(765 S. K. m. 146/1, 450/4) (3713 S. K. m. 7/1)
Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışma suçundan sanıklar Osman Erdemir, Can Özbilen, Rıza Bayramçavuş'un, değişen suç vasfına göre TCY.nın 450/4, 61, 59/2. ve 3713 Sayılı Yasanın 7/1, T.C.Y.nın 59.maddeleri gereğince sonuç olarak 14 yıl 12'şer ay ağır hapis 466.666,66 lira ağır para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin İstanbul 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince oyçokluğuyla verilen 23/11/1994 gün 194/258 sayılı hükmün sanıklar vekili ve C.Savcısı tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9.Ceza Dairesi 23/06/1995 gün 2846/4383 sayı ile;
"....Sanıkların, sübutu mahkemece de kabul edilen eylemlerinin bir bütün halinde TCK.nun 146/1.maddesindeki suçun gerçekleşmesine yönelik, cebre dayalı icrai hareket niteliğinde bulunduğunda ve bu suçu oluşturduğunda kuşku yoktur.
Bu itibarla sanıkların TCK.nun 146/1.maddesi yerine karar yerinde gösterilen ve yerinde bulunmayan gerekçelerle yazılı şekilde cezalandırılmaları" isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 08/09/1995 gün 241/145 sayı ile;
"Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs suçunun oluşması için, kastedilen neticenin gerçekleşebilme tehlikesini doğuran eylemlerin bulunması gerekir. Eylem, kastedilen neticeyi elde etmeye uygun ve elverişli olmalı, Anayasal düzeni değiştirme sonucu doğurabilecek icrai bir hareket olmalıdır. Olayda, bu amaca ulaşması için herhangi bir eylemi görülmeyen organik bir örgüt bağı saptanamayan örgütün, bu amaca ulaşması mümkün görülememiştir. Bu grubun başkaca bir olayı belirlenememiştir.
Sanıkların mensubu olduğu İslami Hareket süreci olarak adlandırılan örgütün organik yapısı, çalışma biçimi hakkında yeterli ve kesin deliller elde edilememiş örgüt de belirtildiği gibi TCK.nun 146/1.maddesindeki suçun teşebbüsüne olanak verecek yapıda değildir." gerekçesiyle ve oyçokluğuyla önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de Yargıtayca incelenmesi C.Savcısı tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istemli 07/03/1996 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Dosya içeriğine göre;
Sanıklar yakalanamayan arkadaşları ile birlikte bir örgüt oluşturmuşlar ve komşu bir ülkedeki örgütle bağlantı kurduktan sonra oraya giderek teorik ve silahlı eğitim görmüşlerdir. Bir başka dine mensup olduğu ve Filistin'deki Müslümanların ezilmelerinde payı bulunduğu, bir devlete maddi destek sağladığı gerekçesiyle tanınmış bir iş adamı olan şikayetçiyi öldürme kararı almışlar, Türkiye'ye döndüklerinde bilgi toplamaya başlamışlardır. Şikayetçinin evini ve geçtiği yolları izleyip bilgi toplayan sanıklar 25 Ocak 1993 günü Ayhan Sağ'ın evinde toplanıp görev bölümü yapmışlardır. Komşu ülkeye gidiş gelişi ve silahları sağlayan Yaşar Polat, sanıklara kod isimlerini söylemiş ve örgütün adı konusunda anlaşma sağlanamamıştır. Bunun üzerine olaydan sonra gazetelere telefon edilerek örgüt adının açıklanmasına karar verilmiş ve gece silahlar arabaya yerleştirilerek önceden yapılan plan gereği sabahleyin şikayetçinin geçeceği yolda beklenmeye başlanmıştır. Şikayetçinin gelmemesi üzerine geri dönülmüş, olay günü aynı şekilde hareket edilerek yolda beklenmeye başlanmıştır. Yakalanamayan Kamil Aşkın'ın telsizle, şikayetçinin geldiğini söylemesi üzerine, sanıklar bekledikleri otomobilden inerek yol kenarına saklanmışlar, şikayetçinin otomobili yaklaştığında Ayhan Sağ, lav silahı ile ateş etmek istemiş, silah ateş almayınca, sanıklar kaleşnikov silahlarla ateş etmişlerdir. Şikayetçinin korumaları tarafından ateşle cevap verilmesi üzerine, otomobile binip kaçmak istemişler, otomobilin lastiği patlayınca inip yaya olarak uzaklaşmışlardır. Sanıklardan Rıza Bayramçavuş olay yerine 200 metre mesafede, sanıklar Can Özbilen ile Osman Erdemir ise komşu bir ülkeye geçmek amacıyla gittikleri Van'da yakalanmışlardır.
Sanıkların olayda kullandıkları otomobilde yapılan aramada bir el telsizi, dört el bombası, bir lav silahı, iki adet kaleşnikov, iki adet 14'lü Browning, bir adet uzi marka otomatik silahlarla şarjörler ve fişekler bulunmuştur.
Sanıklar Müslümanların dünyada ve Türkiye'de ezilmelerini önlemek için silahlı İslami bir hareket başlatıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasını zorla değiştirip yerine teokratik düzene dayalı, İslam Hukukunun uygulandığı bir Devlet kurma amacıyla hareket etmişler, İslami Hareket Süreci olarak nitelendirdikleri bir örgüt oluşturmuşlardır. Emniyet Genel Müdürlüğünün 17/03/1993 günlü yazısında, İslami Hareket Süreci diye adlandırılan grup hakkında, şikayetçinin öldürülmeye teşebbüs edilmesi olayı dışında bir bilgi bulunmadığı bildirilmiştir. Sanıklar eğitim gördükten ve örgüt oluşturduktan sonra yukarda açıklanan amaçları gerçekleştirmek için silahlı faaliyette bulunmuşlardır.
TCY.nın 146/1.maddesindeki suçun oluşabilmesi için, düzenin değiştirilmesine yönelik fiilin hukuka aykırı ve cebri olması yeterlidir. "Cebrin" geniş anlaşılması gerekir. Cezalandırılan; Anayasa ile kurulmuş olan siyası, hukuki, sosyal düzenin yasal olmayan usullerle kısmen veya tamamen değiştirilmesini ve kaldırılmasını hedef alan fiillerdir. Bu hedefe; yasaların suç saydığı tarzda, hukuk dışı ve gayrimeşru olarak cebir kullanmak suretiyle ulaşılmaya yönelinmesi halinde bu suç oluşmaktadır. Maddedeki suçun oluşması için teşebbüs yeterlidir. Bir tehlike suçu niteliğinde olan Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs suçunda, suçun niteliğinin doğal sonucu olarak ancak amaçlanan sonucun gerçekleşebilme tehlikesini doğurabilecek eylemlerin teşebbüs olarak kabulü mümkündür. Bu nedenle eylemin amaçlanan neticeyi elde etmeye uygun ve elverişli olması, elverişli vasıtalarla zorlayıcı eylemlere girişilmesi gerekir. Belirli bir plan içersinde uygulamaya konulan, sistemli ve örgütlü bir bağlantı içinde organik bütünlük arzeden eylemler, tehlike suçunun oluşması için yeterlidir. Eylemin işlenme şekli, zamanı, vehameti, etkisi birlikte değerlendirilmelidir. Suçun tamamlanması hali düşünülemez. Suç tamamlanırsa zaten, suçlular başarılı olup amaçlarına ulaşacakları için ortada bir suç ve bu suçu cezalandıracak makam olmayacaktır.
Bu itibarla sanıkların Anayasal düzeni yıkıp yerine teokratik düzene dayalı bir devlet kurmak amacıyla giriştikleri silahlı şiddet hareketleri, düzeni zorlayıcı ve çökertici girişimleriyle sarsıp yıkacakları Anayasal düzenin yerine kendi istedikleri düzeni kurmayı sağlayıcı hareketlerdir. TCY.nın 146/1.maddesinin uygulanması için, silahlı güçlerin tüm Anayasal kuruluşlara yönelik toplu bir harekette bulunmaları şart değildir. Sanıkların dahil olduğu Yasa dışı örgütün, kendi iktidarlarının gerçekleşmesi için yaptıkları ve var olan düzeni zorlayıcı bu silahlı eylemleri cebre dayalı icrai hareket niteliğinde olduğundan, maddede yazılı suçun yasal unsurları oluşmuştur.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, 02/04/1996 günü, tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy