(1412 S. K. m. 320, 321)
Dava: Kasten adam öldürmek ve öldürmeye teşebbüs etmek suçlarından sanık K.K.'nin TCK. nun 448 ve 59. maddeleri uyarınca 20 yıl ağır hapis ve TCK. nun 448, 62 ve 59. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesince 18.11.1996 gün ve 129/145 sayı ile verilen hüküm, kısmen res'en de temyize tabi olmaları yanında ayrıca katılanlar ile sanık vekillerinin de temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.6.1997 gün ve 1670/2567 sayı ile; 1- ... İncelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan ... sanık K. için sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
2- Ancak; mağdur müdahil H.'nin hazırlıkta ilk ifadesinde ve Sulh Hakimliğindeki ifadesinde kendisine ateş edildiğini ifade etmediği, silahla yaralandığını açıkladığı, duruşmadaki ifadesinde sanık K.'nin kendisine ateş ettiğini ve kolundan yaralandığını belirttiği, 28.6.1996 tarihli Sağlık Ocağı Raporunda sol ön kol bilekte ağrılı 2x1 cm.lik cilt altı dokularına ait yatay kesik olduğu belirtildiği, mağdurun mübayin olan ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde sanık K.'nin mağdur müdahil H.'ye karşı eyleminde mahkumiyetine yeterli delil olmadığından beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
3- 8.8.1996 olan davaya katılma tarihinde 15 milyon olan maktu vekalet ücretinin 10 milyon tayini isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 20.11.1997 gün ve 125/134 sayı ile; diğer bozma nedenine uyup uygulama yapmış 2 nolu bozma nedenine karşı mağdur müdahil H.P., jandarmada ve Sulh Ceza Hakimliğindeki ifadelerinde kendisine ateş edip yaralayanın K.K. olduğunu söylemiş yargılama sırasında da bu net anlatımını sürdürmüştür biçimindeki gerekçe ile direnmiştir.
Kısmen temyize tabi olan bu kararın da ayrıca sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının onama isteyen 5.02.1998 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık K.K.'nin mağdur müdahil H.P.'yi öldürmeye teşebbüs etmek suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın suçunun sübutuna ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; sanık ile mağdurun aileleri arasında arazi sulama bedelinden kaynaklanan husumet ve anlaşmazlık vardır. Olay tarihinde, maktul M.P., kullandığı römorksuz traktör ile sanıklardan H.K.'nin idaresindeki otuyu, rahatsız edecek biçimde sollamış, çıkan tartışmada; H.K. tabanca ile ateş edip M.P.'yi öldürmüştür. Bunun üzerine M.' nin babası İ., traktörden inerek oto içinde bulunan H.'nin elinden tabancayı almaya çalışmış, boğuşma sırasında otonun içine düşen tabancayı alan K.K. de, İ.'ye ateş edip öldürmüştür. O ana kadar traktörde bulunan ve öldürmeye eksik teşebbüs suçundan TCK. nun 49. maddesi uyarınca beraat eden mağdur (sanık) H.P.'nin, olayın başında vurulan babası M.'nin belinden tabancasını alarak, baba oğul H. ve K.K.'nin bulundukları otoya doğru ateş etmesi üzerine, sanık K.'nin de tabanca ile yakın mesafeden ateş edip mağdur H.'yi sol el bileğinden 3 gün iş ve gücüne engel teşkil edecek şekilde yaralayarak öldürmeye teşebbüs ettiği mağdurun aşamalardaki anlatımları ve 28.6.1996 günlü iki ayrı doktor raporuyla sabit görülerek sanık K.'nin ayrıca bu suç nedeniyle de TCK. nun 448, 62 ve 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Özel Daire bozması ve Yerel Mahkeme kararında da belirtildiği gibi, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin başlıca kanıtlar, mağdur H.P.'nin aşamalardaki anlatımı ve iki ayrı doktor raporudur.
Mağdur H. 29.6.1996 tarihli kolluk ifadesinde; Dedem İ.'nin düştüğünü görünce traktörden indim. Babamın belinde bulunan silahı aldım, traktörün sağ arka tekerini siper ettim. Taksinin sağ arka tarafında bulunan K., H. ve A.K.'ye ateş ederek tabancadaki tüm mermileri boşalttım. Onların bulunduğu yerden sadece K. bana doğru ateş ediyordu. Benim sol kolumdan yaralanmama da K.'nin attığı mermi sebep olmuştur. Sulh Ceza Hakimi önünde; Dedeme ateş eden K.'dir. Bana ateş eden de K.'dir. Duruşmada; Ben dedemin vurulduğunu görünce traktörün üzerinde hareketsiz duran babamın belindeki silahı aldım. O sırada K.K.'nin elinde bulunan silahla ateş ediliyordu. Bu arada ben kolumdan yaralandım biçiminde anlatımda bulunmasına karşılık, keşif esnasında; K. ve H.'nin yanlarında bir kişi daha olduğu halde gizlendikleri arabanın sağ yan tarafına ateş ettim. Zira, onlar da bana ateş etmiş ve kolumdan yaralanmıştım demektedir.
Öte yandan mağdur H.'ye ait 28.6.1996 günlü birinci raporda şahsın yapılan muayenesinde sol el bilek üzerinde kurşun sıyırması sonucu oluşmuş laserasyon mevcuttur. Bu bulgular dışında başka bir ize rastlanmadı denildiği halde, aynı tarihli ikinci raporda kurşun yaralanması nedeniyle acilen sağlık ocağına getirilen H.P.'nin sol ön kolda bileğin 1/3 üst bölümünde ağrılı 2x1 cm.lik cilt ve cilt altı dokulara ait yatay bir kesiğin bulunduğu bildirilmektedir.
Görüldüğü üzere, mağdur H.'nin sol kolundaki yaraya ilişkin hekim raporları yaranın niteliği bakımından çelişkili oldukları gibi, mağdurun önceki anlatımları ile keşifteki anlatımı da birbirlerini tutmamakta, özellikle son ifadesi, kendisine kimin ateş ettiği hususunda yeterli ve net bilgiler içermemektedir.
İşin Ceza Genel Kurulunda incelenmesi sırasında, saptanan bu olgular nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığı ön sorun olarak ortaya çıkmış ve sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için, ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından mağdur H.'nin yeniden dinlenilmesi ve kolundaki yaranın ateşli silahla mı yoksa kesici herhangi bir cisimle meydana getirilip getirilmediğinin açıklığa kavuşturulması için raporları veren hekimlerin bilgilerine başvurulması gerektiğinde Adli Tıptan mütalaa alınması suretiyle soruşturmanın genişletilmesinde zorunluluk bulunduğu oyçokluğu ile kabul edilmiştir. Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün eksik soruşturmaya dayanan bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyeleri olayda eksik soruşturma bulunmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün saptanan eksik soruşturma nedeniyle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sanık H.K. ve K.K. haklarında adam öldürme suçlarından dolayı düzenlenmiş bulunan tebliğname uyarınca bu suçlardan kurulan hükme ilişkin inceleme yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmesine, 24.03.1998 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy