(6831 S. K. m. 27, 40, 82)
Dava: Devlet ormanından izinsiz ağaç kesmek suçundan sanığın beraatına ilişkin Pamukova Sulh Ceza Mahkemesince 18.4.1996 gün ve 17-31 sayı ile verilen karar, katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 15.1.1997 gün ve 11364-279 sayı ile; yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,
Ancak; olay tarihinde Orman İdaresince ... Köyü hudutlarında bulunan ... Serisi Ormanları 20 nolu bölmede istihsal işinde çalıştırılan sanığın idareden daha fazla istihsal almak amacı ile istihsale girmeyen 40 ve 33 cm. orta kuturlu 5.130 m3 dikili hacimdeki iki adet kayın ağacını izinsiz olarak kesmesi eyleminde daha fazla ücret amacı güdüldüğünden suç kastının yokluğundan bahsedilemeyeceği cihetle sanığın sübut bulan eyleminden dolayı cezalandırılması gerektiği gözetilmeyerek beraat hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 13.3.1997 gün ve 15/18 sayı ile; Sanık istihsal sahasında çalışmaktadır. İstihsal için kestiği ağaçlar ile izin dışı kestiği ağaçların mesaha ölçümünü yapmaları için, tutanağı tutan Orman Muhafaza Memurları kendisi çağırmıştır. Savunmasında, bu ağaçları istihsale katarak depoya götüreceğini söylemiştir. O halde, emvaller kaçak olsa bile, sanıkta suç kastı yoktur biçiminde direnmeye karar vermiştir.
Bu kararın da, katılan temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma isteyen 24.12.1992 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre; Devlet ormanında istihsal işinde çalışırken izinsiz ağaç kesmek suçundan sanığın beraatına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluş ve sübutta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözülecek sorun, sanıkta suç kastının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Orman Muhafaza Memurları M.Y. ve İ.O. tarafından düzenlenip imzalanan 30.9.1993 günlü suç saptama tutanağında olayın (İstihsal bölmelerini kontrolümüz sırasında 20 nolu bölmeye geldiğimizde, sanık bizi çağırarak mesaha yapılmasını istedi. Yanına gittiğimizde, 2 adet kayın ağacından elde edilmiş ve boylanmış vaziyette 10 adet emvalin damgasız ve usulsüz olarak sanık tarafından kesildiğini tesbit ettik. Kendisine bu ağaçları neden kestiğini sorduğumuzda; Bu ağaçları istihsale katarak depoya götürecektim. dedi. Emvaller tarafımızdan zapdedilerek ... deposuna naklettirildi.) şeklinde açıklandığı görülmektedir.
Tutanak düzenleyicileri duruşmadaki yeminli anlatımlarında tutanak içeriğinin doğru olduğunu bildirmişlerdir. Bu itibarla olayın tutanakta belirtilen şekilde oluştuğunda, diğer bir deyişle iki ağacın dikiliden sanık tarafından kesildiğinde kuşku yoktur.
Orman idarelerinin kesilecek ağaçları istihsalden önce damgalamak suretiyle belirlemeleri, kesilen ağaçların orta kutur ve hacimleri karşısında, uzun zamandan beri istihsal işlerinde çalışması da nazara alındığında sanığın bu ağaçları bilmeden kestiğinden söz edilemez. Kaldı ki suça konu ağaçların istihsal işinden daha fazla ücret sağlamak amacıyla kesilmiş olmasından dolayı sanığın suç kastının bulunmadığını kabul etmek suç kastı ile saikı karıştırmak olur.
6831 Sayılı Kanunun 82. maddesi uyarınca düzenlenen suç saptama tutanağının aksi kanıtlanmadığına ve tutanak düzenleyicileri tarafından içeriği de doğrulandığına göre istihsal işinde çalıştığı Devlet Ormanından, idareden daha fazla istihkak almak saikıyla suça konu ağaçları bilerek ve isteyerek kestiği anlaşılan sanıkta suç kastı bulunmaktadır.
Bu itibarla, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA, 10.2.1998 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy