(765 S. K. m. 491, 512)
Dava: Hırsızlık suçundan sanıklar A.K. ve E.K.'nin beraatlarına ilişkin Gülşehir Sulh Ceza Mahkemesince 20.8.1996 gün ve 205-17 sayı ile verilen karar, C. Savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 6.3.1997 gün ve 225-372 sayı ile; "Sanık A.K.'nin hazırlık soruşturmasında müsnet suçu ikrar ederek, diğer sanıkla birlikte çaldıkları kazayağı tabir edilen tarım aletini sakladıkları yeri gösterdiği ve suça konu tarım aletinin gösterilen yerde ele geçirildiği, 27.7.1995 tarihli yer gösterme tutanağıyla sabit olup, müsnet suç sübuta erdiği halde oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle sanıkların beraatlarına karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 26.6.1997 gün ve 21-126 sayı ile; "Sanıklardan A., hazırlık ifadesinin manevi korku altında alındığını, savunmalarında da suça konu aleti 15-16 yaşında bir çocuktan hurda toplarken bedel ödeyerek satın aldıklarını söylemiştir. Duruşmada dinlettiği tanıklar bunu doğrulamıştır. Satan çocuğun olay yerinden uzaklaştığı sıradaki tavrından şüphelenerek bilahare sakladıklarını söylemiştir. Müştekinin beyanından evinin duvarının yol tarafına bir ayağı kırık olduğu için kazayağının bırakıldığı belirlenmiştir." biçimindeki gerekçe ile önceki kararında direnmiştir.
Bu kararında C. Savcısı tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma isteyen 2.2.1998 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanıkların suçlarının sübutuna ilişkindir.
Müşteki F.K. 26.7.1995 günü kolluğa yaptığı müracaatında; ayağının biri kırık olduğu için evinin önüne bıraktığı kazayağının yerinde bulunmadığını görünce, sokakta oynayan çocukların bu tarım aletinin hurdacılar tarafından çalındığını söylediklerini, kendisinin de yaptığı araştırmada ... plakalı kamyonet ile iki kişinin hurda topladıklarını tesbit ettiğini söyleyerek kazayağını çalanların yakalanıp cezalandırılmasını istemiştir.
Aynı gün kollukça yapılan araştırma sonucu, plakası verilen kamyonetin sanıklardan A.K.'ye ait olduğu tesbit edilmiş, arandığını duyan ve 26.7.1995 günü saat 23.30 sıralarında teslim olan sanıkla yapılan yer gösterme sonucu, suça konu tarım aleti, ... asfaltına 10 km. uzakta ve toprak yolun altındaki iğde ağaçlarının arasında saklandığı yerde bulunarak karakola getirilmiştir.
Sanıklardan A.K., emniyette alınan ifadesinde önce suçu inkar yoluna gitmiş, bilahare hurda topladıkları sırada müştekinin tarım aletini bulunduğu evin önünden arkadaşı E.'nin alarak arabaya koyduğunu, önce kendisine bir şey söylemediğini, ancak Nevşehir'e dönerken bu hususun aklına takıldığını ve pişmanlık duyarak bulunduğu yere attıklarını söylemiş, duruşmadaki sorgu ve savunmasında ise bu anlatımından dönerek, suç konusu aleti hurda topladıkları sırada 15-16 yaşlarında bir çocuktan 200.000 liraya satın aldıklarını, bilahare hırsızlık malı olduğundan şüphelenerek Nevşehir'e dönüşte başlarına bir şey gelir diye çalıların dibine attıklarını, poliste ilk defa ifade verdiği için korktuğundan o şekilde anlatımda bulunduğunu söylemiştir.
Diğer sanık E. ise; emniyetteki anlatımında, sanık A. ile hurda toplamak için birlikte olduğunu, hurdaları onun, para karşılığında topladığını, ancak neler satın aldığını bilmediğini söylemiş, duruşmadaki sorgu ve savunmasında ise diğer sanığın savunmasına paralel anlatımda bulunmuştur.
Kollukça yapılan 27.7.1995 günlü teşhis sırasında, tanıklar A.S. ve M.Ö. sanıkları hurda toplarken, tanıklar N.Y. ve Ş.Y. de her iki sanığın suça konu kazayağını arabaya yüklerken gördüklerini söylemişlerdir.
Ceza Genel Kurulunda 3.3.1998 günü yapılan birinci müzakerede, sanıkların kaçamaklı anlatımları, şikayet, yapılan teşhisler ve suça konu aletin sanık A. tarafından gösterilen yerde elde edilmesine, ilişkin tutanak karşısında eylemin sübutu oybirliği ile kabul edilmiş, ancak eylemin TCK. nun 491/1, 512/1. maddelerinden hangisinin kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği hususunda yapılan oylamada yeterli yasal çoğunluk sağlanamamış, işin bu yönünün görüşülmesi ikinci müzakereye bırakılmıştır.
Yukarıda belirtilen kanıtlardan anlaşılacağı gibi; suça konu aletin 15-16 yaşlarında bir çocuktan para karşılığı satın alındığına ilişkin savunma, ilk defa duruşma sırasında ileri sürülmüştür. Sonradan ortaya atılan bu savunma doğrultusunda olaydan 7 ay kadar sonra dinletilen tanıklar İ.K. ve O.K. hurda demir toplandığına ilişkin anonsu duymaları üzerine inşaattaki hurda demirleri satmak için hurdacıların yanına gittiklerinde, sanıkların 15-16 yaşlarında bir çocukla kazayağı denilen bir alet için pazarlık yapıp bu aleti ondan 200.000 lira karşılığında satın aldıklarını gördüklerine şahadet etmişler ise de; bu şahadete; savunma tanıklarının olaydan çok sonra ortaya çıkması ve kendilerinin içinde bulunmadıkları bir alışveriş olayında satın alma bedelini tam olarak hatırlayabilmelerinin hayatın olağan akışına uygun düşmemesi ve sanıkların kolluktaki anlatımları ile hazırlık aşamasında elde edilen diğer kanıtlar karşısında itibar etmek mümkün görülmemiş ve yapılan ikinci müzakerede sanıkların eyleminin TCK. nun 491/1. maddesinde yazılı hırsızlık suçunu oluşturduğu oyçokluğu ile kabul edilmiştir. Belirtilen nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı ve Kurul Üyeleri, sanıkların eyleminin, TCK. nun 512/1. maddesinde yazılı cürüm eşyasını (hırsızlık malı) bilerek satın alma suçunu oluşturduğu görüşüyle, suçun niteliğine ilişkin oylamada karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün 3.3.1998 günü yapılan 1. müzakerede sübut yönünden oybirliği, 24.3.1998 günü yapılan ikinci müzakerede suç niteliği yönünden oyçokluğu ile BOZULMASINA karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy