(2709 S. K. m. 141/3) (1412 S. K. m. 32) (765 S. K. m. 59) (YİBK 07.06.1976 T. 1976/3-4 E. 1976/3 K.)
Dava: Mühür söküp kanca düşürmek suretiyle elektrik hırsızlığı suçundan sanık A. Kaplankıran'ın TCK. nun 492/2, 522 ve 647 sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 1.200.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirme ve suçun niteliği, duruşmadaki hal ve tavrı, yargılamanın seyrini zorlaştırıcı tutum ve davranışlarına göre, ertelemeye yer olmadığına ilişkin Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesince 17.10.1996 gün ve 43/319 sayı ile verilen karar, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.11.1997 gün ve 9813/9940 sayı ile;
Usul ve yasaya uygun görülerek onanmıştır.
Yargıtay C.Başsavcılığı 02.12.1997 gün ve 124969 sayı ile,
...Sanık evi 6. ayda kiralamış 10. aya kadar kaplıcada kaldığını 11. ayda eve geldikten sonra TEK görevlilerinin yaptıkları incelemede suç tespit ettiklerini savunmuş bu savunma araştırılmamış, müştekinin dünürü olan F. Tanrıkulu'ndan evin kiralandığını söylemesine rağmen, bu tanık dinlenilmeyerek savunma hakkı kısıtlanarak eksik inceleme sonucu hüküm kurulmuştur.
Kabule göre de;
Sabıkası olmayan sanığın cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçe yasaya ve Ceza Genel Kurulunun emsal kararlarına aykırıdır... biçimindeki gerekçelerle itiraz ederek Özel Daire Onama kararının kaldırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık;
1- Sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunun sabit olup olmadığı,
2- Ertelemeye gerek bulunmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkindir.
1- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; müşteki E. Şener, eşiyle beraber yurtdışında işçi olarak çalışmaktadır. Müştekinin evinde önce, hakkında elektrik hırsızlığı suçundan kurulan mahkumiyet hükmü temyiz edilmediği için kesinleşen O. Usludere kiracı olarak oturmuş, onun evi boşaltmasından sonra, sanık A. Kaplankıran, bu evi müştekinin dünürü F. Tanrıkulu'ndan 1995 yılının 6. ayı başlarında kiralamış, eşyalarını koyduktan sonra, kaplıca mevsimi olması nedeniyle, 10. ayın sonuna kadar pazarcılık yapmak üzere, çocuklarıyla beraber kaplıcaya gitmiştir.
30.05.1995 günlü Sayaç Arıza Bildirim ve aynı tarihli Kaçak Elektrik Kullanma tutanaklarından sanık bu eve girdiği tarihte sayaç bozuk olup evde elektrik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Müştekinin kocası, 15-20 gün sonra yurtdışından gelerek sayacı tamir ettirmiş, TEK'in 12.12.1995 günlü yazısı ile de, elektrik borcunun yatırılmasından sonra, 20.07.1995 günlü tutanakla elektrik tekrar bağlanıp saatin mühürlendiği bildirilmiştir.
28.11.1995 günlü Sayaç Arıza Bildirim, 29.11.1995 günlü Kaçak Elektrik Kullanma tutanakları ve bu tutanakları düzenleyen tanık anlatımları ile, sanığın oturduğu evin elektrik sayacının yine arızalı olduğu; mührünün koparılmış olduğu saptanmıştır.
Bu ikinci olay özellikle, sanığın kaplıcadan dönerek çocuklarıyla 1 aya yakın bir zamandan beri evde oturduğu zamana rastlamaktadır. Dinlenen tarafsız kamu tanıkları, saptanan bu hususları doğruladığından sanığın sayacın bozuk olduğu dönemde kaplıcada bulunması nedeniyle suçsuz olduğuna dair savunmasına itibar edilmemiştir. Kaldı ki, itirazda ileri sürülenin aksine, tanık F. Tanrıkulu da mahkemece dinlenmiş ifadesinde sanığın suçsuzluğunu kanıtlayacak bir ibarenin yer almadığı ve eksik soruşturma sonucu hüküm kurulmadığı da görülmüştür.
2- Ayrıntıları 07.06.1976 gün ve 4/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ile Ceza Genel Kurulunun uyum gösteren görüşlerine göre, Erteleme; cezanın sanığın kişiliğine uydurulmasını sağlayan yargısal bir şahsileştirme kurumudur.
Mahkemelerce cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, Anayasanın 141/3, CMUK. nun 32. maddesi uyarınca, uygulanmama nedenini gösterir yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi zorunludur.
Gerekçe; istem konusundaki takdirin akla, hukuka ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelere uygun açıklamasıdır. Ertelemeye yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin soruşturma aşamasında izlenen sanığın kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması zorunludur. Yasal yeterli ve geçerli olmayan bir gerekçeye dayanılarak erteleme isteminin reddine karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, cezanın kişiselleştirilmesi ilkesine de aykırıdır ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek ve kararı aydınlatmak için sanığın olay öncesi ve sonrası davranışları gözönünde bulundurularak, gelecekteki yaşamı sezilmeli, suç işleme hususundaki eğilimi değerlendirilmelidir.
Sanığın sabıkası bulunmamakla beraber, Yerel Mahkeme, suçunu inkar etmesi nedeniyle TCK. nun 59. maddesi uygulanmayan sanığın, duruşmadaki hal ve tavrı ile yargılamanın seyrini zorlaştırıcı tutum ve davranışlarını değerlendirerek cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar vermiştir. Uygulamaya yönelik bu kabulde de usul ve yasaya, dosya kapsamına aykırı bir husus görülmemiştir.
Bu itibarla, Başsavcılık yazısında ileri sürülen itiraz nedenlerinin reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının sübuta ve uygulamaya ilişkin olarak ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin REDDİNE, 10.02.1998 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy