(1412 S. K. m. 150, 163, 257) (765 S. K. m. 59, 81, 342) (7201 S. K. m. 55)
Dava: Tebligat Yasası'na aykırı davranmak suçundan sanık S.'ın değişen suç vasfına göre TCY'nin 342/2, 81/1, 59. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve fer'i ceza tayinine ilişkin Zonguldak İkinci Ağır Ceza Mahkemesince verilen 6.10.1998 gün ve 96/69 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyiz üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Altıncı Ceza Dairesi 30.12.1998 gün ve 11403/12648 sayı ile;
1- Oluşa, dosya içeriğine ve mevcut delillere göre sanığın eyleminin TCY'nin 345. maddesi ile 7201 sayılı yasanın 55/3 ve TCK'nın 80. maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sabıkasız olan sanık hakkında TCK'nın 81. maddesinin uygulanması" isabetsizliğinden bozmuştur.
Yerel mahkeme 4.2.1999 gün ve 14/12 sayı ile (2) nolu bozmaya uymuş (1) nolu bozmaya ise "davanın tarafı olmadığı halde dava dilekçesini ve kararı almakla davanın sonuçlanmasını sağlayan sanığın eylemi, TCY'nin 342/2. maddesine uygun tek bir suç oluşturmaktadır. Kararın temyiz edilmeyeceğine ilişkin dilekçe ise özel evrak olup henüz kullanılmadığından suç oluşmamıştır" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından süresinde istenilmiştir. Dosya Yargıtay C. Başsavcılığı'nın "bozma" istemli 23.11.1999 günlü tebliğnamesiyle birinci başkanlığa gönderilmekle ceza genel kurulunca okundu, ceza genel kurulunda duruşmalı inceleme yapılacağına dair yasal bir hüküm bulunmadığından sanık vekilinin duruşma isteminin reddi ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın TCY'nin 342/2, 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda, özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık suç vasfının tayinine ilişkidir.
Esasın görüşülmesine geçilmeden önce, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan ve bozma konusu yapılan eylemden dolayı usulüne uygun şekilde kamu davası açılıp açılmadığının Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27/1. maddesi uyarınca "ön sorun" olarak ele alınıp öncelikle bu hususun incelenmesine karar verilmiştir.
CMUY'nin 163. maddesi uyarınca iddianamede "sanığın açık kimliği, isnat olunan suçun neden ibaret olduğu, suçun kanuni unsurlarıyla uygulanması gereken kanun maddeleri, deliller ve duruşmanın yapılacağı mahkeme" gösterilecektir. Aynı yasanın 150. maddesinde "tahkikat ve hüküm yalnız iddianamede beyan olunan suça ve zan altına alınan şahıslara hasredilir" hükmü yer almaktadır. 257. maddeye göre de hükmün konusu, "duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir. Fiili takdirde mahkeme, iddia ve müdafaalarla bağlı değildir.
Bu hükümlerde belirtildiği gibi, hükmün konusu iddianamede gösterilen eylemdir. İddianamede açıklanan fiilin dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan bir eylem nedeniyle yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya aykırıdır. Bu nedenle iddianamenin ayrıntılı olması, sanığa yüklenen fiilin/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya meydan vermeyecek şekilde açıklanması zorunludur. Sanık; sorgusundan önce iddianame okunduğunda üzerine atılı suçun ne olduğunu anlamalı ve buna göre savunmasını yapabilmeli, kanıtlarını sunmalıdır. Yüklenen suç belirsiz olmamalı açık ve net olarak belirlenmeli, savunma hakkı kısıtlanmamalıdır.
İncelenen dosyada, sanık hakkında düzenlenen Zonguldak C. Başsavcılığının 20.5.1998 tarihli iddianamesinde, sanığın beraatine kararı verilen ve temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği anlaşılan, "hakime havale ettirilen kararın temyiz edilemeyeceğine ilişkin sahte imzalı dilekçenin yazı işleri müdürüne verilmesi ve bu suretle resmi evrakta sahtekârlık yapmaya kalkışma suçundan" bahsedilmiş, bunun yanında suç bölümünde yer alan "tebligat yasasına aykırı davranmak" suçunun ne şekilde, nasıl işlendiği hususunda hiçbir açıklamada bulunulmamıştır. "Fezlekede izah edildiği gibi" denilmekle yetinilmiş sanığa yüklenen ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemleri anlatılmamıştır. Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemelerinde açılan davalarda fezlekeye yollamada bulunulması yeterli olmayıp olay ve suçun kanuni unsurları açıklanmalıdır. Bu nedenle mevcut iddianın CMUY'nin 163. maddesine uygun bulunduğundan söz etmeye olanak yoktur. İddianamede sanığa yüklenen suç anlatılmayarak savunma hakkı kısıtlandığı gibi CMUY'nin 150 ve 257. maddelerine aykırı olarak hükmün konusu olan olaylar da belirtilmemiştir. Yerel mahkeme direnme hükmünün öncelikle bu usulü nedenden dolayı bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Sair yönleri incelenmeyen yerel mahkeme direnme hükmünün tebliğnamedeki görüşten farklı gerekçeyle ve yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan usulü nedenle BOZULMASINA, 14.12.1999 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy