(1412 S. K. m. 326)
Gerçek belgeyi yok etmek, resmi belgede sahtecilik, bankayı vasıta olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık, kamu kurumu zararına olarak dolandırıcılık suçlarından sanık Nusret Sezginbaş'ın eylemleri kül olarak özel evrakta sahtecilik niteliğinde olduğu kabul edilerek TCK.nun 345, 80 ve 59. maddeleri uyarınca l sene 11 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına, atılan diğer suçlardan beraetine ilişkin karar, sanığın ve katılanın vekillerinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25/12/1995 gün ve 13768/14056 sayı ile;
"Sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Oluşa, dosya içeriğine ve mevcut delillere göre; sanığın müdahil Aysel Ablak'a karşı eylemlerinin ayrı ayrı ve TCK.nun 508 ve 345, 80. maddelerine ve müşteki Güleray Kaya'ya karşı eyleminin ise aynı Kanunun 504/3. maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 09/12/1996 gün ve 38/240 sayı ile;
"Müdahil Aysel tarafından sanığa tevdi edilmiş bir para söz konusu olmayıp bankada açılmış bir hesap söz konusu olduğundan eylemi müdahil Aysel'e karşı değil, bankaya karşı bir eylemdir. Şayet münferiden para çekme yetkisi sanığa verilmiş olsa idi, o takdirde emniyeti suistimal suçu oluşurdu. Sanık çalışan personel olup yetki ve görevi bulunmadığından, bankaya karşı da emniyeti suistimal suçu oluşmaz.
Keza diğer müşteki Güleray'ın daha önce bildiği hesabından sahte belgelerle hesap çekmesinden müştekinin haberdar olmaması nedeniyle bankanın sorumluluğu söz konusu olduğundan eylemin bankaya karşı olduğu ve müştekiye karşı dolandırıcılık suçu oluşmadığı" gerekçesiyle önceki hükümlerde oyçokluğu ile direnmiştir.
Bu kararın da katılan Banka ve sanık vekillerinin süresinde temyizi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma isteyen 26.02/1998 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
CEZA GENEL KORULU KARARI
Suç tarihinde Türkiye Emlak Bankası Nişantaşı Şubesinde tahsildar olan sanık Nusret Sezginbaş'ın;
1-a) Müşteri personel ilişkisi dışında tanıdığı müşteki Aysel Ablak isimli kişinin 20/02/1992 tarihinde üç ay vadeli bir hesap açması için kendisine verdiği 12.500.000 lirayı, müşteki adına hesabı açmasına rağmen aynı gün işlemi ve fişleri iptal edip parayı yatırmadan aldığı,
b) Aynı müştekinin nafaka ve boşanma problemleri nedeniyle adına hayali bir isimle 61.000.000 liralık hesap açılması isteğinin kabul edilmemesi üzerine,
tanıdığı sanığın üstüne hesap açılması önerisini kabul ederek açılan hesaba "münferiden Aysel Ablak çekebilir" kaydını kartona yazdırdığı halde, 16/04/1992 ve 01/06/1992 tarihleri arasında bu hesaptan 7 defa para çekerek kendi adına açılan hesabı kapattığı ve müşteki Aysel'in bu durumu bilmemesi ve vadenin de 15/07/1992 tarihinde sona ermesi nedeniyle, zaman kazanmak için 20/07/1992 tarihinde, 61.000.000 liranın net faiz ile birlikte 70.664.064 liraya ulaştığı bir hesabın para tahsili olmadığı halde, önce tahsil fişi, karton ve hesap cüzdanı düzenlediği ve müşteki Aysel adına yeni bir hesap açtığı, sonra karton ve tahsil fişini yırtarak aynı gün işlemi bilgisayardan iptal ettiği ve yetkililer tarafından imzalanan yeni hesap cüzdanını müşteki Aysel'e verdiği,
2-a) Mağdur Güleray Kaya'nın 24/07/1992 tarihinde temdit ettirdiği 3 ay vadeli hesabından 14.900.000 lirayı,
b) Yine mağdur Güleray'ın 27/09/1992'de açtırdığı 3 ay vadeli hesabından 3.990.000 lirayı, imzasını taklit ederek, ödeme ve kendi vadesiz hesabı üzerine tahsil fişlerini düzenlemek suretiyle çektiği,
3- 19/08/1992'de vadesiz hesabında 1181,- lira bakiye olduğu halde Levent Şubesinden provizyon olmaksızın ayrıca 2.000.000 lira para çekmek suretiyle, 399. sayılı KHK.nun 11/b maddesi uyarınca kamu iktisadi kurumu olan Emlak Bankasını vasıta kılarak atılan suçları işlediği iddiasıyla Şişli Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı ile sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
Yerel Mahkemece "Sanık yardımcı hizmetler sınıfından olup, hesap cüzdanı tanzim etmek, tahsil fişi kesmek, hesap kartonu düzenleyip bunları iptal etmek yetkisi yoktur. Bu nedenle eylemleri kül olarak müteselsil surette özel evrakta sahteciliktir ve bu belgeler usulüne uygun düzenlendiğinden iğfal kabiliyetleri de bulunduğundan bu suç tüm unsurları ile oluşmuştur.
Sanığa görevi icabı tevdi edilmiş bir para bulunmadığından emniyeti suiistimal suçu oluşmaz. Ayrıca sahte belgeler düzenleyerek para çektiğinden bankaya karşı dolandırıcılık suçu oluşmamıştır.
Mağdur Güleray ile muhatap dahi olmadığından, bu mağdur yönünden de, dolandırıcılık suçu oluşmaz.
Müşteki Aysel için sanık adına açılan, hesaba, para çekme yetkisinin münferiden müşteki Aysel'e ait olduğu şerhi konulduğuna göre, onun imzasını taklit ederek para çekmesi nedeniyle bu müştekiye karşı da dolandırıcılık suçu oluşmaz.
Bankadaki kendi hesabından para çekmesinde provizyon sormadan ödeme yapan banka da, bu hususa riayet etmediğinden ve sanık bu az miktardaki parayı hesabına yatırması nedeniyle dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği kesin olarak anlaşılamamıştır." biçimindeki gerekçeler ile sanığın;
TCK.nun 345, 80 ve 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına diğer suçlardan beraatına karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan yargılama evrelerine bakıldığında; Yerel Mahkemenin her iki kararında sanığın, Aysel Ablak'ın kendisine verdiği 12.500.000 lira için bankaya onun adına hesap açıp aynı gün işlemi ve fişleri iptal edip parayı yatırmadan alma eylemi üzerinde durulup tartışılmadığı, sanık hakkında kendi kişisel hesabından provizyonsuz fazla para çekme eyleminden dolayı beraat kararı verildiği ve aleyhe temyiz bulunduğu halde özel Dairece bu konuda inceleme yapılıp bir karar verilmediği görülmektedir.
öte yandan bozmadan sonraki yargılama esnasında Aysel Ablak sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini bildirmiş, ortaya çıkan bu yeni olgu, Özel Dairece incelenip değerlendirilmemiştir.
Ceza Genel Kurulunun uyum ve kararlılık gösteren uygulamalarına göre, bir kararın direnme kararı kabul edilebilmesi için bozmadan önce verilen kararla direnmeye ilişkin kararın aynı olması yanında, temyiz davasına konu edilen tüm hususlar Özel Dairece incelenip denetlenmeli, duraksamaya yer vermeyecek biçimde her konuda görüş açıklanmalı ve gerekçe gösterilmelidir.
İncelenen dosyada, yukarıda belirtilen hususlar yerine getirilmediğine ve bozmadan sonra ortaya çıkan vazgeçme olgusu da özel Dairece incelenip denetlenmediğine göre bu hususların ilk kez önüne gelen Ceza Genel Kurulunca incelenmesi olanaksızdır. Temyiz incelemesi yapılmak üzere, dosyanın, 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. ;
Sonuç: Bu itibarla dosyanın, temyize konu tüm bu hususlarda inceleme yapılmak üzere özel Daireye gönderilmesine, 26.05.1998 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy