(765 S. K. m. 45, 55) (6136 S. K. m. 15)
Dava: İzinsiz yasaklanmış bıçak taşımak suçundan sanık M. M.'in 6136 sayılı Yasa'nın 15, TCY.nın 55/3, 647 sayılı Yasa'nın 4. maddeleri uyarınca 800.000.- lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine ilişkin Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 12.12.1995 gün 492-791 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen;
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 16.12.1996 gün 15434/16270 sayı ile;
"Tek ağızlı olan, mandalı otomatik bulunmayan suça konu kelebek bıçağın bu vasfı ile 6136 sayılı Yasa'nın 4. maddesi kapsamına giren bıçaklardan olup olmadığı konusunda bir kere de Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez veya Bölge Kriminal Polis Laboratuarından rapor alınarak, sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 8.4.1997 gün 47-366 sayı ile;
"Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları, Adli Tıp Kurumunun üstünde sayılamaz. Mahkememizce, aynı nitelikteki Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak verilen mahkumiyet kararı, Özel Dairece onanmıştır." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "onama" istemli 25.3.1997 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Olay günü yapılan genel arama sırasında, sanığın üzerinde "kelebek" tabir edilen, metal kabzası iki parçadan oluşan, arkasında iki kabza parçasını birleştirip namluyus sabitlemeye yarayan mandalı bulunan, 11 cm. namlu uzunluğunda, sivri uçlu, bir tarafı keskin diğer tarafı kesmez, en geniş yeri 1,4 cm. olan bıçak bulunmuştur.
Emniyet Müdürlüğü Teknik Büro Amirliğince düzenlenen 6.7.1995 günlü ekspertiz raporunda, bu bıçağın yasal nitelikte olmadığı belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesinin 31.8.1995 günlü raporunda ise, "inceleme konusu kesici ve batıcı özelliğe sahip sustalı bıçağın imal durumu, tip ve niteliği bakımından 3684 sayılı Yasa ile değişik 6136 sayılı Yasa kapsamına girdiği, vahim nitelikte olmadığı" mütalaa olunmuştur.
Yerel Mahkemece, 6136 sayılı Yasa'nın 15/1, TCY.nın 55/3, 647 sayılı Yasa'nın 4. maddeleri uyarınca sanığın cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine karar verilmiş, bu hüküm Özel Dairece "bıçağın niteliği dikkate alınarak bir kere de Emniyet Genel Müdürlüğü merkez veya Bölge Kriminal Polis Laboratuarından rapor alınarak, sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmuştur. Yerel Mahkemece, "yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı" gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
Nitelikleri yukarıda açıklanan bıçağın izinsiz olarak taşınması ve bulundurulmasının yasak olduğu, bıçağın 6136 sayılı Yasa kapsamında bulunduğu, Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesi raporunda mütalaa olunmuş ise de, İçişleri Bakanlığınca 2.9.1991 gün ve 215952 sayı ile Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı'na ve aynı Bakanlıkça 2.8.1995 gün, 177533 sayı ile Adalet Bakanlığı'na gönderilen yazılarda; kelebek tabir edilen bıçakların 6136 sayılı Yasa kapsamına girmeyip 2521 sayılı Yasa'nın 3. maddesi kapsamında av bıçağı oldukları, imal ve ithaline müsaade edildiği bildirilmiştir.
Suça konu "kelebek" denilen bıçaklar dükkanlarda ve açıkça serbestçe satılmakta olup, somut olayda sanık da, "kavun-karpuz mevsimi olması nedeniyle tanımadığı bir tablacıdan satın aldığını, kötü bir niyetinin olmadığını" söylemiştir. TCY.nın 45. maddesinde "cürümde kastın bulunmaması, cezayı kaldırır" hükmü yer almaktadır. Failin bir şeyi yapmasının veya yapmamasının neticesi olan bir fiilden dolayı Kanun'un o fiile ceza tertip ettiği haller dışında, suçun manevi öğesi olan kastın bulunmadığı hallerde sanık cezalandırılamaz.
Bu itibarla; İçişleri Bakanlığı'nın, sözü edilen yazılarının onanlı örnekleri getirtilip emanette bulunan bıçak üzerinde, teknik donanımı yeterli ve konusunun uzmanı kişilerden oluştuğu bilinen Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez veya Bölge Kriminal Polis Laboratuarında görüş alınması, raporlar arasında çelişki bulunduğu ve gerekli görüldüğü takdirde Bakanlık yazıları ve tüm raporlar eklenmek suretiyle Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun nihai görüşü sorularak, sanığın suç kastı da değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik soruşturma ile mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırıdır.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün, saptanan bu değişiklik gerekçesiyle ve eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel Mahkeme direnme hükmünün, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak ve saptanan eksik incelemeye ilişkin değişik gerekçe ile BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy