(765 S. K. m. 448, 51, 59)
Dava: Kasten adam öldürmek suçundan sanık M.A.Ö. E. nin TCY nin 448, 51/1, 59. maddeleri uyarınca 15 sene ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve fer i ceza tayinine ilişkin Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi nce verilen 12.12.1995 tarih, 159/250 sayılı hükmün katılan ve sanık vekilleri tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 5.6.1996 tarih, 1071/2106 sayı ile;
"Maktül yanında 14-15 yaşlarında kızı D.G. ve yeğeni A.G. ile parkta otururken alkollü olan sanığın ceketi omuzunda yanlarına gelerek ters ters bakmasına, maktülün ne bakıyorsun demesi ile tartışmanın başladığı, sanığın başkasını da bıçaklamadan yargılandığı, kendi yeğeni M.E.E. nin ifadesine göre saldırgan tanınan kişiliği bulunduğu, kendi vücudunu da bıçaklayan çevrede psikopat diye tanınan kişilikte olduğu tanıkların anlatımından anlaşıldığından, maktülden kaynaklanan haksız bir hareket bulunmadığı halde, sanık lehine TCY nin 51/1. maddesinin uygulanması" isabetsizliğinden bozulmuş.
Yerel mahkeme 12.9.1996 tarih, 150/153 sayı ile;
"Olay gecesi ölenin sanığa ne bakıyorsun lan diye hitap etmesi üzerine olayın geliştiği ve böylece kavgayı başlatanın da ölen olduğu anlaşılmakla bozma ilamına uyulmamıştır" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Re'sen temyize tabi olan bu hükmün Yargıtayca incelenmesi, ayrıca katılan vekili tarafından da süresinde istenildiğinden, dosya; Yargıtay C. Başsavcılığı nın "onama" istemli 16.12.1996 tarihli tebliğnamesiyle 1. Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Kasten adam öldürmek suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilen olayda, özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
Haksız tahrik, failin; haksız bir fiilin doğurduğu öfke ve elemin etkisi altında hareket ederek suç işlemesidir. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan bir fiil olmalı,
b) Bu fiil haksız bulunmalı,
c) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
d) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalıdır.
Tahrikin varlığı ve derecesi, failin durumu ve yöresel koşullara göre değerlendirilmeli, olaya kimin neden olduğu, olayın işleniş şekli, niteliği, özellikleri, tahrik eden ile failin hal ve davranışları dikkate alınmalıdır. Fail, tahriki oluşturan haksız fiilin doğurduğu öfke ve şiddetli elemin etkisi ve içinde bulunduğu bu ruhi durumun tepkisiyle haksız fiili ika edene karşı bir suç işlemelidir.
Dosya içeriğine göre;
Sanık, babası Almanya da, boşanan annesi Ankara da çeşitli otellerde, kendisi de teyzesinin evine ait bodrumda kalan bir kişidir. Yakın akrabası tanık M.E.E. nin ifadesinde belirttiği ve yakalandığında sevk edildiği sağlık ocağı raporunda da açkıklandığı üzere, zaman zaman vücudunun muhtelif bölgelerini merdiven şeklinde kesen, başkaları ile geçinemeyen, önüne gelene çatan, devamlı bıçak taşıyan, sık sık olay çıkaran bir kişilik yapısına sahiptir. İki kez bıçakla yaralama suçundan mahkûm olmuş ve bu kararlar kesinleşmiştir.
Maktül olay akşamı 1980 doğumlu olan kızı ve 1986 doğumlu olan yeğeni ile birlikte parkta otururken ceketi omuzuzunda sarhoş bir vaziyette gelen sanık, maktül ve yanındakilere anormal şekilde bakmıştır. Öldürülenin "ne bakıyorsun" demesi üzerine aralarında tartışma çıkmış, sanık içki parası istemiş ve para vermeyen maktülü oturduğu banktan zorla kaldırıp çimlere doğru çekmiş, bıçaklayarak akciğer ile kalp delinmesinden gelişen iç kanama sonucu ölümüne neden olmuş, ceket ve terliklerini de olay yerinde bırakarak kaçmıştır.
Sanık ile öldürülen birbirini tanımamaktadır. Olaya parkta genç kızı ve yeğeni ile birlikte oturan maktüle, sanığın ters ters bakıp sırnaşması neden olmuş, ilk haksız hareket sanıktan gelmiştir. Yerel mahkemenin kabulü gbi, öldürülenin "ne bakıyorsun lan" dediği kabul edilse dahi, olayı başlatan ve ilk saldırıda bulunan sanıp olup, maktülden kaynaklanan haksız hareketin varlığından söz edilemez. Bu itibarla, sanık hakkında TCY nin 51/1. maddesinin uygulanması isabetsiz olup, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, 25.2.1997 tarihli tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, oybirliği ile karar verildi.
(YKD HAZİRAN 1997)
Full & Egal Universal Law Academy