(765 S. K. m. 342, 509)
Sahtekarlık suçundan sanık R. U. 'in TCY.nın 342/1. maddesi uyarınca 2 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.6.1998 gün ve 379/181 sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesi 24.12.1998 gün ve 11973/12045 sayı ile;
"Suça konu çekin keşidecisi M. W.'nın olay hakkındaki bilgi ve görgüsü saptanıp gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ilk ciranta Ş. Oto Yağ Ticaret yetkilisi de celbedilip olay hakkında bilgilerinin tespiti ile çekteki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı da saptandıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeyerek eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 3.6.1999 gün ve 55/152 sayı ile;
"Şikayetçi çek tarihinden 40 gün önce karakola müracaatla suça konu çekle yedi bono ve parasının çalındığını bildirmiştir. Sanık, bu çeki T. E 'a kırdırmış ve bedelini almıştır. Sonradan yakalanan sanık G. Q. ise suçla ilgisi olmadığını savunmuştur. Çekin sanık tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır.
Çek doldurulmuş vaziyette çalınmış olup üzerindeki yazı ve imzanın sanığa ait olduğunun araştırılmasına gerek yoktur. Bu hususta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Çalınan çekin bilinmeyen bir şekilde ve haklı bir sebebe dayanmaksızın sanığın eline geçtiği ve sanık tarafından kullanıldığı sabittir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istemli 11.10.1999 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu gereği konuşulup düşünüldü:
CEZA GENEL KURULU KARARI
Şikayetçinin evinden çalınan çeki, hakkı olmadığı halde bilerek kullandığı ve bedelini tahsil ettiği iddia olunan sanığın TCY.nın 509/2. maddesi yoluyla 342/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Şikayetçi, 25.8.1997 günü karakolda alınan ifadesinde, açık bulunan bal-kon kapısından evine girilerek şortunun cebindeki cüzdanından yedi adet bono, 30.9.1997 tarihli 77.630.000 lira meblağlı çek ile 35.000.000 liranın alındığını bildirmiştir.
Şikayetçinin ortağı olan Z. R. 2.10.1997 günü karakola müracaatla çalınan çekin A. E. şirketinde olduğunu bildirmesi üzerine, çek aranmış ve W. I.'da bulunarak el konulmuştur. W. I. bu çeki G. I.'dan, bu şahıs da T. E.'dan aldığını söylemişlerdir. Duruşmada tanık olarak dinlenen T. E. ise, sanığa sattığı yiyecek karşılığında alacağı olduğunu, bu kişinin suça konu çeki getirip, Konyalı bir arkadaşına ait olduğunu, çek tarihini ekleyemeyeceğini söylemesi üzerine borcunu düşerek çeki aldığını, sanığın ekonomik gücü olmadığı için çeki ciro ettirip imzalatmadığını, sanığın tek başına geldiğini, G. Q.'u görmediğini beyan etmiştir.
Çekin bulunduğu gün kendiliğinden karakola gelerek teslim olan sanık, bu çeki G. Q.'un getirdiğini, birlikte T. E.'a giderek çeki kırdırdıklarını, bedelini G. Q.'in aldığını, çeki çalmadığını, suçla ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Sonradan yakalanan sanık G. Q. yüklenen suçu inkar etmiş ve beraetine karar verilmiştir.
TCY.nın 509/2. maddesinin uygulanabilmesi için, geri verilmek veya üzerine kararlaştırılan bir hukuki işlemi yazmak üzere ilgilisine teslim edilen ve önceden imzalanmış bulunan boş kağıdın, fırsatını bularak imza sahibinin istek ve iradesi dışında ele geçiren sanık tarafından hukukça geçerli bir hale getirilmesi ve hukuki bir sonuç doğurması gerekir. Diğer bir anlatımla ele geçirilen imzalı fakat yazısız kağıt sanık tarafından doldurulmalı, hukuki sonuç yaratacak bir duruma getirilmelidir.
Bu nedenle suça konu çekin keşidecisi dinlenip çekde sonradan değişiklik yapılıp yapılmadığı saptanmalı, ilk ciranta Ş. Oto Yağ Ticaret yetkilisi de dinlenip olay hakkındaki bilgisi tespit edilmeli, sanığın ilk hükme yönelik temyiz dilekçesinde, "suça konu çekin H. I.'ın dükkanında U. P. 'ın yanında G. Q. tarafından getirilip kırdırılmasını istediğine" ilişkin savunması, adı geçenler dinlenip araştırılmalı, "çekteki ilk ciroyu G. Q.'un el yazısıyla yazdığı" şeklindeki savunması üzerinde durulmalı, çekteki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı belirlenmelidir. Tüm bu eksiklikler giderildikten sonra deliller hep birlikte değerlendirilmeli, çekin başlangıçta tüm yasal unsurları taşıyıp taşımadığı, imzalı boş kağıdın sanık tarafından hukuken geçerli bir belge haline getirilip getirilmediği, belgenin sanık tarafından ne şekilde elde edildiği saptanarak hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken önceki hükümde direnilmesi isabetsizdir. Direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine 02.11.1999 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)