(765 S. K. m. 448, 65, 51)
Dava: Adam öldürmek suçundan sanık Can Yıldız'ın TCY.nın 448, 65/3, 51/1. maddeleri uyarınca 9 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve fer'i ceza tayinine ilişkin Giresun Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.2.1999 gün ve 187/28 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 29.9.1999 gün ve 1858/2961 sayı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı 1.11.1999 gün ve 38815 sayı ile;
"Sanık Can Yıldız, maktülün kardeşine ait takside şoför olarak çalışmakta ve evinin yedek anahtarı maktülde bulunmaktadır. Maktül, dost hayatı yaşadığı diğer sanık Tsisana Kemashvili ile olay gecesi sanığın evinde kalmışlar, sanık gece evine gidince onları görmüş, sabah tekrar gittiğinde cesetle karşılaşmış ve karakola ihbarda bulunmuştur. Yakalama tutanağına göre, hal ve hareketlerinden kuşkulanıp gözaltına alınmıştır. İkinci tutanağa göre de üzerinde kan lekesi bulunan tişörtü sanıktan alınmıştır. Sanığın beyanı üzerine sanık Tsisana aynı gün 16.30 sıralarında Sarp Sınır Kapısında yakalanmıştır.
Sanık Can Yıldız saat 14.15 de yapılan yer gösterme sırasında maktülü; çalıştığı taksiyi satmak isteyince öldürdüğünü söylemiş, 14.30 daki ifadesinde de suçu kabul etmiş, tişörtünü yıkadığını beyan etmiştir. Sonraki ifadelerinde ise maktülle münakaşa edip evden ayrıldığını, evde Tsisana'nın kaldığını, takside yattığını, sabahleyin 07.000 de eve gelince maktülü ölü bulup karakola bildirdiğini söyleyerek suçu inkâr etmiştir.
Sanık Tsisana Kemashvili ise, poliste, C. Savcısı ve Sulh Ceza Hakiminde, Can'ın evden ayrılmasından sonra kendisini döven maktülü bıçakla vurup öldürdüğünü, evden kaçtığını söylemiştir.
İkrarın aleyhe delil olabilmesi için serbest irade mahsülü olması, soruşturma aşamalarında geri alınmaması, başka delillerle doğrulanması ve maddi olaylara ters düşmemesi gerekir.
Tişört sanığın üzerinden sabahlayıp zaptedilmiş, yıkanmasından söz edilmemiş, ikinci bir tutanakta sol kolunun yıkandığı belirtilmiş, yer göstermede bahsedilmediği halde ifadesinden yıkadım demiştir. Tutanaklar çelişkili olduğu gibi, tişörtteki kanın maktül ve diğer sanık Tsisana 'ya ait olmadığı raporla saptanmıştır. Sanığın aleyhine sonuç doğuracak olan bu beyan maddi ve ilmi delillerle teyit edilmemiş, aksine çürütülmüştür.
Sanık Tsisana duruşmada sanık Can aleyhinde beyanda bulunmuşsa da hukuki değeri yoktur. "Can bıçakla müteaddit defa vurdu" demişse de tek yara mevcuttur. Bu beyan bir atfı cürümdür.
Sanığın, diğer aşamalarda kabul etmediği polis anlatımı, başkaca yazılı veya sözlü hiçbir kanıtla doğrulanmadığı gibi ekspertiz raporları ile de çelişmektedir. Suçu işlediği kuşkulu olup mahkemece de "muhtemelen" denilerek kuşku kabul edilmiştir. Kuşkular giderilmedikçe mahkûmiyet hükmü kurulamaz." Gerekçesiyle itiraz ederek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın adam öldürmek suçuna katılmaktan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık suçun sübutuna ilişkindir.
Sanık Can Yıldız, maktülün kardeşine ait takside şoför olarak çalışmaktadır. Eşinden ayrı yaşayan sanık, evinin yedek anahtarını öldürülene vermiş olup maktül üç aydır dost hayatı yaşadığı itiraz kapsamı dışında kalan ve mahkûmiyet hükmü onanarak kesinleşen Tsisana Kemashvili ile zaman zaman bu evde kalmaktadırlar. Olay akşamı da öldürülen, kaldığı otele giderek sanık Tsisana'yı arabasıyla almış ve bu eve getirmiştir. Sanık Can Yıldız gece saat 02.00 sıralarında evine geldiğinde maktül ile diğer sanığı evde görmüş, bir süre kaldıktan sonra dışarı çıkıp taksisiyle çalışmaya gitmiş, saat 07.00 sıralarında önünde taksicilik yaptığı otele giderek tanık Turan Saydam' a maktülün hasta olduğunu söylemiş, birlikte gidip baktıklarında öldüğü anlaşılmıştır. Tanığın sözü üzerine karakola giden sanık, olayı ihbar etmiştir.
Saat 08.30 ' da karakola giden sanık, verdiği adreste bir şahsın öldüğünü söylemiş, eve gidince ceset bulunmuş ve sanık "tahmini kendisinin öldürdüğünü" bildirmiştir. Sanık, cesetin bulunduğu evin kendine ait olduğunu söylemiş, hareketlerinden kuşkulanıp asayiş şubesine götürülmüştür. Sanığın üzerindeki kan lekeleri olan tişörtüne el konulmuştur. 25 dakika sonra yapılan ikinci tutanakta ise el konulan tişörtün sol kol kısmında yarı yıkanmış, büyükçe bir kan lekesine rastlandığı belirtilmiştir.
Evde yapılan incelemede cesetin karyolada sırtüstü yattığı, üst tarafının çıplak ve pantolonunun yarı giyinik olduğu, koltuk üzerinde kanlı yüz havlusunun, diğer koltukta kanlı atlet, içki şişe ve bardakları ile televizyon önündeki adaptör üzerinde kanlı ekmek bıçağının bulunduğu görülmüştür.
Öldürülen, kalbe nafiz tek darbe sonucu kesici delici alet yaralanmasına bağlı dolaşım yetmezliğinden ölmüş olup ölmeden önce alkol almıştır.
Sanık karakolda alınan ifadesinde, gece eve gittiğinde maktülle diğer sanığı gördüğünü, içerde bira ve votka şişeleri olduğunu, şoförlük yaptığı taksinin satılmasını isteyen maktülle bu konuda münakaşa ettiklerini, taksinin ona ait olmayıp kardeşine ait olduğunu, sahibinin izni olmadan satamayacağını söylediğinde maktülün küfrettiğini, tartışma sırasında sehpanın altındaki bıçağı alarak göğsüne sapladığını, diğer sanığın çığlık atarak bağırıp çağırdığı sırada evden ayrıldığını, Belediye meydanındaki camide tişörtündeki kan lekelerini yıkamaya çalıştığını, arabada uyuduğunu, sabah eve geldiğinde Tsisana 'yı göremediğini, çıplak olarak görülmesini istemediği için maktüle pantolonunu giydirmek istediğini; yaranın civarında kan olmadığını ve kimin sildiğini bilmediğini, koltukta kanlı havlu olduğunu, otele gidip Turan Saydam 'ı alıp eve getirdiğini, onun "ölmüş, sen karakola git" demesi üzerine karakola gittiğini söylemiş, sonraki anlatımlarında bu beyanını geri almış, maktülle münakaşa ederek evden çıktığını, evde maktül ile Tsisana 'nın kaldığını, Sarp Sınır Kapısına müşteri götüreceği için cep telefonunu bırakmak üzere sabahleyin eve geldiğinde cesetle karşılaştığını, paniğe kapılıp pantolonunu giydirmeye çalıştığını, tam giydiremediğini, vücudunda kan olmadığını, gidip Turan Saydam 'a haber verdiğini, birlikte gelip baktıklarını ve onun söylemesi üzerine karakola gittiğini bildirmiştir.
TCY.nın 448,65/3,51/1. maddeleri ile cezalandırılan ve hakkındaki mahkûmiyet hükmü onanan sanık Tsisana Kemashvili, aynı gün saat 16.30 sıralarında yurt dışına çıkış yapmak isterken yakalanmış, üzerinde kanlı mendil ve kanlı badi bulunmuş, karakolda, C. Savcılığında ve Sulh Ceza Mahkemesi'nde alınan ifadelerinde diğer sanığın gitmesinden sonra aralarında münakaşa çıktığını, maktülün vurması üzerine kendini korumak için bıçağı salladığını ve onu öldürdüğünü söylemiş duruşmada ise maktülü sanık Can'ın müteaddit bıçak darbeleri ile öldürdüğünü, evden birlikte çıktıklarını, tehdit ederek kaç git diyerek beyaz bir minibüse bindirmesi üzerine Görele 'ye ve değişik vasıtalarla da Sarp Sınır Kapısına gittiğini anlatmıştır.
Sanık Can Yıldız, karakoldaki ikrarını sonradan geri almış ise de karakoldaki ifadesi müdafii huzurunda alınmıştır. Sanık, daha ifadesi alınmadan önce suç ihbarı için karakola gittiğinde evi göstermiş ve "tahmini kendisinin öldürdüğünü" söylemiştir. Tişörtünde kan lekeleri görülmüştür. Her ne kadar ilk tutanakta yıkanmadan söz edilmişse de sanığın giydiği tişört çıkartılıp el konulduktan sonra tekrar incelendiğinde bazı bölümlerin yıkandığı tespit edilmiştir. Bu nedenle tutanaklar arasında çelişki olduğundan söz edilemez.
Sanık hiçbir baskı olmadan olay yerini göstermiş, suçu nasıl işlediğini ayrıntılarıyla anlatmıştır. Suç aleti bıçak, sanığın beyanına uygun şekilde atıldığı televizyon sehbasının önünde bulunmuştur. Maktülün ceseti sanığın evinde ve sanığın yatağındadır. Sanık geceleyin eve gelmiş ve kullandığı taksinin satılması konusunda maktülle münakaşa etmişlerdir. Maktül tek bir bıçak darbesi ile öldürülmüştür. Sanık, diğer sanık Tsisana 'nın kaçması için sabahı beklemiş, tanık Turan 'a gitmiş, onunla birlikte eve gelmişler ve daha sonra karakola gitmiş, zaman kazanmaya çalışmıştır.
Ekspertiz raporunda sanığa ait tişört üzerindeki kan örneğinin maktüle ait olmadığı bildirilmiş ise de, tutanaklarda tişörtün "yaka kısmında ve arka kısmın alt bölümünde nokta büyüklüğünde, sol kol kısmında yarı yıkanmış şekilde büyükçe kan lekesi bulunduğu" belirtildiğinden, nokta şeklindeki ve yıkanmış haldeki kan örneklerinin analize yeterli olmadığı bilinen bir gerçektir. Raporda, maktüle ait sıvı kan örneğinin kokuşmuş ve bozulmuş olduğu da belirtilmiştir. Kan miktarının azlığı ve biyolojik değişiklik nedeniyle tişörtteki kan grubunun sağlıklı bir biçimde belirlenememesi mümkün olduğu gibi diğer kanıtlar nazara alındığında bu hususun saptanamamış bulunması da sonuca etkili görülmemiştir.
Sanık, maktülün ölümünden sonra evi terk etmiş ve sabahleyin geldiğinde maktülün pantolonunu giydirmeye çalışmış, öldüğünü anlayınca tam olarak giydirememiştir. Olaya katılmayan birisinin, maktülü giydirmeye çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Sanığın olay gecesi evine gittiğinde maktül ile diğer sanığı evinde çıplak olarak gördüğü, araba satışı nedeniyle aralarında münakaşa çıktığı, maktülün bu tartışma sırasında sanığa küfrettiği, diğer sanık Tsisana 'ya da vurduğu, bu olayın etkisiyle sanıklardan hangisinin vurduğu saptanamayan tek bıçak darbesi sonucu maktülün öldüğü, bu nedenle sanığın da asli faili belli olmayan fiilin fer'i faili olarak olaya katıldığı, ikrar, tanık beyanları, raporlar, olayın akışı ve dosya kapsamıyla sübuta erdiğinden itirazın reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul üyeleri, "Mevcut delil durumuna, dosya kapsamına göre haklı nedenlere dayanan itirazın kabulü gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 16.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy