(765 S. K. m. 59, 81/1, 342/1) (1412 S. K. m. 1)
Dava: Resmi evrakta sahtecilik suçundan sanık Hüseyin Aykut'un TCY.nın 342/1, 59, 81/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesince 6.10.1997 gün ve 55 - 163 sayı ile verilen kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen,
Yargıtay 6. Ceza Dairesince 5.10.1998 gün ve 8/87 - 8667 sayı ile;
"Sanığın savunmasında adı geçen Fuat Ölmez'in 3.6.1998 havale tarihli dilekçesine ekli, aynı tarihli tutanakta yer alan beyanlarında ileri sürülen hususların araştırılarak sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini lüzumu" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 16.12.1998 gün ve 293 - 266 sayı ile; "Fuat Ölmez tarafından verilen dilekçe karar tarihi olan 6.10.1997 tarihinden sonra verilmiş bir dilekçe olup, 3.6.1998 tarihinde Mahkeme Başkan ve Üyelerinin görevde bulundukları mesai saati içinde verilmiş olmasına rağmen doğrudan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Sabahattin Kutlay tarafından tamamen usul hükümlerine aykırı olarak herhangi bir usuli karar alınmadan tanık sıfatı ile dinlenmiş yemin dahi verilmemiştir.
Yine aynı ifade mahkememiz kayıtlarına geçmeden doğrudan aynı daktilo ile yazılan dilekçeyi de Yargıtay'a götürülmek üzere elden verilmiş bir dilekçeyi Fuat Ölmez tanık sıfatı ile müracaat ettiğini yazarak imza etmiş ve yine herhangi bir usule dayalı olmadığı halde Yargıtay'ca kabul görmüştür. Bu kabil daha sonra bozma hükmüne de esas tutulmuştur.
Tanık olarak müracaatta bulunan Fuat Ölmez 18.6.1997 tarihli oturumda dinlenmiş ve sanık Hüseyin'e böyle bir çek vermediğini, hatta bu sanığın adını bile bilmediğini beyan etmiştir. Yine tanığın yazı ve imza örnekleri bilirkişi incelemesine de tabi tutulmuştur.
25.9.1997 tarihinde tutanaklar okunmak suretiyle duruşmaya devam edilmiş, sanığın bu çekin Fuat Yılmaz tarafından kendisine verildiği hususunda tanık dinlenmesi talebi mahkemece reddedilmiştir. Mahkememiz usulü işlemleri yerine getirdikten sonra sanığın mahkûmiyeti hakkında hüküm tesis etmiştir." Gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 4.11.1999 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın, sahtecilik suçundan, TCY.nın 342/1, 59, 81/1. maddeleri uyarınca cezalandırıldığı olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, ilk hüküm verildikten sonra temyiz aşamasında tanık Fuat Ölmez'in bir tutanakla saptanan yeni ve değişik ifadesinde yer alan hususların araştırılması suretiyle soruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğine göre:
Sanık Yargılamanın bütün aşamalarında, suça konu çekin alacağına karşılık olarak Fuat Ölmez tarafından düzenlenerek kendisine verildiğini ve hakkındaki beraat kararı kesinleşen sanık Yusuf Kılıç'a ciro ettiğini, söz konusu çekin kayıp ya da çalıntı olduğunu bilmediğini, öğrenince de bedelini ödeyip geri aldığı çekin istenmesi üzerine karakola teslim ettiğini, Fuat Ölmez'den yeniden bono alarak bu da ödenmeyince hakkında icra takibine giriştiğini, suçsuz olduğunu savunmuştur.
Hazırlık soruşturması aşamasında, sanık sıfatıyla ifadesi alınan Fuat Ölmez suça konu çeki sanığa vermediğini belirtmiş olup, yapılan bilirkişi incelemesinde çekteki yazıların bu şahsın da elinin ürünü olmadığı bildirilmiştir. Bunun üzerine sanık Hüseyin hakkında iddianame ile dava açılırken, Fuat Ölmez hakkında aynı suçtan dolayı çek arkasında cirosu bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Son soruşturma aşamasında sanığın ısrarlı savunması ve talebi nedeniyle bu kez tanık sıfatıyla dinlenmiş ve kollukta olduğu gibi söz konusu çeki sanığa kendisinin vermediğini bildirmiştir. Ancak, tanık Fuat Ölmez'in ifadesi alınmak için aranırken kendiliğinden başvurması üzerine sanık ve vekili hazır olmadan arada oturum açılmak suretiyle dinlendiği, sanığın savunmasında belirttiği hususlarda bilgisinin sorulmadığı anlaşılmaktadır.
Sanığın mahkûmiyetine ilişkin ilk hükmün temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderilmesinden sonra 4.6.1998 tarihinde bir dilekçe ile Yargıtay C. Başsavcılığına başvuran tanık Fuat Ölmez dilekçesi ekinde sunduğu, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi üyesine verdiği ifade tutanağının dosyaya eklenmesi isteminde bulunmuştur. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi başlığını taşıyan 3.6.1998 tarihli bu tutanakla; kimliği tespit edilen Fuat Ölmez'in, suça konu çeki sanığa kendisinin verdiğini, ancak çekin çalıntı olduğu anlaşılınca kendisinin de suçlanacağından korktuğu için daha önce gerçeği söyleyemediğini, ancak borcuna karşılık sanığa aynı miktar için yeniden bono verdiğini, hatta bunu da ödeyemediği için hakkında icra takibi yapıldığını, bildirdiği, tutanağın Mahkemenin üyesi Hakim Sabahattin, tutanak yazmanı ile tanık tarafından imzalanıp mahkemenin mühürü ile mühürlendiği anlaşılmaktadır.
Yerel Mahkemece, tanık Fuat Ölmez'in bu ifadesinin usule aykırı bir şekilde yetkisi olmayan bir hakim tarafından alınmış olup, tanığın daha önce duruşmada dinlendiği gibi, yeniden dinlenmesi hususundaki istemin reddedildiği, usule aykırı şekilde elde edilen bu ifadenin değerlendirilemeyeceği belirtilmek suretiyle önceki hükümde direnilmiştir.
Ceza Yargılamasının amacı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, araştırılarak saptanması ilkesine dayanır. Hüküm kesinleşinceye kadar inceleme olanağı bulunan kanıtların ele alınıp değerlendirilmesi gerekir. Ceza sorumluluğu esaslarına uygun bir hüküm kurulabilmesi ve adaletin tam olarak gerçekleşmesi için, öne sürülen bütün kanıt ve belgelerin araştırılıp tartışılması zorunludur.
Sonradan elde edilen tanık beyanında ileri sürülen hususlar ve bu tanığın aynı soruşturma kapsamında sanık olarak hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olması karşısında, ortaya çıkan bu kanıtı yok saymak olanaksızdır. Bu beyanın usulünce alınmadığından bahisle yok sayılarak tartışma dışı bırakılması, ileri sürülen hususların araştırılmaması ceza çıkan bu kanıt yok sayılarak eski hükümde direnilmesi isabetsiz olup, Usul ve Yasa'ya aykırı olan hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri ise, "Direnme hükmünün haklı nedenlere dayandığı ve onanması gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine tebliğnamedeki isteme uygun olarak 30.11.1999 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy