(1412 S. K. m. 13) (765 S. K. m. 493)
Dava: Sanık N.A. hakkında hırsızlık suçundan açılan davada; sanığın hırsızlık suçundan beraatına, kendiliğinden hak alma suçundan ise davanın ortadan kaldırılmasına ilişkin Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesince verilen 3.11.1994 gün 268-481 sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi 3.7.1995 gün 7663-7988 sayı ile;
CMUK. nun 236. maddesinin yollamada bulunduğu aynı yasanın 135. maddesi gereğince sanığın usulüne uygun olarak savunması alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 23.11.1995 gün 297-397 sayı ile;
Görevsizlik kararı veren Sulh Ceza Mahkemesince talimat yazılarak iddianame ve görevsizlik kararı eklenmiş, sanığın suçu anlatılarak ifade vermeyi reddetme hakkı hatırlatılmıştır. Sanık, hazırlık soruşturmasında kendisini vekille temsil ettirmiş ve müdafii duruşmalara katılmıştır. CMUY. nın 135. maddesindeki haklar, sanığa hatırlatılmıştır. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de katılan vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya; Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli 4.11.1996 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın kiracısı olan şikayetçinin evden çıkmaması üzerine, gündüz vakti evin kapı ve pencerelerini sökmek suretiyle eve girerek bilezik ve para aldığı iddiasıyla T.C.Y.nın 491/4, 522. maddeleri gereğince cezalandırılması için Asliye Ceza Mahkemesine dava açılmış, sevk maddesine göre Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle sanık dinlenmeden görevsizlik kararı verilmiştir.
Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sırasında sanık, talimatla dinlenmiş ve eylemin T.C.Y.nın 493/1. maddesine uygun bulunduğu gerekçesiyle dosya, görevli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Sulh ve Asliye Ceza Mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığının doğması üzerine, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Asliye Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı kaldırılmıştır.
Yargılamayı sürdüren Asliye Ceza Mahkemesince bu kere de sanık celbedilmemiş, duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunmamış veya talimatla dinlenmemiştir. Sanık davanın safahatı hakkında bilgilendirilememiş, duruşma günü bildirilmeyerek taraf teşkili yapılmamış, savunma hakkı kısıtlanmıştır. Ceza yargılamasında savunma hakkı, sanığın en kutsal ve önde gelen haklarındandır. Bu hak, hiçbir şekilde kısıtlanamaz. Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün, açıklanan bu değişik gerekçeyle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Sair yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle yukarıda açıklanan usulü nedenle BOZULMASINA, 25.02.1997 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy