(765 S. K. m. 24, 102, 102/6, 105, 105/2, 119, 565/1)
Dava: Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan sanık N.C.'nin TCY.nın 565/1, 119, 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri gereğince 115.000 lira hafif para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 21.6.1995 gün 523/491 sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesi 14.9.1995 gün 8944/8852 sayı ile; Sanık hakkında uygulanan TCK.nun 565/1. maddesinde hafif para cezasının alt sınırının gösterilmemesi karşısında, aynı kanunun 119. maddesinde açık belirlemeye rağmen Kanunun 24. maddesinin uygulanma amacı hatalı yorumlanarak hafif para cezasında, ön ödemede bulunmadığından bahisle yarı oranında artırım yapılması isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 2.11.1995 gün 776/784 sayı ile; Cezanın aşağı veya yukarı haddi gösterilse veya maktu olsa da tayin olunacak ceza yarı oranında artırılacaktır. Maktu para cezasında artırım yapıldığı halde, bir sonraki fıkrada yarı oranında artırımın kabul edilmediği düşünülemez. TCY. nın 565. maddesinin ilk şekli, yarım liradan iki yüz liraya kadardır. İlk metin dikkate alındığında asgari had belirlenmiştir. Asgari hadden ceza tayininde, cezanın yarı oranında artırılması durumunda üst sınır da geçilmemektedir. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmen de Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli 23.5.1996 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığa yüklenen tehlikeli vasıta kullanmak suçu TCY. nın 565. maddesinde düzenlenmiş olup maddede yazılı cezanın üst sınırı itibariyle suç, TCY. nın 102/6. maddesi gereğince altı aylık asli zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Yasanın 105/2. maddesi uyarınca bir sene içinde mahkumiyet kararı verilmelidir.
Öte yandan 9.3.1939 gün 22/31 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da açıklandığı üzere suç tarihinden itibaren işlemeye başlayacak bir senelik zamanaşımı süresinin başlangıç veya sonlarında verildiğine bakılmaksızın karar verilmekle zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamaktadır.
Olayımızda suç tarihi 2.6.1995 olup, Yerel Mahkemece ilk karar, bir yıllık süre içerisinde 21.6.1995 günü verilmiştir. Bu tarihten itibaren işlemeye başlayan 6 aylık asli zamanaşımı süresi de inceleme tarihinden önce 21.12.1995 günü dolmuştur. Hükmün bu nedenle bozulmasına ve davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Tebliğnamedeki istemden değişik gerekçe ile Yerel Mahkeme direnme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, CMUY. nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCY. nın 102/6 ve 105/2. maddeleri gereğince ortadan kaldırılmasına (Düşürülmesine) 11.06.1996 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy