(765 S. K. m. 504, 508, 510) (CGK 20.10.1998 T.,1998/6-234 E., 1998/327 K. )
Dava: Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanmak ve sahtecilik suçlarından sanıklar N.Ç. ile A.A.nın beraatlerine ilişkin İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 16.2.1998 tarih ve 90/15 sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi 4.6.1998 tarih ve 5952/5863 sayı ile, "sanıkların sübuta eren ve değişik tarihlerde işlenen suçları nedeniyle TCY'nin 504/3, 522, 504/3, 522, 80 ve sanık N.nin ayrıca 504/3, 522. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları gerektiği" görüşüyle ve bir üyenin "yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği", bir üyenin de "sanıkların eylemlerinin TCY'nin 510, 522. maddelerine uygun bulunduğu" karşı oylarıyla ve oyçokluğu ile kararı bozmuştur.
Yargıtay C.Başsavcılığı'nın itirazı üzerine, Ceza Genel Kurulu'nun 20.10.1998 tarih ve 234/327 sayılı kararı ile, "soruşturmanın genişletilmesini isteyen üyenin CUMK'nin 384. maddesi uyarınca davanın esası hakkında oy kullanması sağlandıktan sonra hüküm kurulmaması" nedeniyle bozma kararı kaldırılmıştır.
Özel Daire'ce yeniden yapılan incelemede "soruşturmanın genişletilmesi talebi oyçokluğu ile reddedilmiş", yerel mahkeme kararı, "oluşa, mevcut delillere, bilirkişi raporlarına ve dosya içeriğine göre sanıkların 25.1.1994 tarihinde İmpexbank merkez Şubesi'ndeki müdahile ait şahsi hesaptan sahte talimatla 95.580 ABD Doları almaktan ibaret eylemin TCK'nin 504/3, 522; 20.10.1993 ve 14.10.1994 tarihlerinde Yapı Kredi bankası Osmanbey Şubesi'ndeki müdahilin şahsi hesaplarından sahte talimatlarla 98.848.61 Alman Markı, 21.785 ABD Doları ve 18.580 ABD Doları almaktan ibaret eylemlerinin TCK'nin 504/3, 522 ve 80; sanık N.Ç.nin 15.9.1992 tarihinde Yapı Kredi Bankası Osmanbey Şubesi'ndeki müdahilin şahsi hesabından sahte talimatla 800 İngiliz Paundu almaktan ibaret eyleminin TCK'nin 504/3, 522. maddelerinde yazılı suçları oluşturduğu gözetilmeden mahkimeyleri yerine, yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına, "bankadan para çekme talimatının müşteki veya sanıklardan hangisi tarafından verildiğinin kesinlikle tespit edilememiş olması karşısında sanıkların bankadan para çektikten sonra bunları hesaplara intikal ettirmemek veya az intikal ettirmekten ibaret eylemlerinin TCY'nin 510, 522. maddelerinde yazılı suçları oluşturduğu" karşı oyu ile ve oyçokluğu ile karar vermiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı'nca 29.12.1998 tarih ve 39788 sayı ile;
"Katılana ait şirkette çalışan sanık N.Ç. tarafından katılan yerine imza atılarak muhtelif tarihlerde çekler keşide edildiği, bankalara talimat yazılarak A.A. aracılığıyla şikayetçinin hesaplarından para tahsil edildiği, bu paraların büyük çoğunluğunun şirketin borçlarının kapatılmasında kullanıldığı ya da katılanın bir başka hesabına yatırıldığı bilirkişi raporuyla sabittir. Bu nedenle sanıkların savunmalarının aksi kanıtlanamamıştır.
Ancak, katılanın banka hesabından çekilen 21.785 USA Doları'nın şirket kayıtlarına intikal ettirilmemesi nedeniyle anılan para sanıkların üzerinde kalmış olup, önceden verilen izin ve şifahi talimat nedeniyle sanıkların eylemi TCY'nin 510. maddesine uygundur" gerekçesiyle itiraz edilmiştir.
Dosya birinci başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıkların sahtecilik, güveni kötüye kullanmak ve dolandırıcılık suçlarından beraatlerine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sübuta ve sabit olan eylemin dolandırıcılık suçunu mu, yoksa güveni kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir.
Ceza Yasası'nın Mal Aleyhine İşlenen Cürümlere ilişkin onuncu babının 503 ve 504. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçu, "hile ve desiseler yaparak bir kişiyi hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına haksız çıkar sağlamaktır." Bu suçun oluşabilmesi için,
a) Fail tarafından hile ve desire yapılmalıdır. Mağdurun inceleme eğilimini eksiksiz kılacak nitelikte birtakım hareketlerde bulunulmalıdır. Bu hareketler fail tarafından yapılabileceği gibi bir başka şahsa da yaptırılabilecektir.
b) Yapılan hile ve desise bir kimseyi kandırabilecek nitelikte olmalıdır. Hile ve desisenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı, olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, faille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, gizlenen veya değiştirilen belgelerle gerçek olduğundan bahisle, gösterilen belgelerin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
c) Mağdurun veya başkasının zararına, kendisi veya başkası lehine haksız bir çıkar sağlanmalıdır. Fail kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hile ve desise yapmalı, verilen zarar ile sanığın fiili arasında uygun nedensellik bağlı bulunmalıdır. Zararın sonradan ortadan kalkması suçun oluşumuna etkili değildir.
Mülkiyetin korunması amacıyla kabul edilen ve Ceza Yasası'nın 508. maddesinde yer alan güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için faile geri verilmek veya muayyen bir biçimde kullanılmak koşuluyla tevdi veya teslim edilen bir şeyin (taşınır malın), fail tarafından;
a) Kendisi veya başkası yararına satılması,
b) rehnedilmesi,
c) Kullanmak suretiyle malın miktar veya değerinin azaltılması,
d) Malın teslim veya tevdi edildiğinin inkarı,
e) Alınan mal yerine daha değersiz bir mal verilmesi veya bir bölümünün alınıp yerine daha değersiz bir şey katılarak aynı miktar veya hacimde geri verilmesi gerekir.
Mal ya da şey, faile;
a) Meslek ve sanat,
b) Ticaret,
c) Hizmet nedenleriyle, ya da
d) Emanet olarak veya
e) İdare etmek üzere, tevdi edilmişse,
f) Teminat olarak teslim olunmuşsa, suçun ağırlaşmış şeklini düzenleyen 510. madde ile uygulama yapılacaktır.
Somut olayda sanık N.Ç., katılana ait şirkette sekreter, sanık A.A. ise bu şirketin muhasebe elemanı olarak çalışmaktadırlar. Katılan, İmpexbank İstanbul Şubesi'ndeki döviz hesabının, bir başka bankaya teminat olarak gösterilmesini adı geçen bankadan istediğinde, hesaptaki paranın çekildiği bildirilmiştir. yapılan soruşturmada 25.1.1993(1994) tarihli talimatla, hesapta bulunan 96.500 USA Doları'nın A.A.ya ödenmesinin istendiği, bu talimata dayanılarak ödemede bulunulduğu anlaşılmıştır. Ayrıca katılanın çeşitli bankalardaki döviz hesaplarından değişik tarihlerde aynı şekilde para çekilmiş, bir kısım paralar ise H.K. vasıtasıyla çektirilerek sanık A.A. ya teslim edilmiştir.
Bankalara yazılan talimat yazılarındak iimzaların, hesap sahibi olan katılana ait olmadığı, taklit imzaların sanık N.nin eli ürünü olabileceği, ekspertiz raporlarında belirtilmiştir.
Sanık N.Ç., şikayetçinin izin vermesi nedeniyle işlerin aksamaması için katılanın olmadığı zamanlarda onun imzasını taklit ederek ödeme talimatı düzenlediğini, hatta şirketin diğer ortaklarının da imzalarını önceden izin vermeleri nedeniyle bilgileri dahilinde attığını savunmuşsa da, bu konuda kendisine izin verilmediği, sadece 25.000.000 liraya kadar yapılacak harcamalarda yönetim kurulu üyelerinden biri ile imza atması hususunda 23.8.1990 tarihli vekaletname ile yetki verildiği, imza atılması gerektiğinde ve şikayetçi olmadığında evrakın evine gönderilerek şikayetçiye imzalattırıldığı, iddia ve tanık beyanları ile sabit olunmuştur.
Bilirkişi raporlarında, sanık N.Ç.nin eli mahsulü talimatla A.A. tarafından 25.1.1994 tarihinde İmpexbank İstanbul Şubesi'nde çekilen 96.500 USA Doları'nın 27.1.1994 ve 31.1.1994 tarihlerinde şikayetçinin Yapı Kredi Bankası Osmanbey Şubesi'ndeki bir diğer hesabına, 14.1.1994 tarihinde çekilen 18.500 Dolar'ın da yine şikayetçinin bir diğer mevduat hesabına yatırıldığı, bu hesapların daha sonra şikayetçinin talimatı ile kapatıldığı belirtilmişse de, bu paraların daha daha önce para çekilen hesaplardaki açığın giderilmesinde kullanıldığı, kaldı ki zararın sonradan ödenmesinin suçun oluşumuna etkisi olmadığı, ayrıca şikayetçinin diğer hesaplarından sanık N.nin düzenlediği sahte talimatlarla H.K. tarafından 21.10.1993 tarihinde 98.848,61 DM, 26.10.1993 günü 21.785 USA Doları çekilerek sanık A.ye verildiği 16.9.1992 tarihinde de sanık N.tarafından 800 İngiliz Paundu çekildiği, bu paraların sanıkların üzerlerinde kaldığı, iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamıyla sabit olmuştur.
Sanıklar tarafından, katılanın rızası dışında ve haberi olmaksızın imzası taklit edilerek yazılan talimat ile, banka aracı kılınmak suretiyle banka hesabındaki paranın çekildiği, bu suretle katılanın dolandırıcılığı, paranın sanıklara teslimi söz konusu olmadığı gibi, bankadaki paranın çekilmesi, kullanılması yönünden de önceden bir talimat veya yetki de verilmediğinden güveni kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul başkanı ve üyeler; "İddia, savunma, bilirkişi raporları ile dosya kapsamına göre, katılanın olay tarihinden önce verdiği yetkiye dayanılarak bankaya yazılan talimat ile tahsil edilen paraların, katılanın bir başka hesabına yatırıldığı ve şirket hesabında kullanıldığı, 21.785 USA Doları'nın kayıtlara intikal ettirilmemesinin ise verilen yetkiye dayanılarak paranın bankadan çekilip alıkonulması ve sonradan inkar edilmesi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, itirazın kabulü gerekir" düşüncesiyle, kurul üyelerinden S.S.ise, "değişik gerekçeyle itirazın reddi gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsacılığınca tevdiine, 02.02.1999 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy