(6136 S. K. m. 13)
Dava: Ruhsatsız tabanca taşımak suçundan sanık M.G.nin 6136 Sayılı Yasa nın 13/1, TCK nin 19,59,647 Sayılı Yasa nın 4, TCK nin 72. maddeleri uyarınca sonuçta 1.716.666 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine ilişkin Güneysınır Asliye Ceza Mahkemesi nce 15.2.1995 tarih ve 1/5 sayı ile verilen karar, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi nce 6.11.1995 tarih ve 13544/14431 sayı ile;
"Sanığın tanımadığı kişiden satın aldığı, bilahare anlaşamamaları üzerine sahibine iade ettiğini iddia ettiği suça konu silahın ele geçmemesi nedeniyle 6136 Sayılı Yasa kapsamına girip girmediği saptanmamış olmakla, varsayıma dayalı olarak silahın anılan yasa kapsamında kaldığının kabulü ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise 17.1.1996 tarih ve 67/01 sayı ile;
8. Ceza Dairesi nin 11.10.1979 tarih ve 4714/6146 sayılı CGK nin 1980/40-118 sayılı kararlarını emsal göstererek ve önceki gerekçesine ilaveten "sanığın satın alıp üzerinde taşıdığı silahla kahvehaneye geldiği, kahveye jandarmanın baskın yapması üzerine cezai takibattan kurtulmak için silahını sakladığı dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda silahın atışa salih olup olmadığının sanık tarafından bilinmemesi söz konusu değildir" açıklamasıyla önceki kararında direnmiştir.
Bu kararın da sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığı nın bozma isteyen 25.12.1996 tarihli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu nca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre,
Köy muhtarının kendisini tehdit ettiğinden bahisle şikayette bulunan sanığın bu konuda verdiği ifade sırasında C.Savcısı nın sorması üzerine "aralarında alışveriş ihtilafı bulunan köy muhtarının kendisine sürekli gözdağı vermesi nedeniyle bir arkadaşı ile birlikte Konya ya giderek tanımadığı bir şahıstan 14.000.000 liraya anlaşıp 300 markını peşin vererek bir tabanca alıp geldiğini, bu silahı 3 gün süre ile üzerinde taşıdığını, o günlerde, köy kahvesine gelip arama yapan jandarmalardan kaçırmak amacıyla tabancayı yakınında bulunan bir sandalyenin altındaki tel ile yapılmış raf gibi bölüme koyarak sandalyeyi kendisinden uzaklaştırmak suretiyle sakladığını, bu süre içinde tabancanın kalan borcunu ödeyemeyeceğini anlayınca, silahı götürüp sahibine iade ettiğini" söylemesi üzerine hakkında dava açılmış, sanık bu anlatımını, duruşmada da tekrar etmiştir.
Olayın, yukarıda açıklanan biçimde cereyan ettiği hususunda Özel Daire ile yerel mahkeme arasında bir uyuşmazlık yoktur. Çözümlenecek sorun, tabancası ele geçirilip üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması olanağı bulunmadığı halde, sanığa 6136 Sayılı Yasa ya muhalefet suçundan ceza verilip verilmeyeceğine ilişkindir.
Ruhsatsız tabanca taşımak veya bulundurmaktan mahkumiyet hükmü kurulabilmesi silahın kullanıma ve atışa elverişli olduğunun saptanmasına bağlıdır. Ceza Genel Kurulu nun duraksamasız uygulamaları bu doğrultudadır. Olayımızda silah elde edilememiş, bir eylemde kullanıldığı da belirlenmemiştir. Sanığın aşamalardaki savunmalarında silahı taşıdığı sürede silahla ateş ettiğine ilişkin bir anlatım da yoktur.
Bu durumda, ele geçmeyen ve üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması olanağı bulunmayan silahın kullanıma ve atışa elverişli olduğu en azından kuşkulu bulunmamaktadır. Mahkeme kabulü varsayımdan ibarettir. Varsayımlara dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA, 4.2.1997 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
(YKD NİSAN 1997)
Full & Egal Universal Law Academy