(765 S. K. m. 491/ilk) (1412 S. K. m. 423)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık Murat'ın TCY.nın 491/ilk; 522, 55/3 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 400.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Tarsus İkinci Sulh Ceza Mahkemesince 6.8.1997 gün ve 297-491 sayı ile verilen kararın, sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Onbirinci Ceza Dairesince 19.3.1998 gün ve 1447-2079 sayı ile;
"Tutuklu sanıkların 23.7.1997 tarihli celsede tahliye edildikleri ve yargılandıkları kamu davasının acele işlerden bulunmadığı gözetilmeden CMUK.nun 423. maddesine aykırı olarak adli araverme içerisinde duruşma yapılarak hüküm kurulması" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığınca 21.4.1998 gün ve 107358 sayı ile; "Adli tatilde duruşma yapılması mutlak bozma nedeni değildir. Bu süre için konulan kural düzenleyici bir işlemdir. CMUK.nunda yazılı bu çeşit kurallara uyulmaması ancak esas hükme etkili olmuşsa bozma nedeni olabilir. Bu husus 15.2.1950 gün, 21-1 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında da CMUK.nun 308. maddesinde belirtilen mutlak bozma nedenleri dışındaki hükme etkili olmayan usule ilişkin yasaya aykırılıkların bozma nedeni olamayacağı şeklinde belirtilmiştir. Bu İçtihatları Birleştirme Kararı da nazara alındığında mahkemece adli tatilde duruşma yaıpılarak hüküm kurulması, oluşan suçta sonuca etkili görülmediğinden mutlak bozma nedeni değildir" açıklaması ile özel Daire kararına itiraz edilmiştir.
Karar: Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, adli araverme süresi içerisinde tutuklu ve acele sayılan diğer hususlar dışında kalan davalarda karar verilmesinin bozma nedeni yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.
CYUY.nın 423. maddesi; "ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her sene Temmuzun yirmisinden, Eylülün beşine kadar tatil olunur.
Hazırlık tahkikatı ile tutuklu işlere ait duruşmaların ve acele sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yapılacağı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir..." hükmünü içermektedir. Yargılama Yasasının bu maddesi buyurucu nitelikte bulunduğundan aykırı davranışın sonuç üzerinde etkili olup olmadığı aranmaksızın hükmün uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır. Aksine düşünce, bu maddenin yasaya konuluşu ile güdülen amaca aykırı düşer. keyfi davranışlara yol açar ve maddenin işlemez hale gelmesine yol açar. Ceza Genel Kurulunun uyum ve kararlılık gösteren uygulamaları da açıklanan biçimdedir.
Kaldı ki, Yargıtay C. Başsavcılığının itirazına dayanak yaptığı 15.2.1950 gün ve 21-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı konuyla ilgili olmayıp, CYUY.nın 326. maddesi ile düzenlenmiş bulunan "kazanılmış hak" kavramına ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Sanık hakkında, hırsızlık suçundan, TCY.nın 491/ilk maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle genel hükümlere göre yargılanmak üzere kamu davası açılmıştır. Sanık tutuklu olmasına karşın 23.7.1997 tarihli oturumda tahliye edilmiş ve 6.8.1997 tarihli oturumda da hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Görüldüğü gibi sanık tutuklu olmadığı gibi hakkındaki kamu davası adli aravermede görülebilecek acele işlerden de değildir. Bu itibarla, yerinde olmayan Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 02.06.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy