(1412 S. K. m. 32, 260, 261, 268, 308)
Dava: Hizmet nedeniyle inancı kötüye kullanmak suçundan sanıklar M.Ö., İ.Ö. ve M.Ö.'nün beraatlarına ilişkin Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesince 11.10.1996 gün ve 93/812 sayı ile verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen
Yargıtay 11. Ceza Dairesince 18.3.1997 gün ve 396/680 sayı ile;
28.12.1989 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında şirketin karının 179.387.668 lira olduğunun iddia edilmesi ve buna bağlı olarak kar payının dağıtımına ilişkin yönetim kurulu kararının varlığı gözetilerek sanıkların birlikte ya da ayrı ayrı görevlendirildikleri yönetimde ve kısa süre içinde şirketin mali sıkıntıya ne suretle düşürüldüğünün 1990, 1991, 1992 ve 1993 yıllarına ait bilançolarının gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığının, borç miktarının belirlenmesinin, faiz oranlarının uygulanmasının ve diğer işlemlerinin yasaya uygun olup olmadığının, müdahil şirket ile lehine davranıldığı iddia olunan bioforma şirketine ait defter kayıtları ile sair belgelerin uzman bilirkişi kuruluna incelettirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile ve ihtilafın hukuki nitelikte olduğundan bahisle beraatlarına hükmolunması isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 10.7.1997 gün ve 625/799 sayı ile; bozmadan önceki hükmünün usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmekle yetinmiş ve önceki gerekçeli hükmü aynen tekrarlamak suretiyle direnmiştir.
Bu hüküm de katılan vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli 3.2.1998 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıkların, bir A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri oldukları, TTK. nun gösterdiği yükümlülükleri yerine getirmeyerek bu şirketi, sahibi ve yetkilisi oldukları bir başka şirkete borçlandırdıkları ve A.Ş.'nin tasfiyesine neden oldukları iddiası ile açılan davada;
Yerel Mahkeme, katılan şirketle sanıkların arasındaki uyuşmazlığın özel hukuku ilgilendiren alacak borç ilişkisinden doğduğu, uyuşmazlığın hukuk mahkemesinde çözülmesi gerektiği, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının bulunmadığının kabulüyle sanıkların beraatlarına karar vermiştir.
Katılan vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece eksik inceleme ile sanıkların beraatlarına karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiş; Yerel Mahkeme ise önceki hükmünün usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmekle yetinerek direnmiştir.
Görüldüğü gibi çözülmesi gereken sorun, sanıklara yüklenen suç ile ilgili yargılama yapılırken yeterli soruşturma yapılıp yapılmadığına ilişkin ise de; Ceza Genel Kurulunca Yerel Mahkeme direnme hükmünün yeterli ve yasal gerekçeyi taşıyıp taşımadığı, ön sorun olarak ele alınıp değerlendirilmiştir.
Anayasa'nın 141 ve CMUY. nın 32. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Hükmün, gerekçeyi içermemesi CMUY. nın 308/7. maddesi gereğince kanuna muhalefet halini teşkil etmektedir. Gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Gerekçenin, dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması aranmalıdır. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, denetim yapılmasına kolaylık sağlamak için hükmün gerekçeli olması gerekir.
Ceza Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamalarına göre, bozulmakla bir karar tamamen ortadan kalkacağından, Yerel Mahkeme direnme kararında da CMUY. nın 260, 261, 268 ve 308. maddeleri gereğince yeniden hüküm kurulması ve gerekçesinin gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda Yerel Mahkemece, belirtilen bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, bozulmakla tamamen ortadan kalkan eski hükümde direnilmesine karar verildikten sonra direnme nedenleri gösterilmemiş, bozma kararına niçin uyulmadığı açıklanmamıştır. Bozulan kararın tarihi değiştirilmek suretiyle yeniden ve aynen yazılmasıyla yetinilmiştir.
Bu itibarla, bozma kararına hangi nedenlerle uyulmadığı belirtilmeden ve direnme gerekçeleri gösterilmeden önceki kararın aynen tekrarı ile yetinilmesi yasaya aykırı olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu usulü nedenden dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, gerekçeden yoksun Yerel Mahkeme direnme hükmünün sair yönleri incelenmeksizin öncelikle bu nedenden dolayı tebliğnamedeki istemden değişik gerekçeyle BOZULMASINA, 31.03.1998 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy