(765 S. K. m. 64, 493, 522, 491) (1412 S. K. m. 308)
Dava: Hırsızlık suçundan sanıkların önceden yapılan bozmaya uyularak TCK.nun 64, 493/1 ve 522. maddeleri uyarınca 1'er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 16.04.1997 gün 517/259 sayı ile verilen karar, sanıklar vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Nöbetçi Ceza Dairesince 08.08.1997 gün ve 8471/7758 sayı ile;
"Suçun işlendiği sahibi belirlenemeyen otoda inceleme yapma olanağı bulunmadığına göre, eylemin TCK.nun 491/ilk maddesine uyduğu gözetilmeden aynı Yasanın 493/1. maddesiyle ceza tayini isabetsizliğinden, bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 05.11.1997 gün ve 509/693 sayı ile;
"Hırsızlık, otonun kelebek camı kırılarak işlenmiştir. Kelebek camının sağlam ve muhkem olduğu bilinen bir olgudur. Bu nedenle, oto üzerinde inceleme yapılması sonuca etkili değildir" biçimindeki gerekçeyle önceki hükümde direnmeye karar vermiştir.
Bu kararın da sanıklar vekilince süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma isteyen 17.06.1998 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Hırsızlık suçundan sanıkların cezalandırılmasına ilişkin karar, dosyanın incelenmesinde; Yerel Mahkemenin sanıkların müsnet suçtan mahkumiyetlerine ilişkin ikinci hükmü 16.04.1997 günü sanık ( ... )'in yüzüne karşı tefhim olunmasına rağmen. vekili tarafından CUMK.nun 310. maddesinde belirtilen sürenin geçmesinden sonra 29.04.1997 tarihinde temyiz edilmiş, aynı Yasanın 325. maddesi gereğince teşmil edilmeden Nöbetçi Ceza Dairesince "Eylemin TCK.nun 491/ilk maddesine uyduğu gözetilmeden aynı Yasanın 493/1. maddesiyle ceza tayini isabetsizliğinden bu sanık yönünden de bozulmuş ve bozmanın fiilen sanık ( ... )'e de teşmil edildiği kabul edilmiştir. Ancak;
Yerel Mahkemece, bozmadan sonra CMUK.nun 326/2. maddesi uyarınca sanıkların, duruşma gününü bildiren davetiye yerine müzekkere ile getirtilmelerine karar verilmiş, bu müzekkerelerin sonucu beklenmeden önceki kararda direnilmiştir.
CMUK.nun 326. maddesi uyarınca, bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkemenin, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorması, son tahkikata ve duruşma usulüne ilişkin tüm kuralları uygulaması gerekmektedir. Sanık hakkında verilecek cezanın, bozmaya konu olan cezadan daha hafif olması halinde, sanık veya katılan ile vekillerine davetiye tebliğ olunmaması ya da davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanlarının tespit edilmemesinde duruşmaya devam olunarak dava yoklukta bitirilebilecektir. Karar; lehine de bozulmuş olsa, sanığa duruşma gününü bildiren davetiye tebliğ olunmalı, buna rağmen duruşmaya gelmediği takdirde, bozmanın lehe olduğu dikkate alınarak, bir karar verilmelidir.
İncelenen dosyada; bozma kararına karşı diyeceklerinin tespiti için sanıklara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunmadığı gibi, bu amaçla yazılan müzekkerelerin sonucu da beklenmemiş, taraf teşkil edilmemiş olup, kamu davasının asli sujesi olan sanıklar davalarından habersizdir. Bu suretle savunma hakkı kısıtlanmıştır. Savunma hakkının kısıtlanması ise, CMUY.nın 308/8. maddesi gereğince kesin bozma sebebidir.
Bu itibarla, sanıklara davetiye çıkartılıp duruşma günü bildirilmeksizin yargılamaya devamla gıyapta karar verilmesi CMUY.nın 326/2, 308/8. maddelerine aykırı olup sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle yukarıda açıklanan usuli nedenle BOZULMASINA, 29.09.1998 günü sonuçta istem gibi oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy