(1412 S. K. m. 322) (765 S. K. m. 59, 342)
Dava: Resmi belgede sahtekarlık suçundan sanık M.K.D.nin TCY'nin 342, 59. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 19.12.1994 tarih ve 155-305 sayı ile verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 27.2.1995 tarih ve 7657-9002 sayı ile; "Düzeltilerek onanmasına" karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı'nca 28.2.1997 tarih ve 15517 sayı ile; temyiz layihasında ileri sürülen, TCY'nin 347. maddesinin uygulanmasına ilişkin hususun, Özel Daire'ce "meskütunanh bırakıldığı" gerekçesi ile karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Özel Daire 27.3.1997 tarih ve 2723-3217 sayı ile; karar düzeltme isteğinin reddine dair karara itiraz edilmiştir.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Yerel mahkemenin, sanığın TCY7nin 342, 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararını, sanık müdafiinin temyizi üzerine inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi, "usul ve yasaya uygun bulduğu hükmün 27.9.1995 tariinde düzelterek onanmasına" karar vermiş, bu karar Yargıtay C.Başsavcılığı'nca 3.1.1997 tarihinde görüldüğü halde, yasal süresi olan (otuz gün) içerisinde itiraz edilmemiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı 28.2.1997 tarihinde, Özel Daire'den karar düzeltme isteğinde bulunmuş, 27.3.1997 tarihinde düzeltme isteminin reddine dair verilen karar, Yargıtay C.Başsavcılığı'nca 8.5.1997 tarihinde görülmüş ve karar düzeltme isteğinin reddine dair karara, 10.5.1997 tarihinde itiraz edilmiştir.
İtirazın esasının görüşülmesinden önce, karar düzeltme isteğinin reddine dair karara, Yargıtay C.Başsavcılığı'nca yasada öngörülen sürenin geçmesinden sonra itiraz edilip edilemeyeceği hususu ön sorun olarak ortaya çıktığından öncelikle bu husus tartışılmıştır.
CYUY'nin 322. maddesinde düzenlenip Yargıtay C.Başsavcılığı'na tanınmış olan "karar düzeltme" ve Yargıtay C.Başsavcılığı "itirazı", her ikisi de olağanüstü yasa yoludur. Nitelikleri açısından karar düzeltme; Ceza Dairelerinin veya Ceza Genel Kurulu'nun kararlarına karşı, hükmün zat ve mahiyetine doğrudan doğruya etkili olmak üzere temyiz dilekçe ve layihasında ya da tebliğnamede iler sürülen bir hususun veya hükmün yetkili olan yanılgıların göz önüne alınmayarak "meskütunanh" bırakılması halinde yargıtay C.Başsavcılığı'nca gidilebilen bir olağanüstü yasa yoludur ve Yargıtay C.başsavcılığı'nın kendiliğinden veya yerel C.Savcısının başvurusu üzerine bu yola gidildiğinde süreye bağlı değildir.
Buna karşılık, Fransız usul sisteminden alınan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazı da olağanüstü yasa yolu olmakla beraber, karar düzeltmeye göre bazı özellikler taşır. Şöyle ki, karar düzeltme genelde kesinleşen kararlara karşı gidilen yerel C.Savcılığı'nın isteği veya Yargıtay C.Başsavcılığı'nca re'sen başvurulması halinde süreye bağlı olmayan olağanüstü bir yasa yolu iken, Yargıtay C.Basşavcılığı itirazı, kesinleşmiş olsun ya da olmasın, temyiz incelemesi sonucunda, Ceza Dairelerinin verdikleri tüm kararlara karşı gidilebilen ve otuz günlük süreye tabi bir olağanüstü yasa yoludur.
Görüldüğü üzere, Yargıtay C.Basşavcılığı itirazının en belirgin özelliği süreye bağlı olmasıdır. Her ne kadar Ceza Genel Kurulu itiraz sebeplerine bağlı olarak inceleme yapmak zorunda değilse de, Yargıtay C.Başsavcılığı itiraza ilişkin yazısında itirazın nedenlerini açıkça belirtmek durumundadır. Yoksa bir yazı ile süreyi saklı tutup, ilerde gerekçeli itirazını sunmasına yasal açıdan olanak yoktur. Bu da göstermektedir ki, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın itirazında yasada öngörülen 30 günlük süreye uyulmasında mutlak zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı'nın, itirazına konu olabilecek bir hususu üzerinde itiraz konusu yapmayıp, öncelikle Özel Daire'den karar düzeltme isteğinde bulunması, bu isteğin reddi halinde de Ceza Genel Kurulu'na itiraz etmesine olanak tanınması halinde itirazın süreye bağlılığı bertaraf edilmiş olur ki, buna yargılama yasası elverişli değildir.
Kaldı ki, gerek karar düzeltme ve gerekse Yargıtay C.Başsavcılığı itirazı olağanüstü yasa yolları olduğuna göre, aynı nedenlerin değişik olağanüstü yasa yolları uyarınca iki kez incelenmesi de olanaklı değildir. Karar düzeltme isteğinde ileri sürülen bir nedeni, itirazın sebebi olarak da ileri sürmeye olanak tanınırsa bu yasa yollarının nitelikleri ve düzenlemelerindeki amaçlar da nazara alındığında hukuki yanılgı ile maddi yanılgı birbirine karıştırılmış olur. Karar düzeltme isteminin reddi halinde istemin bir başka olağanüstü yasa yoluyla (itiraz) yenilenmesinin kabulü niteliği açısından çok değişik bir olağanüstü yasa yolunun araç kullanılması sonucunu da doğurur ki, hukuki çelişkiye yol açacak bu durum kabul edilemez. Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın bu iki yolu aynı amaç ve nedenlerle kullanılmasına yasal olanak bulunmadığından, esası incelenmeyen itirazın öncelikle bu usuli sebepten reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının sair yönleri incelenmeksizin bu usuli sebepden REDDİNE, 14.10.1997 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy