(765 S. K. m. 49, 448)
Dava: Adam öldürmek suçundan sanık İsmail hakkında, TCY. nın 49. maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığına ilişkin, Bursa Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesince oyçokluğuyla verilen 11.12.1995 gün, 245/306 sayılı hükmün C. Savcısı ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, 17.6.1996 gün, 2081/2303 sayı ile;
Sanık İsmail, oğlu Esen ile tarlasında çalışırken, tarla komşusu olan maktulün aralarında mevcut husumet nedeniyle Esen'e hakaret ederek bir el ateş ettiği, Esen'in kendisini yere attığı, bunu gören sanık İsmail'in oğlunun vurulduğunu düşünerek maktule bir şarjör mermi attığı ve ikinci şarjörü de takarak ateş ettiği, maktulün on kadar giriş ve çıkışı olan kurşun yaralanması sonucu öldüğü, ölenin tabancasını elinden alarak sanığın teslim olduğu, sanık İsmail'in anlatımlarında oğlumu öldürdü, diye ona ateş ettim, vurdum şeklindeki açıklamalarında meşru müdafaa koşulları içinde bulunduğunu gösterir savunmalarının da olmadığı, dosya içeriğine göre sanığın maktulü, oğluna ateş edip vurduğu düşüncesi içinde maruz kaldığı ağır tahrik altında öldürdüğü anlaşıldığından, TCK. nun 448, 51/2, 59. maddeleri ile cezalandırılması gerekirken TCK. nun 49. maddesinin uygulanması isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme, 16.10.1996 gün, 235/223 sayı ile;
Sanık, yanlarına gelen maktulün oğluna küfretmesi, bir el ateş etmesi üzerine, kendisine ateş edilme ihtimali bulunduğundan maktule ateş etmiştir. Saldırı ve savunma aynı anda olmuştur. Sanık, yere düşen oğlunun öldüğünü düşünmüş ve elinde tabanca bulunan maktule ateş etmiştir. Olayda meşru müdafaanın koşulları gerçekleşmiştir gerekçesiyle ve bozmaya uyulması gerektiği karşı oyu ile oyçokluğuyla önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı ve katılan vekili tarafından süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C. Başsavcılığı'nın bozma istemli 20.2.1997 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle; Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında kasten adam öldürmek suçundan açılan davada; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, fiilin yasal savunma koşulları içinde işlenip işlenmediğine ilişkindir.
Ceza Yasasının 49. maddesinde düzenlenen yasal savunmanın kabulü için, maddi mahiyette haksız bir saldırı bulunmalı, savunma ile saldırı hem zaman olmalı, savunma saldırı devam ederken yapılmalı, savunma ile saldırı arasında uygun oran bulunmalıdır. Ancak saldırının varlığını geniş manada anlamak ve başlayacağı artık muhakkak olan bir saldırıyı başlamış, keza bitmiş olmasına rağmen tekrarından korkulan bir saldırıyı da henüz sona ermemiş saymak zorunludur. Henüz başlamamış saldırı tehlike teşkil edebileceği gibi, sona eren bir saldırının tekrar edilme tehlikesi de bulunabilir.
Yasal savunmada sanığa kaçma mükellefiyeti yükletilmeyeceği gibi sanıktan kaçarak kurtulması istenemez. Failin kaçma olanağının bulunup bulunmadığı da dikkate alınamaz. Savunmada zorunluluk bulunup bulunmadığı dikkate alınamaz. Savunmada zorunluluk bulunup bulunmadığı da, her olayın özelliğine göre saptanmalıdır. Saldırıya uğrayanın bizzat fail olması gerekmez. Üçüncü bir kişinin saldırıya maruz kalması halinde de yasal savunma koşullarının gerçekleşmesi mümkündür.
Maddi olayda, sanık ile hakkındaki beraat kararı kesinleşen oğlu Esen, tarlalarında çalışırlarken bitişik tarlanın sahibi olan ve oğluna almak isteği kızın Esen ile evlenmesine kızan, bu nedenle aralarında kırgınlık bulunan maktul, sanığın bulunduğu yere gelerek Esen'e küfretmiş, 5-6 metre mesafeden tabancasıyla bir el ateş etmiştir. Kendisine ateş edilen Esen, ben sana ne yaptım diyerek kendini yere atmış ve bir ağacı siper almıştır. Maktul, yerde yatan sanığın oğluna doğru yürümüş, oğlunun vurulduğunu zanneden sanık, tekrar ateş edilerek onun öldürüleceği korkusuyla tabancasını çekmiş ve maktule ateş etmiştir. Maktulün kendisine doğru dönmesi ve silahını doğrultması üzerine bu kez kendini korumak amacıyla ikinci şarjörü takarak maktule ateş etmiş, yere düşen ölenin elinden tabancasını alarak oğlunun yanına gitmiştir. Sanık bir şeyin var mı diye oğluna sormuş ve karakola giderek teslim olmuştur.
Olayın akışı, işlenmesindeki özellikler, Esen'in kendi yeğeni ile evlenmesine kızan maktulün, daha önce öldürdüğü şahıs gibi Esen'in de bağırsaklarını eline vereceğini köyde söylemesi, sanık ve ailesini tehdit etmesi, sanığın olay sırasındaki ruhi durumu, ölenin davranışları nazara alındığında ve ayrıca maktulün, bahçede çalışmakta olan sanığın oğluna küfrederek ateş ettikten sonra şarjöründe yedi mermi bulunan tabancası elinde olduğu halde saklanan Esen'e doğru yürümesi nedeniyle, atışına devam etmesi kuvvetle muhtemel bulunduğundan saldırının sona ermediğinin kabulü gerekeceği cihetle, olayda; yasal savunmanın koşulları gerçekleşmiştir. Bu itibarla, direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyeleri; Özel Daire bozma kararının haklı nedenlere dayandığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak 08.04.1997 günü oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy