(647 S. K. m. 6) (1412 S. K. m. 32, 260)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık K.Ü.nün 3167 sayılı yasanın 16/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl sürele bankalarda çek hesabı açmasının yasaklanmasına sanığın paraya çevirme ve erteleme talebinin reddine ilişkin Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 13.4.1995 tarih ve 779/282 sayılı ile verilen karar, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi 20.11.1995 tarih ve 10426/10848 sayı ile;
".... diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
647 sayılı yasanın 4. maddesi hükmünün uygulanmaması için CMUK'nin 260. maddesine aykırı olarak gerekçe gösterilmemesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise, 21.3.1996 tarih ve 1165/246 sayı ile; "Mahkememiz paraya çevirme ve erteleme talebini gerekçeli bir şekilde reddetmiştir. Mücerret bir hususun ve düşüncenin takdiri ve ifade edilmesi başka bir kimsenin düşünce ve anlatımı ile aynı olması beklenemez. Bu, hukukun genel prensiplerine aykırıdır" biçimindeki açıklama ile önceki kararda direnmiştir.
Bu kararın da Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekilince süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın bozma isteyen 17.10.1996 tarihli tebliğnamesiyle birinci başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın cezasının paraya çevrilmesine yer olmadığına karar verilirken, gerekçe gösterilip gösterilmediği, gösterilmişse yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkindir.
Yerel mahkeme sanığa tayin ettiği 1 yıl hapis cezasının paraya çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına karar verirken, 647 sayılı yasanın 6. maddesinin 3506 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki halinde cezaların ertelenmesi için aranan koşulların olumlu olarak gerçekleşmediği nedenine dayanmış, paraya çevirme talebinin reddine ilişkin hiçbir gerekçe göstermiştir.
Mahkemelerce kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilmesine yer olmadığına karar verilirken, Anayasa'nın 141/3. ve CMUK'nin 32. maddeleri uyarınca uygulanmama nedenini gösterir yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi zorunludur. Gerekçe; istem konusundaki takdirin akla, hukuka ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelere uygun açıklamasıdır. Kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilmesine yer olmadığına karar verilirken, gösterilen gerekçenin 647 sayılı yasanın 4. maddesinde yer alan "suçlunun kişiliği, sair halleri ve suçun işlenmesindeki özellikler" ile ilgili bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yeterli ve yasal olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli olmayan bir gerekçeye dayanılarak veya hiç bir gerekçe göstermeden paraya çevirme isteminin reddine karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek ve kararı aydınlatmak için suçlunun kişiliği, sair halleri v esuçun işlenmesindeki özellikler göz önünde bulundurularak kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilmesi hakkındaki isteğin reddine veya kabulüne karar verilmelidir.
Bu açıklamaların ışığında dosyamıza bakıldığında, sanığın kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilmesi isteğinin, cezanın ertelenmesine yer olmadığına ilişkin olarak gösterilen gerekçelere dayanılarak reddedildiği, 647 sayılı yasanın 4. maddesinde yer alan suçlunun kişiliği, sair halleri ve suçun işlenmesindeki özelliklere ilişkin yasal gerekçelerin gösterilip irdelenmediği görülmüştür. Bu husus, CMUK'nin 260. maddesine aykırı olduğu gibi, 647 sayılı yasanın 6. maddesinden bilinçli olarak çıkarılan insan onurunu ve kişiliğini incitici nitelikteki "ahlaki temayül" kavramına yer vermek suretiyle istemin reddine karar verilmesi de yasaya aykırıdır. Şu hale göre; yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA, 10.12.1996 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy