(765 S. K. m. 304) (1412 S. K. m. 1, 7) (2803 S. K. m. 7)
Dava: Görevi ihmal, zaruretin tayin ettiği sınırı aşarak katil kastı olmaksızın faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek suçlarından yukarıda adları yazılı sanıklar hakkında yapılan soruşturma sonunda; Diyarbakır Valiliği Memurin Muhakematı Komisyonu 19.12.1996 tarih, 1996/149 sayı ile, "Yüklenen suçun TCK'nin 304. maddesi ile ilgili ve adli kovuşturmayı gerektirir suç niteliğinde olduğu, C.Savcılığı'nın talimatı üzerine güvenlik güçlerinin müdahale ettiği ve olayların meydana geldiği anlaşıldığından kurulun görevsizliğine" karar vermiş, Diyarbakır C.Basşavcılığı'nın 23.12.1996 tarih, 3635/478 sayılı iddianamesi ile sanıkların TCY'nin 230 ve bir kısım sanıkların TCY'nin 50, 452/1, 463, 31, 33. maddeleri gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.
Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 13.1.1997 tarih, 10/42 sayı ile "2803 Sayılı Yasa'nın 7/b maddesinde jandarmanın adli görevleri sayılmış olup, bunlar arasında cezaevinde çıkan isyanları bastırmak yer almamıştır. Bu nedenle cezaevinde çıkan isyanın bastırılması jandarmanın idari görevleri arasında yer almamaktadır" gerekçesiyle yargılamanın durmasına karar vermiştir.
Bu suretle Diyarbakır Valili Memurin Muhakematı Komisyonu ile o yer Ağır Ceza Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan dosya; Yargıtay C.Başsavcılığı'nın "Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararının kaldırılmasını" isteyen 24.2.1997 tarihli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekte, Ceza Genel Kurul'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan siyasi tutukluların isyan çıkartarak cezaevi ikinci müdürü ile cezaevi infaz ve koruma memurlarını yaraladıkları, isyanın büyümesi üzerine kolluk kuvvetlerinden yardım istendiği, Jandarma Bölük Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü'ne ait personelin silahlarından arındırılarak jop, kalkan ve miğferle teçhiz edilerek cezaevine girdikleri, isyan çıkartanların etkisiz hale getirilmeleri sırasında tutuklulardan ölen ve yaralananların olduğu olayda; amir konumunda olan sanıkların TCY'nin 230, diğer sanıkların ise TCY'nin 50. maddesi yoluyla 452/1, 463, 31, 33. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için açılan davada Ağır Ceza Mahkemesi ile İl İdare Kurulu arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuştur.
2803 Sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 7. maddesinde jandarmanın görevleri;
"a) Mülki görevleri,
Emniyet ve asayiş ile kamu düzenine sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak,
b) Adli görevleri;
İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek,
c) Askeri görevleri;
Askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle Genelkurmay Başkanlığı'nca verilen görevleri yapmak,
d) Diğer görevleri;
Yukarıda belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarla jandarmaya verilen görevleri yapmak" şeklinde belirlenmiştir. Benzer hükümler içeren Jandarma Yönetmeliği ve Dış Koruma Yönergesi'nde adli ve idari görevlerin genel esasları açıklığa kavuşturulmuştur.
Tutukluların, cezaevi ikinci müdürü ile infaz ve koruma memurlarını yaralayarak cezaevi idaresine karşı ayaklanmaları ve TCY'nin 304. maddesinde yazılı suçu işlemeleri üzerine güvenlik görevlisi olan sanıklar bu adli olayı bastırmak için cezaevine girmişlerdir. Kolluk güçlerinin cezaevine girmeleri, idari bir tasarrufa yönelik olmayıp, işlenmekte olan suçu önlemek, suçluları yakalamak içindir. İşlenmiş olan suçla ilgili olarak yasalarla verilen görevleri yerine getirirken, yüklenen suçları işledikleri iddia olunan sanıkların eylemleri bu itibarla adli görevli ilgili olduğundan, Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı kaldırılmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13.1.1997 tarih, 10/42 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına, 18.3.1997 günü, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy