(1412 S. K. m. 326)
Dava: Tedbirsizlik, dikkatsizlik sonucu iki kişinin ölümüne neden olmak suçundan sanık İ.M.nin beraatına ilişkin Yatağan Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.4.1995 gün, 183/75 sayılı hükmün C. Savcısı ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesi 12.2.1996 gün, 699/1263 sayı ile; ... Olayda işveren konumunda olan sanık İ.M.nin işi; patlayıcı kullanma durumu da nazara alınarak ehil ve bu işlerden anlar birine vermemekle ve yeterli güvenlik önlemlerini almama sebebiyle sorumlu olacağı gözetilmeden delillerin hatalı değerlendirilmesi ve bilirkişi raporunun yeterince irdelenmemesi sonucu hatalı gerekçe ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 28.5.1996 gün, 27/84 sayı ile; Patlamadan sonra kuyuya ilk inip bayılan sanıktır. Maktuller, kendiliklerinden ve insani amaçla sanığı kurtarmak için zehirli gaz olduğunu bilerek kuyuya inmişlerdir. Bu nedenle, sanığın eylemi ile maktullerin ölümleri arasında doğrudan illiyet bağı yoktur.
Bilirkişi raporunda sanığın; işi usta birisine vermediği, beline ip bağlamadan kuyuya indiği ve 3/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kusur, sanığın da zarar görmesi nedeniyle muhtemelen ölen T.'ye aittir. Ölen T. ile sanık arasında başlangıçta işçi-işveren ilişkisi varsa da, sonradan gelişen olaylar karşısında bu ilişki ortadan kalkmıştır. Çünkü olay, işçi- işveren ilişkisinin sürdüğü patlama anında meydana gelmemiştir. İşveren olan sanığın kuyuda bayılması ile oluşmuştur.
Sanığın işveren olarak sorumlu tutulması halinde ise sadece T.B.'nin ölümünden sorumlu tutulacaktır. Çünkü diğer maktul kuyu açılmasında çalışmamaktadır. Daire ise her iki ölümden sorumlu tutmuştur. Sanık, bayılmasından sonra gelişen olaylardan sorumlu tutulamaz.
Olay patlamaya bağlı olmayıp, kuyuda zehirli gaz olduğunu bilerek maktullerin kuyuya inmeleri sonucu meydana gelmiştir. İlliyet bağı için sanığın eylemi ile yaratılan tehlikenin mağdur veya maktule doğrudan yönelmesi gerekir. Olayda sanığın hukuki sorumluluğu olabilirse de cezai sorumluluğu yoktur. gerekçesiyle direnilmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı ve katılan vekili tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli 14.3.1997 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Ceza Genel Kurulu'nun kararlılık gösteren içtihatlarına göre, bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır.
İncelenen dosyada; sanığın tedbirsizlik, dikkatsizlik sonucu iki kişinin ölümüne neden olmak suçundan beraatına ilişkin karar, C. Savcısı ve katılan vekilinin temyizi üzerine sanığın; patlayıcı madde kullanılmasını da nazara alarak işi, ehil ve bu işlerden anlar birine vermemekle ve yeterli güvenlik önlemlerini almaması sebebiyle sorumlu olacağı gözetilmeden, delillerin hatalı değerlendirilmesi ve bilirkişi raporunun yeterince irdelenmemesi sonucu hatalı gerekçe ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur. Yerel Mahkemece bozmadan sonra, deliller yeniden değerlendirilerek olayın, patlama sırasında meydana gelmeyip, sanığın kuyuya inip bayılmasından sonra onu kurtarmak için maktullerin kuyuya inmeleri nedeniyle meydana geldiği, bayılan sanığın eylemi ile sonuç arasında illiyet bağının olmadığı kabul edilmiştir. Ayrıca bilirkişi raporu irdelenmiş, raporda belirtilen kusur oranının, sanığın da zarar görmesi nedeniyle muhtemelen ölen T.B.'ye ait olduğu, ölen ile işveren sıfatındaki işçi-işveren ilişkisinin sonradan gelişen olaylar karşısında ortadan kalktığı, sanığın kusurunun olmadığı, hukuki sorumluluğu olabilirse de cezai sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle bozma kararında belirtilen hususlar tartışılmak suretiyle yeni ve değişik gerekçe ile sanığın beraatına karar verilmiştir. Bozulan kararda yer almayan bu yeni ve değişik gerekçe Özel Dairece incelenmediğinden, dairenin bu konudaki görüşü bilinmemektedir. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunda incelenmesi olanaksız olduğundan, mevcut eylemli uyma nedeniyle dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin son kararı niteliği itibariyle bozmaya eylemli uyma olduğundan temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine tebliğnamedeki istemden değişik gerekçe ile 08.04.1997 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy