(6831 S. K. m. 31, 32, 110) (765 S. K. m. 1)
Dava: Emirlere uymama suçundan sanık M. T.'in TCY.nın 526/1, 59, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 279.166 lira hafif para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Datça Sulh Ceza Mahkemesince verilen 01.12.1994 gün 81/61 sayılı hükmün yerel ve üst C.Savcıları tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesi 23.10.1995 gün 9895/10900 sayı ile;
"Sanığın anızlarını yaktığı yerin durumu itibariyle eylemin 6831 sayılı Kanunun 4114 sayılı Kanunla değişik 76/d ve 110. maddeleri kapsamında bulunup bulunmadığının araştırılıp belirlenmesi ve bu yolda uygulama yapılması lüzumu bozmayı gerektirdiğinden TCK.nun 2. maddesi ve aleyhe bozma yasağı gözetilmek suretiyle hükmün bozulmasına" karar vermiş,
Yerel Mahkeme 27.12.1995 gün 128/143 sayı ile;
"Olay ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren, anız yakma suçunu cürüm olarak kabul eden ve daha ağır ceza öngören 4114 sayılı Yasa sanık hakkında uygulanamaz. Önceki kararda hafif para cezası eksik tayin edilmişse de aleyhte karar verilemeyeceğinden ve anız değil artıklar toplanarak bir yerde yakılmış ve suçun unsurları oluşmamışsa da direnme kararı verilmiş olup suçun unsurları yeniden incelenemeyeceğinden sanığın cezalandırılmasına karar verilmelidir." gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de Yargıtayca incelenmesi Yerel C.Savcısı tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C.Başsavcılığının "direnme kararının onanmasını" isteyen 06.12.1996 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yetkili makamlarca anız yakmak yasaklandığı halde, sanığın 9.09.1994 günü topladığı yulaf saplarını tarlasında yaktığı ve bu suretle emirlere uymadığından bahisle 01.12.1994 gün 81/61 sayılı kararla TCY.nın 526/1, 59, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Hüküm, yerel ve üst C.Savcıları tarafından para cezasının eksik tayini nedeniyle sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
Karardan sonra 08.07.1995 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4114 sayılı Yasa ile Orman Yasasının 76. maddesi değiştirilmiş, ormanlara dört kilometre mesafede ve Orman Yasasının 31, 32. maddeleri kapsamına giren köylerin sınırları içinde anız veya benzeri bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır. Böylece maddede belirtilen yerlerde anız yakılması, Orman Yasası kapsamına alınmış ve orman suçu haline getirilmiştir. Yaptırımı ise Orman Yasasının değişik 110. maddesinde gösterilmiştir.
Özel Dairece, bu yeni yasal düzenleme dikkate alınarak, anız yakılan yerin Orman Yasasının değişik 76/d ve 110. maddeleri kapsamında bulunup bulunmadığının araştırılması, sonucuna göre uygulama yapılması gerektiğinden bahisle mahkeme kararı bozulmuştur.
Direnme kararında; olay tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanık aleyhine olan hükümlerin uygulanamayacağı gerekçesine dayanılmakla birlikte C.Savcılarının para cezasının eksik tayini yönünden aleyhe temyiz incelemesi istemlerine rağmen, aleyhte karar verme yasağından bahisle önceki kararda belirtilen miktar üzerinden para cezası tayin olunmak ve olayda anız yakılmayıp yulaf saplarının boş tarlada toplanıp yakıldığı, atıkların yakılmasına ilişkin bir hüküm olmadığı, bu itibarla emirlere uymama suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, direnme kararı verilmesi nedeniyle suçun unsurlarının yeniden incelenemeyeceği belirtilmek suretiyle önceki hükümde direnilmiştir. Yerel Mahkeme, önceki mahkumiyet hükmünde direnmekle beraber, suçun unsurlarının oluşmadığını da kabul etmiştir. Bir yandan suçun yasal unsurları oluşmamıştır derken, öte yandan da suçun sabit olduğunu kabul ederek mahkumiyet hükmü kurmuş, böylece çok büyük yanılgıya düşmüştür. Karar bu yönüyle hem kendi içinde çelişkili ve hem de hukuken kabul edilemez nitelikte olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, 25.02.1997 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy