(765 S. K. m. 20, 31, 50, 448)
Dava: Adam öldürmek ve ruhsatsız tabanca bulundurmak suçlarından sanık Müşerref Çulfaz'ın, TCK.nun 448, 50, 59/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nun 31. maddesi uyarınca 3 yıl kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, ruhsatsız tabanca bulundurmak suçundan 6136 Sayılı Kanunun 13/3, 3506 Sayılı Kanun, TCK.nun 19, 59/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 233.333 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, suçta kullanılan tabanca ve mermilerin TCK.nun 36. maddesi uyarınca müsaderesine,
TCK.nun 71. maddesi uyarınca her iki suçtan verilen cezalar toplanarak sonuçta 3 yıl 14 ay hapis ve 233.333 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve salıverilmesine ilişkin Giresun Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.8.1996 gün ve 118/125 sayılı hükmün, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine; dosyayı inceleyen Yargıtay 1.Ceza Dairesince 24.12.1996 gün ve 3815/4166 sayı ile;
"...Sanık hakkında TCK.nun 50. maddesi uygulandığına göre 50. maddenin son fıkrası uyarınca TCK.nun 20. maddesi uygulanması gerekirken 31/2. maddesinin uygulanması" isabetsizliğinden bozulmasına, "TCY.nın 50. maddesi koşulunda öldürme eylemi vuku bulduğunda, kamu hizmetlerinden yasaklamaya ilişkin feri ceza ancak ve sadece; "daimi yasak gerektirecek" koşullar için süreli ölçüyle uygulanabilecektir.
Daimi yasak ise TCY.nın 31/1. maddesinde belirlenmiş ve sonuç cezanın 5 yılı aşkın olmasıyla sınırlandırılmıştır.
"Daimi yasak gerektiren ahvalde süreli yasağı öneren" yasa koyucu süreli yasak gerektiren ve 31/2. maddesinde 3 ila 5 yıl arası ceza hükmüyle sınırlandırılmış olan ahval için feri yaptırım önermemiştir.
"Cezanın kanuniliği" kuralı esas olduğuna ve kıyas yoluyla asli ya da feri ceza yaratılamayacağına göre; 50. maddede yazılı bulunan "daimi yasak gerektiren" sözcüğü görmezlikten gelinerek 3 yıl 4 ay hapis cezası esas alınmak suretiyle kamu hizmetlerinden yasaklama önermek ve Yerel Mahkemenin bu yöndeki hatalı uygulamasını isabetli kabul etmek, yorumla feri ceza yaratmak olacaktır.
TCY.nın 50. maddesinde "kamu hizmetlerinden muvakkat memnuniyet cezası verilir." ibaresi kullanılmayarak "müebbet memnuniyet cezası yerine muvakkat memnuniyet cezası verilir." ibaresine yer verilmekle; açık net ve duraksatmaz bir koşul işaretlemekte ve 31/1. maddesindeki 5 yılın üstündeki cezalara atıfta bulunularak daimi yasak gerektiren bu ahvalde süreli yasak uygulanabileceği kastedilmektedir.
50. maddenin uygulanmasıyla belirlenen sonuç cezanın 3 ila 5 yıl arası olması durumunda ise feri yaptırım önerilmediği tartışma kaldırmaz açıklıktadır..." karşı oyuyla ve gerekçede oyçokluğu, bozmada oybirliği ile karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığınca 30.1.1997 gün ve 90417 sayı ile; "...karşı oy yazısındaki gerekçelerle itiraz edilerek Özel Daire bozma kararının kaldırılıp, sanığa verilen 3 yıl 4 ay hapis cezası yanında, ayrıca kamu hizmetlerinden yasaklama cezası da verilmiş olması nedeniyle Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi..." talep olunmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğine göre;
Sanığın adam öldürmek suçundan TCY.nın 448, 50, 59/2. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis ve 31. madde gereğince 3 yıl kamu hizmetlerinden yasaklama cezası ile cezalandırılmasına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında geçici olarak kamu hizmetlerinden yasaklama cezası tayin edilip edilemeyeceğine ve süresine ilişkindir.
Medeni ehliyeti kaldıran yani kişinin vatandaşlık haklarının bir kısmını kullanabilmesini veya bu haklara sahip olmasını etkileyen bir ceza olan kamu hizmetlerinden yasaklılık cezası, özgürlüğü bağlayıcı ceza ile birlikte hükmolunduğunda "tamamlayıcı ceza" ( md. 20 ) ya da ceza hükümlülüğünün sonucu olan "ek-fer'i ceza" ( md. 31 ) niteliğindedir.
30.6.1995 gün 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere kamu hizmetlerinden yasaklama cezası süreli veya sürekli olsa bile aynı tür ceza olup aralarında bir fark bulunmamaktadır. Zira;
1- Ceza Yasasının gerek 20. gerekse 31. maddelerinde yer alan kamu hizmetlerinden yasaklılık cezası, bu Yasanın 11. maddesinin 6. bendinde sayılan ayni cezadır.
2- Her iki maddede yer alan kamu hizmetlerinden yasaklanmanın doğurduğu ehliyetsizlikler ayni olup Yasanın sadece 20. maddesinde sayılmıştır.
3- Kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası hürriyeti bağlayıcı cezaya da tabi olsa, ceza mahkumiyetinin sonucuna da bağlı bulunsa, Ceza Kanununun 41. maddesi gereğince asıl cezanın tamamlanmasından veya düşmesinden itibaren yerine getirme süresi başlayacaktır.
4- Her iki kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasının sonucu ayni olup buna mahkumiyet; 34. maddede belirtildiği üzere siyasi hizmete seçilmeye veya memuriyete engel olduğu takdirde var olan seçilmişliği ve memuriyeti de ortadan kaldıracaktır.
5- Memnu hakların iadesinde de, kamu hizmetlerinden yasaklanmanın türü yani 20 ve 31. maddeden kaynaklanması arasında hiçbir fark gözetilmemiştir.
6- Ceza Yasasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın 20. ve 31. maddeden kaynaklanan, ya da süreli veya süresiz olan kamu hizmetlerinden yasaklılığa aykırı davranışların tümü 307/1. maddeyle tek bir suç olarak kabul edilmiştir.
7- Ceza Yasasının 31. maddesinin yalnız ağır hapis cezaları için öngörülmesi nedeniyle, aynı Yasanın 20. maddesinin istisnası olduğu da ileri sürülemez. Çünkü; Ceza Yasasının 302, 202, 205, 208, 209, 212 ila 219. maddelerindeki ağır hapis cezalarıyla birlikte memuriyetten yoksun bırakma yani bir nevi kamu hizmetlerinden yasaklama cezası öngörülmesi de 20 ve 31. madde arasında fark gözetilmediğini göstermektedir.
8- Küçükler ve sınırlı ehliyetsizler hakkında kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasının uygulanamayacağına ilişkin TCY.nın 54, 55 ve 58. maddelerinde, kanuni netice ile fer'i ceza açısından bir ayırım yapılmamış, gerek 20 ve gerekse 31. maddenin tatbik edilmeyeceği kabul edilmiştir.
Bu itibarla Ceza Yasasının 20 ve 31. maddelerinde düzenlenen kamu hizmetlerinden yasaklanma cezaları birbirinden farklı olmayıp her ikisi de genel hüküm niteliğindedir. Aralarında özel-genel norm ilişkisi kurulamaz.
Öte yandan; kamu hizmetlerinden yasaklama cezasının, bu hizmetlerden bazıları ile sınırlı tutulduğu hallerde diğer hizmetler, yasaklamanın dışında kalacaktır. Örneğin yasa koyucu tarafından, kamu hizmetlerinden yasaklama cezası yerine daha dar kapsamlı olan memuriyetten yasaklama cezası tayininde, yasaklamanın sınırı memuriyetle sınırlı olacaktır. Ancak, kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasının tahditleri istisnadır ve dar yorumlanması gerekir. Bu sınırlamaların dışında kalan hususlarda genel hüküm olan TCY.nın 20. maddesi uygulanmalıdır. Ceza Genel Kurulunun 19.12.1938 gün 202/259 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Uyuşmazlık konusu olan TCY.nın 50. maddesinde, "49. maddede yazılı fiillerden birini icra ederken kanunun veya selahiyettar makamın veya zaruretin tayin ettiği hududu tecavüz edenler cürüm ölüm cezasını müstelzim ise sekiz seneden aşağı olmamak üzere hapis ve müebbed ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde altı seneden on beş seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Sair hallerde asıl suça mürettep ceza altıda birinden eksik ve yarısından ziyade olmamak üzere indirilir ve ağır hapis hapse tahvil olunur ve amme hizmetlerinden müebbet memnuiyet cezası yerine muvakkat memnuiyet cezası verilir." hükmü yer almaktadır. Zaruret sınırının aşılması halinde cezaların ne şekilde tayin olunacağı ve hangi oranlarda indirileceği maddede gösterilmiştir. Bu hükme göre, ağır hapis cezası hapse, kamu hizmetlerinden sürekli yasaklama cezası ise süreli yasaklama cezasına dönüştürülecektir. Kamu hizmetlerinden sürekli yasaklama cezası geçici yasaklamaya dönüştürüldüğü ve maddede müddet konusunda bir hüküm bulunmadığı cihetle, TCY.nın 31. maddesi uygulanmayıp 20. madde gereğince 3 aydan 3 yıla kadar geçici kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası verilmelidir. ( Majno, Ceza Kanunu Şerhi, c.1, sh.225 ). Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazı reddolunmalıdır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyelerinden Osman Şirin; Özel Daire kararına karşı yazdığı karşı oy yazısındaki düşüncelerle, itirazın haklı nedenlere dayandığını belirterek karşı oy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 11.3.1997 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy