(765 S. K. m. 448, 452/1)
Dava: Tasarlayarak adam öldürmek suçundan sanık F. Y.nin maktülü kasten öldürdüğü sabit görülerek TCK'nin 448. maddesi uyarınca 24 sene ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, 25.000.000 lira manevi tazminatı katılan tarafa ödemesine, 250.000 nispi harcın kendisinden tahsiline, sürücü belgesinin süresiz olarak geri alınmasına ilişkin Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi'nce 26.11.1996 tarih ve 22/132 sayı ile verilen karar, yasa gereği temyize tâbi olup, sanık vekillerince de temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce 2.6.1997 tarih ve 1112/2020 sayı ile;
"a- Şahit N.nin ifadesine göre olayın sebebi, olayın gelişme ve sonuçlanması birlikte değerlendirildiğinde, kadın meselesinden çıkan tartışmaya maktül ve sanığın sebebiyet verdiği hususunun ve ilk hareketi hangi tarafın başlattığının açıklıkla belirlenememesinin sanığın lehine değerlendirilmesi ile TCK'nin 29. maddesi de ceza takdirinde dikkate alınarak 452/1, 51/1. maddeleri ile cezalandırılması gerekirken, şüpheli hususların sanık aleyhinde kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi,
b- Nisbi harcın 900.000 lira olması gerekirken, 250.000 lira olarak noksan tayini,
c- 4199 sayılı yasa ile değişen 2918 sayılı yasanın 41. ve 119. maddeleri ile TCK'nin 2. maddesi gereğince yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu" nedenleriyle bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise 15.7.1997 tarih ve 118/138 sayı ile;
"Ölü muayene ve otopsi tutanağında belirtildiği gibi, maktülün başının sol temporal bölgesinde ölümü husule getiren çökme kırığı ile yine başın aynı bölgesinde bulunan 1 cm. ebadında ayrıca künt bir kesi olması ve bu hususların 27.9.1996 tarihli Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun raporunda da açıkça belirtilmesi karşısında, maktülün başında ölümü meydana getiren iki yara olduğu anlaşılmaktadır. Baş gibi hayati bölgeye yakın mesafeden ve birden fazla vuran. sanıkta öldürme kastı olmadığı söylenemez" biçimindeki gerekçe ile;
Bozma nedenlerinden suç vasfına yönelik olanına direnmiş, diğerlerine ise uyup, gereğini yerine getirmiştir.
Bu kararın da, re'sen incelemeye tabi olması yanında sanık vekillerince de temyiz edilmesi üzerine dosya; Yargıtay C. Başsavcılığı'nın bozma isteyen 12.12.1997 tarihli tebliğnamesiyle birinci başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Olay gecesi, sanık F. maktül N.yi de yanına alarak taammüden adam öldürmek suçundan beraat eden N. B. isimli kadınla bir bağ evinde alem yapmakta olan ve suç vasfındaki değişiklik nedeniyle cürüm delillerini saklamak suçundan verilen cezaları onanarak kesinleşen Ö., A. A. ve İ. isimli kişilerin yanına gitmişler, saat 23.00'e kadar içip eğlenmişlerdir. Bu içki alemi sırasında N. isimli hayat kadını İ. ile cinsel ilişkiye girmek için yandaki odaya geçmiş, aynı kadınla yatmak isteyen maktül ile kadının yorgun olduğunu söyleyen sanık F. arasında bu yüzden tartışma çıkmıştır. Bu tartışma sırasında önce kimin başlattığı saptanamayan karşılıklı küfürleşmeler olmuş, bir ara bağ evinin önündeki bahçeye çıkan maktülün arkasından sanık F. de inerek orada sürdürülen tartışma sırasında, ele geçmeyen balta veya çapaya benzer sapsız bir aletin künt tarafı ile maktülün kafasına "senin hakkın bu '' diyerek vurmuş, yere düşen maktül, uzun süre kendine gelmemesi üzerine sanık ve diğerleri tarafından hastaneye kaldırılmış, ancak kurtarılamayarak ölmüştür.
8.5.1993 günlü ölü muayene ve otopsi tutanağında, cesedin harici muayenesinde, başın sol temporal bölgesinde parçalı doku kaybıyla oluşan 4 cm. uzunluğunda 2 cm. kadar genişlikte parçalı, künt travmaya bağlı ezik şeklinde kesi ile aynı bölgede 1 cm. ebadında ayrıca bir künt kesi daha bulunduğu, büyük yaranın altında çökme olduğunun gözlendiği ve ölümün sert bir cismin darbesiyle meydana geldiği belirtilmiştir.
Bağ evinin 2. katındaki pencereden düştüğü şeklindeki savunma nedeniyle, maktüle ait kabir açılıp maktülün kafatası ile diğer kemikleri Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilmiş, Morg İhtisas Dairesi'nin 27.5.1995, 1. İhtisas Dairesi'nin 17 Eylül 1996 günlü raporlarında, "kafatasında sol temporal ön bölümünde tespit edilen çökme kırığı ile, bunun alt bölümünden başlayan kırık hattının düşmekten ziyade, sert ve künt bir cismin veya cisimlerin direkt havalesi ile husule gelmiş nitelikte oldukları bildirilmiştir.
Yukarıda anlatılan biçimde gerçekleşen maddi olayda Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK'nin 448 ve 452/1. maddelerinden hangisine uyduğuna ilişkindir.
Basit hali TCK'nin 448. maddesinde düzenlenen kasten adam öldürme suçu, neticesi bilinerek, elverişli vasıtasıyla iradi olarak işlendiği takdirde maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşur. Yasanın 452/l. maddesindeki, kastın aşılması suretiyle müessir fıil sonucu adam öldürme suçunda ise fail tarafından istenmemiş ölüm neticesinin fail tarafından işlenmiş müessir fiil ile husule gelmiş olması gerekir. Buna göre etkili eylemin nitelik ve şiddeti ölümü "beklenebilir sonuç" haline getirmişse failin öldürme kastıyla hareket ettiğini kabul etmek gerekir.
Somut olayı değerlendirdiğimizde; sanık, kendisine hiçbir şekilde karşı koyduğu belirlenmeyen maktülün baş gibi hayati öneme haiz bölgesine balta veya kazma niteliğindeki bir aletin demir aksamının künt tarafıyla birden fazla vurmuş, ancak; maktülün yere düşüp hareketsiz kalması üzerine eylemine son vermiştir. Darbelerin sayısı ve şiddeti ve olayın göz önünde tutulduğunda sanığın eylemini kasten adam öldürme olarak nitelendiren yerel mahkemenin suç vasfına yönelik direnmesi doğru olup, Özel Daire kararında işaret edilen tahrike, nisbi harca ve ehliyetnamenin geri alınmasına ilişkin bozma nedenlerine açıkça uyulduğundan dosyanın, direnme kapsamı dışında kalan hususlarda temyiz incelemesi yapılmak üzere 1. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri; "sanığın eyleminin kastı aşan etkili eylem sonucu adam öldürme suçunu oluşturduğu" gerekçesiyle bozma yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin suç vasfına yönelik direnmesi yerinde olup, uyulan kısımlarda temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 1. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 3.3.1998 tarihinde yasal oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy