidermek için hareket ettiği, ancak bu hareketlerin katılanın manevi dünyasına yönelik korku yaratmak değil, sonuç oluşturacak şekilde fizik bütünlüğüne yönelik korku salmak olduğu mahkemece kabul edilmiştir.
Bozma kararında iki suç oluştuğu vurgulanarak, ağırından ceza verilmesi gerektiği belirtimektedir.
TCY'nin 188. maddesindeki suçun oluşabilmesi için maddi veya manevi cebir ile iç özgürlüğünün ihlal edilmesi gerekir.
Zeytinliğini ucuza satan sanığın eylemi ilk bakışta tehdit gibi görülmekte ise de mağdurun iradesinin zorlanması gerekecektir.
Olayda sanığın, av tüfeği ile etkili mesafe dışından mağdura ateş etmesindeki kasdı, onun fiziksel bütünlüğüne yöneliktir. Birkaç kez ateş etmekle bu kasdı belirginleşmiştir. şayet av tüfeği ile mağdura zeytinliği bana satmazsan seni öldürürüm deseydi, TCY'nin 188/3. maddesine uyan suç oluşurdu.
Sadece mağdurun beyanında, belli olmayan bir zamanda, "zeytinliğimi bana ger isatmazsa onu öldürürüm" sözünü bir ihtiyar kurulu üyesine söylediği dile getirilmiştir. Bu iddia kanıtlanamamıştır. Bir an için söylediği kabul edilse bile, o andaki tehdit suçunun oluştuğu söylenebilir. Zira hemen veya hemene yakın bir ilişki bulunmalıdır.
Kaldı ki olayda, şart koşulu ile mağdurun iç özgürlüğünün ihlal edilmesi söz konusu değildir. O halde, eylem tek suçu oluşturur bu da yaralamaya tam kalkışmadır) açıklamasıyla direnmiştir.
Bu karar da katılan vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya Yargıtay C. Başsavcılığı'nın "onama" istekli 6.3.1996 tarih ve 1/2398 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmekle, Ceza Genel urulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın üzerine yüklenen suçun niteliğine ilişkindir.
Hasta olan oğlunu ameliyat ettirmek için parasal sıkıntıya düşen sanık 29.8.1994 tarihinde 39 milyon lira karşılığında zeytinliğini mağdura satmış, bilahare oğlunun ameliyat olmaması ve köylülerin zeytinliği ucuza sattığını söylemeleri üzerine, zeytinliği mağdurdan geri almak üzere faaliyete girişmiş, ancak, bundan sonuç alamayınca, köy muhtara İ.Ç. ve ihtiyar kurulu üyeleri aracılığı ile mağdura haber göndererek; "zeytinliğimi geri versin, vermezse öldüreceğim" demiş, mağdurun şikâyeti üzerine ifadesinin alınması sırasında jandarma astsubaya da bu beyanını tekrarlamıştır. Yine sonuç alamayınca bu kez mağdurun bacanağı N.K. aracılığı ile tehdidini yinelemiş, fakat mağdur zeytinliği geri vermeye yanaşmamıştır. Bunun üzerine, her gün ilçeye işine gitmekte olan mağduru, sanık av tüfeği ile minibüse binmek üzere geçeceği cami avlusunda sabanleyin 06.00 sıralarında beklemeye başlamış, önünden 4-5 adım uzaklıktan geçen mağdura ateş etmeyerek, 30 metre kadar uzaklaştıktan sonra korkutmak amacıyla bir el sıkmış, kaçan mağduru kovalayarak 100 metre ileride 145 adımdan bir el daha ateş etmiştir.
Bu oluşa göre, sanığın üzerine yüklenen suçun niteliği nedir:
Tehdit, bir kimseye ağır ve haksız zarara uğratılacağını bildirmekle oluşur. Ancak, fail bu fiili bilerek ve isteyerek yani tasarlayarak işlemiş olmalıdır. Bu takdirde tehdidin ciddi nitelik taşıdığı ve kişinin iç huzurunu bozduğu kabul edilebilir. Tehdit suçu ile mağdura istenilen bir hareketi yapmaya zorlamak ve onu korkutmak amaç olduğuna göre, uygunluk, elverişlilik ve yeterlilik koşulları gerçekleşmelidir.
Öte yandan koşullu tehdit suçunun oluşabilmesi için ise failin bir şeyin yapılması veya yapılmamasını istemesi yeterli değildir. Yapılması veya yapılmaması istenilen şey tehdit edilenen karırana bağlı ve onun iktidarında bulunmalıdır.
Sanık, ucuza sattığına inandığı zeytinliğin igeri almak için, mağduu süreç içerisinde tehdit etmekte, zeytinliği geri satmadığı takdirde öldüreceğini söylemekte, mağdura aracılar göndererek onu bu yolda tehdit etmektedir. Olay günü de 3-4 metre mesafeden ve önünden geçtiği halde yaralamak veya öldürmek amacıyla ateş etmeyerek, 30-40 metre uzaklaşmasını bekledikten sonra hedef gözetmeksizin ateş ettiğine göre, zeytinliğini geri almak amacıyla, mağdurun iç huzurunu bozmak kasdıyla hareket ettiği ve mağdurun zeytinliği geri satmak hususunda muktedir olduğu anlaşıldığından, sanığın sübuta eren eylemi, koşullu tehdit suçunu oluşturur.
Bu itibarla direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, direnme kararının isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26.3.1996 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy