(765 S. K. m. 102, 104, 482, 572)
Dava: Hakaret ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık S.A.'nın TCK. nun 482/3, 647 Sayılı Kanunun 4/1 ve TCK. nun 72. maddeleri uyarınca 430.000 lira ağır, TCK. nun 572/1, 647 Sayılı Kanunun 4/1. maddeleri uyarınca 180.000 lira hafif para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin İnebolu Sulh Ceza Mahkemesince 29.5.1996 gün ve 76/104 sayı ile verilen karar, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 10.4.1997 gün ve 3059/5012 sayı ile; Olay tanıklarının, olay akşamı sanığın sarhoş olarak müştekiye sövdüğüne ilişkin anlatımları bulunmayıp, genel olarak sık sık sarhoş geldiğine ve müştekiye ulu orta sövdüğüne dair beyanda bulundukları cihetle, tanıklardan olay günü sanığın sarhoş olup olmadığı, müştekiye sövüp sövmediğine ilişkin bilgileri sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 18.6.1997 gün ve 89/64 sayı ile; 29.5.1996 tarihli oturumda tanık H.E., sanığın ulu orta bağırdığını müştekinin adını zikretmediğini açıklamışsa da, görülen lüzum üzerine soruldukta, olayı hatırladığını, sanığın orospu çocukları, çıkın dışarı diye annesine hakaret ettiğini alkolik olduğunu vurgulamış, tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmiş ve bu tanığın beyanı ile müşteki ve diğer tanık ifadeleri birbirlerini doğrulamıştır. Alkol raporu bulunmamakla birlikte mütecaviz sarhoşluk suçu da aynı delillerle sabittir. biçimindeki gerekçe ile direnmiştir.
Bu kararın da o yer C. Savcısı tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma isteyen 17.2.1998 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre, sanığın hakaret ve saldırgan sarhoşluk suçlarından cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Müşteki Z.E. C. Savcılığına verdiği 9.1.1995 tarihli şikayet dilekçesinde komşuları olan sanığın, genelde geç vakit ve alkollü olarak eve geldiğini, arabasını park ettikten sonra kendisine küfür ederek taciz ettiğini bu durumu ayrıca köy muhtarına bildirdiğini muhtarın da kendisini uyarmasına rağmen bu tip hareketlere devam ettiğini belirtmiş, kollukta ve duruşmadaki anlatımlarında da tarih içermeyen genel anlamdaki sözlerle sanığı suçlayıp şikayetçi olduğunu belirtmiştir.
Sanık ise aşamalarda, işi icabı eve geç saatlerde geldiğini, olay gecesi evin önüne geldiğinde arabasında bulunan kumanyaları evdekilerin gelip almaları için bir kaç defa arabasının kornasına bastığını, korna sesinden dolayı asıl, müştekinin, kendisine hakaret ettiğini, ancak sarhoş olmayacak ölçüde içki içtiğini suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.
Olayın tanıklarından M.Y. müştekinin yeğeni ve aynı zamanda köy muhtarı olup gözüyle görmediği olaydan halasının şifahi bildirimi üzerine haberdar olduğunu ve sanıktan bu durumu sorduğunu, sanığın ise, kesinlikle müştekiye hakaret etmediğini kendisine bildirdiğini anlatmıştır. Diğer tanıklar H., M. ve M.E. müştekinin oğullarıdır. Bu üç tanık duruşmadaki benzer anlatımlarında Sanığın komşuları olduğunu, genellikle gece yarısından sonra arabası ile içkili olarak gelip kendilerine ve anneleri olan müştekiye küfür ettiğini söylemişler tanık H. ayrıca bir defasında Orospu çocukları, çıkın dışarı diyerek annesine hakaret ettiğini belirtmiştir.
Görüldüğü gibi, müştekinin çocukları olan tanıkların anlatımları da sanığın geneldeki davranışları ile ilgili olup, sanığın olay gecesi müştekiye karşı olan eylemlerine ilişkin yapılmış somut bir bilgileri içermemektedir. O halde, olayın yeterince açıklığa kavuşturulması için; müştekiye somut olayın açıklattırılması, tanıklardan olay günü sanığın müştekiye sövüp sövmediğine ilişkin bilgileri sorulup, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdir edilmesi gerekir.
Öte yandan suç tarihi 7.1.1995 tarihi olup, sarhoşluk suçunun yasada öngörülen ceza tür ve üst sınırına göre bu suç TCK. nun 102/5. maddesine göre iki yıllık asli zamanaşımına tabidir. Aynı yasanın 104/2. maddesi hükmü de nazara alındığında suç ve inceleme tarihleri arasında 3 yıldan fazla bir süre geçip zamanaşımının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla hakaret suçundan dolayı saptanan eksik soruşturma ve saldırgan sarhoşluk suçundan da zamanaşımının değerlendirilmesi bakımından Yerel Mahkeme direnme hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere, Yerel Mahkeme direnme hükümlerinin, bu nedenlerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 24.03.1998 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy