(1412 S. K. m. 307, 367) (2802 S. K. m. 46) (765 S. K. m. 448)
Dava: Tasarlayarak adam öldürmek suçundan sanık H'ın değişen suç niteliğine göre TCK'nun 448. maddesi uyarınca 30 sene ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bolu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 6.10.1998 gün ve 71-118 sayılı karar, resen temyize tabi olması yanında sanık ve katılanlar vekillerinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Birinci Ceza Dairesince 14.4.1998 gün ve 210-1182 sayı ile;
Tebliğnamede müdahiller H ve İ'in talimatla ifadelerinin alınma yönetiminde yasaya aykırılık bulunduğuna, toplanan kanıtların yetersizliğinden bahisle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına yönelik soruşturmayı genişletme düşüncesine iştirak olunmayarak tebliğname hilafına onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 11.5.1999 gün ve 2354 sayı ile;
İlk tebliğname doğrultusunda ve müdahillerin tanık sıfatıyla yeminli olarak dinlenip, önceki ifadelerinin okunarak ifade özetlerinin tutanağı derecedilmemesi nedeniyle usul, eksik soruşturma sonucu hüküm kurulduğu gerekçesiyle sübut noktalarından itiraz ederek onama kararının kaldırılıp Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasını talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının, yargılama usulündeki yanılgılar ile esasa ilişkin yanılgılar olmak üzere iki grupta toplandığı anlaşılmakta olup usule ilişkin itiraz nedenleri Yargıtay Yönetmeliğinin 27. maddesinde öngörüldüğü şekilde esasa girilmeden "ilkin görüşülmesi" gereken sorunları oluşturduğundan, öncelikle bu konular ele alınıp incelenmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'nin "müdahillerin aynı zamanda olayın tanıkları olduğu anlaşıldığından usuli yeminleri verdirilerek, olay hakkındaki şikâyet ve delillerin tespiti ile ekte gönderilen ifade tutanaklarının kendilerine okunarak, çelişki görüldüğü takdirde sebebi de sorulmak suretiyle beyanlarının alınması" şeklindeki talimatı gereği olarak Tosya Asliye Ceza Mahkemesi'nce;
a- Katılanlar ile tanıklardan Bahri'nin beyanlarının, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nce karı-koca oldukları bildirilen Hakim A ile C. Savcısı G tarafından alındığı,
b- Katılanlara yemin ettirildiği,
c- Beyanlarının, C. Savcılığında verdikleri ifadelerinde olayı ayrıntılı olarak anlattıklarını ve aynen tekrar ettiklerini bildirmeleri şeklinde tutanağa dercedildiği ve ayrıca talimata ekli ifadelerinin bulunamadığında okunamadığı anlaşılmaktadır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrası "karı-koca, ikinci derece dahil kan ve sıhri hısımlar bir mahkemenin aynı dairesinde görev yapmazlar" hükmünü taşımaktadır.
Yine, sanığın cezalandırılmasını talep eden ve bunu sağlamak için yargılamada görev üstlenen katılan veya katılanların tanık sıfatıyla dinlenilmeleri usul kurallarına aykırılık oluşturur. Nitekim CYUY'nın 367. maddesi, dahili dava olan kimsenin şahsi veya müddeisinin haiz olduğu aynı haklardan yararlanacağı hükmünü taşımaktadır. Davanın bu bakımdan önemli bir tarafı olan katılanın tanık sıfatıyla dinlenilmesi "tanıklık" müessesesinin, yine usul kurallarından çıkartılan tarafsızlık öğesine de aykırıdır. Öğretide ki hakim görüş ile yargısal kararları da bu doğrultuda bulunmaktadır.
Katılanlar ile tanık B'nin önceki beyanlarının, yazılan talimata eklendiği bildirilmişse de eklenmediği ve bu nedenle okunamadığı tutanak kapsamından anlaşılmakta ve böylece beyanlar arasında çelişki olup olmadığı saptanamamaktadır.
CYUY'nın 307. maddesinin 2. fıkrası hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesi kanununa muhalefettir hükmünü taşımaktadır. Yargılama usulü yasanın esaslı kurallarına aykırılık, kamu güveni bakımından konulmuş ve bertaraf edilemeyecek olan nitelikleri itibariyle bozma nedenlerini oluşturur. Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünde öncelikle bu usulü nedenlerden dolayı ve sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Özel Daire kararının kaldırılarak, Yerel Mahkeme hükmünün yukarıda saptanan değişik usuli nedenlerden dolayı ve sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 01.06.1999 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy