(765 S. K. m. 416, 429)
Dava: Zorla kaçırmak ve zorla ırza geçmek suçlarından sanık A.T.'nin TCK. nun 429/1, 59, 416/1 ve 59. maddeleri uyarınca sonuçta 7 yıl, 16 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, tutuk halinin sürdürülmesine ilişkin Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesince, 13.10.1997 gün ve 139/325 sayı ile verilen karar, O yer C.Savcısı ve sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen 5. Ceza Dairesince 18.2.1998 gün ve 4467/455 sayı ile; Usul ve yasaya uygun görülerek onanmıştır.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 12.3.1998 gün ve 113961 sayı ile; Mağdurenin çeşitli erkeklerle arkadaşlıkları olmuş bekaretini daha önce yitirmiştir. Olay günü akşamı beraber yaşadığı tanık N. ile ilçedeki bara gitmiş ve orada sanıkla tanıştırılmıştır. N. bardan daha önce ayrılmış, mağdure de daha sonra barı terk edip yaya olarak birlikte yaşadığı N.'nin bulunduğu eve doğru gittiği sırada sanık otosuyla mağdurenin yanında durmuş, rızasıyla otosuna bindirmiş ilçe merkezinin dışında oto içinde cinsel ilişkide bulunmuşlar, takriben iki, iki buçuk saat sonra mağdureyi evin önüne bırakmıştır.
Eve geç gelen mağdureye beraber yaşadığı arkadaşı nedenini sorduğunda, sanık tarafından zorla kaçırıldığını ve ırzına geçildiğini belirtmiş olup olay bu şekilde cereyan etmiştir.
Mağdure sanığın kendisini eve bırakmak bahanesiyle otosuna aldığını, ancak eve bırakmayarak ilçe dışında ve oto içinde zorla ırzına geçtiği sırada sanığın yüzünü çizdiğini, boynunu tırmaladığını ileri sürmüştür. Ancak;
Hemen şikayeti düşünmediği ve o gece N. ile aynı yatakta yattığını, sabahleyin de şikayet edip etmeme konusunda tereddüt geçirdiğini bilahare öğleden sonra birlikte gidilerek şikayetçi olduğunu, oto içinde büyük boyutta mücadele vermediğini ifade etmiştir.
Sanık ise, aşamadaki savunmasında, mağdure ile barda bir masada bir veya bir buçuk saat beraber oturması dışında bir ilişkisi olmadığını, kendisine ait köpek ve at çiftliği bulunduğunu belirtmiştir.
Mağdurenin 24.9.1996 günlü raporunda; her iki el bileğinde yüzeysel sıyrıklar ile cinsel ilişkide bulunduğuna dair sperm görülmüştür.
Sanığa ait aynı tarihli raporda ise boyun kısmında 0.75 cm. ebadında cilt sıyrığı tesbit edilmiştir.
Tanıklar N.V., Ü.Y. ve S.Ö.'nün mağdure ile aynı evde kalan arkadaşları oldukları anlaşılmaktadır.
Olayın cereyan tarzına göre; barda eğlenirken sanık ile mağdure arasında bir ihtilaf çıkmaması, mağdurenin gece geç vakit rızasıyla sanığın arabasına binmesi ve uzunca bir süre oto içinde bulunmaları, sanıkta silah veya benzeri bir cisim bulunmaması, mağdurede el bilekleri dışında ekimoz veya çizik olmaması ve mevcut çiziklerin de sanık tarafından yapıldığının şüpheli kalması, sanıkta görülen çiziğin ise, savunma doğrultusunda çiftlikte bulunan hayvanlar tarafından yapılmış olabileceğine veya sevişme sırasında olabileceğine dair kuşku bulunması, mağdurenin bir mücadele vermediğini açıklaması, ayrıca, mağdure ile gayrimeşru yaşam sürdüren tanık N. ile aynı evde oturdukları anlaşılan diğer tanıklar S. ve Ü.'nün beyanlarının taraflı olması, savunmanın da mağdurenin birlikte yaşadığı N. ile arkadaşlık ilişkisinin bozulmaması için inkara dayandırılması hususları dikkate alındığında; sanığın; mağdureyi cebir, şiddet ve tehditle kaçırıp ırzına geçtiğine dair mağdurenin samimi görülmeyen iddiası dışında yeterli ve kesin delil yoktur. Mevcut delillere ve dosya kapsamına göre mağdurenin kendiliğinden sanığın otosuna bindiği ve oto içinde rızasıyla onunla cinsel ilişkide bulunduğu anlaşıldığından, sanığın beraatına karar verilmesi gerekir. biçimindeki gerekçe ile itiraz ederek, onama kararının kaldırılıp, mahkumiyet hükmünün bozulmasını istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: İncelenen dosyaya göre; kaçırmak ve zorla ırza geçmek suçlarından sanığın cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık; sübut noktasında toplanmaktadır.
1.03.1973 doğumlu olan mağdure F. kollukta, savcılıkta ve duruşmada verdiği ifadelerinde; 9 Eylül Üniversitesi 5. sınıfında öğrenci olduğunu, Foça İlçesine 27.4.1996 tarihinde arkadaşı N. ile birlikte gezmeye ve bayramı geçirmeye geldiklerini, o akşam N. ile bara gittiklerini, sonra sanık A. ile tanıklar Ü.Y. ve S.Ö.'nün yanlarına gelip oturduklarını, arkadaşı N.'nin saat 24.00 sıralarında ayrılması üzerine, kendisinin de 15-20 dakika sonra kalktığını, ... Oteline doğru yürürken sanık A.T.'nin arabasıyla arkasından geldiğini onun ne oldu, neden oradan ayrıldın şeklindeki sorusunu N.'nin yanına gidiyorum diye yanıtlaması üzerine, götürme teklifini kabul ederek arabasına bindiğini, ancak, ... Otelinin yanından geçerken inmek istemesine rağmen sanığın ters yola girdiğini, beni burda bırak, beni nereye götürüyorsun diye bağırmasına Sakin ol, seni istediğin yere götüreceğim diyerek arabanın hızını artırdığını, İzmir yol kavşağına gelince kapıyı açıp inmesine sanığın engel olduğunu, bağırmalarını kimsenin duymadığını ve sanığın kendisini, oturduğu köyün yakınlarında bir çöplüğün yanına götürerek arabanın ışıklarını söndürüp oturduğu koltuğu yatırarak kendisine zorla ve bir kez tecavüz ettiğini, engel olmak için onunla boğuştuğunu yüzünü ve boynunu tırmaladığını, ancak, her şeye rağmen elinden kurtulamadığını, arabaya binerken sanıktan kuşkulanmadığını, tecavüz esnasında da kendisini öldüreceği kanısına vararak daha fazla direnemediğini, sanığın bilahare kendisini getirip Foça'ya bıraktığını, kendisinin de N. ile kaldığı eve gittiğini, başından geçenleri ona ve tanık S.'ye anlattığını, birlikte kaldığı N. ile o gece eve geldikten sonra ilişkide bulunmadıklarını, korktuğu için olayı hemen kolluğa haber veremediğini, şikayet edip etmeme konusunda bocaladığını, bilahare sanığın daha kötü şeyler yapabileceği düşüncesiyle ertesi günü öğleye doğru kolluğa gidip şikayetçi olduğunu söylemiştir.
Sanık aşamalarda suçunu inkarla, kendisinin çiftlikte at ve köpek yetiştirdiğini, bardan 00.30-01.00 sıralarında kalktığını, daha önce tanıdığı A.K. isimli şahsın yolu tarif edip kendisini yolcu ettiğini, Foça'dan ayrılıp çiftliğe gittiğini, çiftlikten ayrılmadığını, barda oturdukları sırada şikayetçinin boynundaki sıyrıkları görmüş olabileceğini ve zengin olması nedeniyle onun bunları kanıt olarak ileri sürüp üzerinde kalma niyeti beslediğini ve suçsuz olduğunu savunmuştur.
Tanıklar N.G., Ü.Y. ve S.Ö., müştekinin gece perişan bir vaziyette gelerek olayı, ağlayıp hıçkırarak kendilerine anlattığını, gece olması nedeniyle hemen gidip kolluğa haber vermekte tereddüt ettiklerini, tanıklardan Ü.Y. şikayet saatine kadar hemen hemen beraber oldukları için o gece N. ile müşteki F. arasında cinsel bir ilişki geçtiğini zannetmediğini, tanıklar N. ile Ü. ayrıca, sabah olunca sanığın çiftliğine gittiklerini, orada sanığın boynunda tırnak izleri gördüklerini, olayı sanığa anlattıklarında inkar etmesi üzerine, onu da alıp karakola getirdiklerini söylemişlerdir.
Tanık A.K. aşamalarda, kendisinin sanık A.'nın çiftliğinde çalıştığını, A. bardan çıktığı sırada çiftlik işlerine ilişkin aralarında kısa bir konuşma geçtiğini, sanığın Foça'ya sık sık gelip gitmesi nedeniyle yolları bildiğini, bardan çıktığı sırada ona yolu tarif ettiğini de hatırlamadığını, mağdurenin kalmak için gittiği N.'nin evi ile sanığın gideceği köyün ayrı yönlerde olduğunu, olay gecesi kendisinin de tanıklar Ü. ve S.'nin evinde kaldığını, gece tanık N.'nin gelip mağdurenin başından geçen olayı anlattığını, sonra N., S. ve Ü.'nün, N.'nin evine gittiklerini söylemiştir.
Kolluğa başvurduktan sonra mağdure Foça Devlet Hastanesine sevk edilmiş 29.4.1996 günlü raporda mağdurenin her iki el bileğinde boyutları 1,5 cm.yi geçmeyen solda üç adet, sağda iki adet yüzeysel sıyrık olduğu belirtilmiştir. Mağdurenin aynı gün İzmir Devlet Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda; vajen yan duvarında eski bir yırtığın mevcut olduğu ve halen bakire olmadığı saptanarak muhtemel bir cinsel ilişkiyi araştırmak bakımından vajen yıkama sıvısı alınmıştır. Bu rapora 3.5.1996 tarihinde ilave edilen yazıda vajen yıkama suyunda spermin pozitif olduğu ve cinsel ilişkide bulunduğu belirtilmektedir.
Sanığa ait, Foça Devlet Hastanesinin 29.4.1996 günlü raporunda boynunun sol sternalomastoid bölgesinde 0,75 cm. uzunluğunda 3 adet ve boynun yatay eksenine paralel yüzeysel cilt sıyrığının tesbit edildiği bildirilmiş, İzmir Devlet Hastanesinin aynı tarihli raporunda ise bu sıyrıkların, sert bir cisim ya da insan veya hayvan tırnağı gibi bir materyal ile meydana gelmiş olabileceği belirtilmiştir.
Dosya kapsamına göre, mağdure F. tanık N. ile aynı evde kalıp zaman zaman cinsel ilişkide bulunmaktadırlar. Ancak, tanıkların ifadeleri gözönünde tutulduğunda; gece geç vakit N.'nin evine gelip olayı anlatmasından kolluğa gidilinceye kadarki zaman diliminde oluşan sıkıntılı (stresli) ortamda cinsel ilişkide bulunmamış olmaları doğal olup, mağdurenin bu konudaki beyanı tanık Ü.Y.'nin anlatımı ile doğrulanmaktadır. Buna rağmen mağdureden alınan vajen sıvısında sperm tesbit edilmiş ve cinsel ilişkide bulunduğu saptanmıştır.
Tanıklardan hiçbiri barda birlikte oturdukları sırada sanığın boynunda sıyrıklar gördüklerini söylemedikleri halde 29.4.1996 günlü raporlarda belirtilen sanığın boynunda üç adet, mağdurenin her iki el bileğinde 5 adet sıyrık bulunması cinsel ilişki öncesi sanıkla mağdure arasında bir boğuşmanın geçtiğini göstermektedir.
Öte yandan taraflı olması için hiçbir neden bulunmayan, üstelik iş ilişkisi nedeniyle sanığa daha yakın olması gereken tanık A.K.; bardan çıkan sanıkla iş konuştuklarını, ona gideceği yolu tarif ettiğini hatırlamadığını, sanığın çiftliğinin bulunduğu köyden Foça'ya sık sık gelmesi nedeniyle onun yolları bildiğini söylemiş, böylece sanığın bu husustaki savunmasının samimi olmadığı ortaya çıkmıştır.
Ayrıca olay öncesine kadar bir barda birlikte oturup eğlenecek kadar sanıkla samimi olan diğer tanıkların, onun aleyhinde şahadette bulunmaları için bir neden olmadığı gibi, sanığı ilk defa o gece barda oturdukları masada tanıyan mağdurenin, halen birlikte olduğu arkadaşına karşı, kendisini zor durumda bırakacak şekilde sanıkla önce rızaen cinsel ilişkiye girip sonra ona suç atmasına bir neden bulunmadığı da gözönünde tutulduğunda; sanığın, kendisinden önce bardan çıkıp yürümekte olan mağdureye, arabasıyla takip edip, yetiştiği, N.'nin evine götürmek bahanesiyle arabasına aldığı, sonra karşı koymasına aldırmayarak çiftliğinin yakınındaki suç yerine götürüp, orada, arabanın içinde, zorla ırzına geçtiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkan ve Üyeleri, itirazın haklı nedenlere dayandığı, sanığın atılan suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak inandırıcı kanıtlar elde edilemediği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 28.04.1998 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy