(1412 S. K. m. 226)
Dava: Öldürmeye tam teşebbüs suçundan sanık H.G.'nin TCK. nun 448, 62/son, 51/1, 55/3, 59/2. maddeleri uyarınca sonuçta 6 sene 8 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında TCK. nun 33. maddesinin uygulanmasına ilişkin Van Ağır Ceza Mahkemesince 10.6.1996 gün ve 287/135 sayı ile verilen karar, sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.1.1997 gün ve 4178/27 sayı ile; Aynı suçtan tutuklu olan sanık H.G.'nin duruşmada hazır bulundurularak sorgusunun yapılması gerekirken talimatla alınarak CMUK. nun 226. maddesine muhalefet edilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 9.6.1997 gün ve 32/118 sayı ile; bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulması hususunda sanığın bulunduğu Saray Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazmış, davetiye tebliğ edilen sanığın köyünden ayrılarak çalışmaya gitmiş olması nedeniyle bozmaya karşı diyeceklerini sormadan CMUK. nun 326/2. maddesi uyarınca dinlenilmesinden vazgeçip ilk hükümdeki gerekçelerle direnmeye karar vermiştir.
Bu kararın da, sanık vekilince süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının onama isteyen 12.11.1997 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Adam öldürmeye tam teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın sorgusunun talimat yoluyla saptanıp saptanmayacağına ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden sanığın talimatla sorgusunun yapılıp savunmasının alındığı 20.12.1995 tarihinde, gerek yargılandığı adam öldürmeye tam teşebbüs suçundan ve gerekse başka suçtan tutuklu bulunmadığı anlaşılmaktadır. Van Ağır Ceza Mahkemesince, Saray Asliye Ceza Mahkemesine yazılan talimatla sanık duruşmadan vareste tutulmayı kabul ettiği takdirde sorgusunun yapılarak savunmasının alınması istenmiştir. Saray Asliye Ceza Mahkemesi de, duruşmadan vareste tutulmayı kabul eden sanığın, belirtilen tarihte sorgusunu yapmış, savunmasını alarak talimatı yerine göndermiştir. Sanık yargılama konusunda bu suçtan tutuklu olmadığı için hakkında CMUK. nun 226. maddesinin 4. fıkrasının uygulanma alanı yoktur. Aynı maddenin 3. fıkrası ise Ağır Cezalı suçlarda sanık daha önce sulh hakimi tarafından sorguya çekilmiş olsa bile davaya esas olan olaylar üzerine istinabe yoluyla sorguya çekilir hükmünü taşımaktadır. Buna göre Yerel Mahkemenin sorgunun yapılması biçimine ilişkin uygulamasında yasaya aykırı bir husus bulunmadığından, konuya ilişkin direnme doğru olup hükmün sair yönlerinin incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin Özel Daire bozmasından önce sanığın savunmasını istinabe yoluyla almasında usule aykırı bir yön görülmediğinden dosyanın, sair yönlerden temyiz incelemesi yapılmak üzere, Özel Daireye gönderilmesine, 10.02.1998 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy