(765 S. K. m. 491)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık U. G.'in beraatine ilişkin Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesince 7.5.1998 gün ve 7-440 sayı ile verilen kararın Yerel C. Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen,
Yargıtay 6. Ceza Dairesince 1.7.1999 gün ve 4453 - 4473 sayı ile;
"Çalınan mühür, ıstampa ve rapor kağıtlarının ekonomik değerlerinin bulunması karşısında, sanığa yüklenen hırsızlık suçunun oluştuğu gözetilmeden yerine olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 6.10.1999 gün ve 869 - 942 sayı ile; "sanıkların mühür ve boş raporları hırsızlık kastıyla olmayıp, düzenleyecekleri raporda kullanılmak üzere aldıkları, TCY.nın 491/ilk maddesinde başkasının taşınabilir malının faydalanmak kastı ile rızası olmaksızın alındığında hırsızlık suçunun oluşacağının belirtilmesi, rıza yok ise de sanığın ekonomik değer olarak sağlık ocağı mühürü ve raporlardan elde edeceği her hangi bir ekonomik değerin olmadığı hırsızlık suçunun kastı bir suç olduğundan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da Yerel C. Savcısı tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 10.11.1999 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık U.'un devamsızlığı olduğundan okul idaresine rapor sunması gerektiği için, arkadaşı olan ve aynı suçtan hakkındaki beraat kararı kesinleşen sanık Ş. E. ile birlikte 4.11.1997 tarihinde 60. Yıl Sağlık Ocağına girdikleri ve odalardan birinde buldukları bir tomar boş rapor kağıdını aldıkları, 5.11.1997 tarihinde ise bu kez arkadaşları olan ve aynı suçtan hakkındaki beraat kararı kesinleşen sanık Emrah da yanlarında olduğu halde öğle saatlerinde aynı sağlık ocağına girerek ocak mührünü ve ıstampasını aldıkları, bilahare bir araya gelip bunlarda rapor düzenleyerek ihtiyacı olan arkadaşlarına verdikleri sabittir.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık açıklanan somut olayda sanığın sabit olan eyleminde hırsızlık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
TCY.nın 491. maddesinin 1. fıkrasında "Her kim, diğerinin taşınabilir malını rızası olmaksızın faydalanmak için bulunduğu yerden alırsa ... hapsolunur" hükmü getirilmiştir. Bu hüküm aynı zamanda "hırsızlık" suçunun tanımını içermekte ve bu tanım içerisinde suçun unsurları da yer almaktadır. Buna göre;
Hırsızlık suçunun maddi konusu fail tarafından suçun üzerinde işlenebileceği "taşınabilir mal"dır. Suça konu taşınabilir eşyanın ekonomik bir değeri bulunmalıdır. Ekonomik değeri bulunan bu taşınabilir mal bir başkasına ait olmalı ve failin alması hususunda sahibinin rızası olmamalıdır.
Suçun maddi unsuru, malın bulunduğu yerden alınmasıdır. Manevi unsur ise, genel kast yanında "yararlanmak amacı" olarak belirlenen özel kasttır. Fail, bir başkasının taşınır malını rızası dışında bilerek sahiplenmek veya yararlanmak amacı ile almalıdır. Yararlanmak maddi veya manevi şekilde olabilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın eylemine konu olan mühür, ıstampa ve toplam 75 adet boş rapor kağıdı, alındığı sağlık ocağı demirbaşında kayıtlı ve fonksiyon gören şeylerdir. Bu eşyanın miktar ve niteliği gözetildiğinde ekonomik bir değer taşıdıkları, hırsızlık suçuna konu olabilecekleri açıktır, öte yandan sanık tarafından bu malların sahte rapor hazırlanmak, okula devamsızlığının gerekçesini oluşturmak amacı ile alındıkları, bu suretle sanığın bu eşyadan gerek kendisi, gerekse başkaları için "yararlanma amacı" ile hareket ettiği de açıktır. Bu nedenle sanığa yüklenen hırsızlık suçunun unsurlarının oluştuğu tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığından isabetsiz olan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı ve üyeler; "Sanığın eylemine konu olan mühür, ıstampa ve boş rapor kağıtlarının, sanığın yararlanabileceği nitelikte ekonomik niceliğe ulaşmadıkları, kaldı ki sanığın bu malları sahiplenmek ve yararlanmak amacının bulunmadığı nazara alındığında yüklenen hırsızlık suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Hakkaniyete de uygun ve isabetli olan direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 7.12.1999 günü yapılan 1. müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 14.12.1999 günü yapılan 2. Müzakerede oyçokluğu ile tebliğnamedeki isteme uygun olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy