(765 S. K. m. 266, 269)
Görevli memura hakaret suçundan sanık Bayramın, TCY. nın 266/1, 269 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 600.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Eflani Asliye Ceza Mahkemesince 24.10.1995 gün ve 20/38 sayı ile verilen kararın, C. Savcısı tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesince, 03.10.1996 gün ve 5743/7296 sayı ile;
(TCY. nın 269. maddesinde öngörülen üç öğenin birlikte gerçekleşmediği gözetilmeden, TCY. nın 266/1, 191/1, 273. maddelerinin uygulanması yerine, yazılı madde ile arttırım yapılması) isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bu karar da, Yerel ve Üst C. Savcısı tarafından süresinde temyiz edildiğinden, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 15.01.1997 gün ve 04/125845 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle; Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
İncelenen dosyaya göre;
Babasının bir kadına küfür etmesi ile ilgili şikayeti tahkik etmek için evlerine gelen mağdur köy muhtarına sanığın; her seferinde bize geliyorsun, şikayet edenin de senin de... biçiminde küfredip, bu köyde ya sen fazlasın, ya da ben, seni öldüreceğim demek suretiyle hakaret ve taarruzda bulunduğu olayda, sanık hakkında TCY. nın 269. maddesinin uygulama yeri bulunup bulunmadığı Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
TCY. nın 266, 267 ve 268. maddelerindeki suçların yasal artırıcı nedeni olan 269. maddede; taarruz ve hakaretlerin cebir ve şiddet ve tehdit ile icra olunması halinde cezanın artırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm kaynak Yasanın 195. maddesinden alınmıştır. Kaynak Yasanın 195. maddesinde cebir, şiddet, tehdit sözcükleri arasında veya ile bağlantı yapılmıştır.
TCY. nın 269. raddesinde cebir, şiddet, tehdit ve ile birleştirilmiş ise de, buradaki ve bağlantılarını veya anlamında kabul etmek gerekir. Üçünün bir arada bulunması gerektiği aranmamalıdır. Esasen, TCY. nın 266, 267, 268. maddelerine ortak ağırlaştırıcı neden olan 269. madde uygulandığında, basit olan bu suçlar bileşik suçlar haline dönüşmektedirler. 269. maddede gösterilen maddi veya manevi cebir, boyutları itibarı ile maddede öngörülen yoğunluğu aşmadıkça ayrıca ceza tayin edilmez. Aynı durumu yağma suçunda da görmekteyiz.
Tekrar belirtmek gerekirse, TCY. nın 269. maddesinde öngörülen maddi (cebir, şiddet) ve manevi (tehdit) cebrin bir arada bulunması gerekmemektedir. Şiddet veya tehdit fiillerinden sadece birinin gerçekleşmesi 269. madde uygulamasında yeterli sayılmalıdır. Çünkü bir bağlaç olan ve sözcüğü, çoğu zaman veya anlamını da vermektedir. TCY. nda bunun örnekleri vardır. TCY. nın 449. maddesinde; Adam öldürmek fiili;
1- Karı, koca, kardeş, babalık, analık, evlatlık, üvey ana, üvey baba, üvey evlat, kayınbaba, kaynana, damat ve gelinler hakkında işlenirse denilmek suretiyle ve sözcüğü ya da belirtilen kavramlar arasında ve anlamını veren (,) virgül kullanılmış ise de buradaki ve sözcükleri ile virgül işaretlerini veya olarak anlamak gerekeceği kuşkusuzdur. Uygulama da bu yöndedir.
Nitekim TCY., maddi ve manevi cebirin bir suçun unsuru veya ortak ağırlatıcı sebebi olarak öngördüğünde, daima cebir ve şiddet veya tehdit ayrımını yapmıştır (TCY.nın 186, 201, 254, 256, 258, 429. maddelerinde bu hali görmekteyiz).
Aksi görüşün kabulü halinde, yani cebir ve şiddet ve tehdidin bir arada bulunmaları aranırsa, 269 uncu madde uygulanamaz hale gelir ki, yasa koyucunun böyle bir sonucu istediği düşünülemez. Bu itibarla, maddedeki ve sözcüğünü veya olarak kabul etmek gerekir.
Bu itibarla, manevi cebirle (tehdit), memur olan mağdura karşı hakaret suçunu işleyen sanık hakkında, TCY. nın 266/1. maddesi uyarınca tayin edilen cezanın,269. madde ile artırılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, sair yönleri de usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanmasına karar verilmelidir.
Karşı oy kullanan Kurul Üyeleri; TCY. nın 269. maddesinin uygulanabilmesi için cebir, şiddet ve tehdidin üçü bir arada yapılmak suretiyle hakaret ve taarruzda bulunulması gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, üst ve Yerel C. Savcılarının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki bozma düşüncesi yerinde görülmediğinden reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının ONANMASINA, 25.03.1997 günü yasal oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy