(765 S. K. m. 516/3) (1412 S. K. m. 365)
Dava: Mala zarar vermek suçundan sanık Ö.'in beraatine ilişkin (Aydın Birinci Asliye Ceza Mahkemesi)nce 14.4.1999 gün ve 834-206 sayı ile verilen kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Onuncu Ceza Dairesi'nce 29.5.2000 gün ve 8366-7722 sayı ile;
"Sanığın SSK hastanesinin eczanesinin camını kırmak şeklinde oluşan eylemin de oluşabilecek zararın öngörülebileceği ve suç kastının bulunduğu gözetilmeden yazılı gerekçelerle beraat hükmü kurulması" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 3.7.2000 gün ve 76556 sayı ile;
"Dosya içerisindeki tüm belgeler olayın SSK hastanesi başhekimliği binası içinde olduğunu, müdahil olan eczacının burada çalışmakta olduğunu göstermektedir. Olayı savcılığa, başhekimlik ihbar etmiştir. Zarar gören durumunda olan kurumdur. Bu nedenlerle Yüksek Yargıtayın içtihatları incelendiğinde doğrudan doğruya zarar gören SSK hastanesi başhekimliğidir. Kamu davasına müdahale hakkı onundur ve bu olayda kişilere davaya müdahale hakkı verilemez." görüşüyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve temyiz isteğinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu. gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Özel daire ile Yargıtay c. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, yakınan Hatice'nin kamu davasına katılmasına, dolayısıyla hükmü temyiz etmesine olanak bulunup bulunmadığına ilişkindir.
CYUY'nin 365. maddesinde, "Suçtan zarar gören her şahıs, tahkikatın her halinde müdahale yolu ile kamu davasına iltihak edebilir" hükmü yer almaktadır. Görüldüğü gibi kamu davasına katılabilmenin koşulu "suçtan zarar görmek"tir. Ancak, yasada "suçtan zarar görmek" kavramı açıklanmamıştır. Gerek Ceza Genel Kurulu'nun, gerekse özel dairelerin yerleşmiş kararlarında bu hususa açıklık getirilerek, kamu davasına katılan sıfatını alabilmenin en önemli koşulu olarak suçtan doğrudan doğruya zarar görmeş olma hali aranmıştır. Dolaylı zararlar nedeniyle kamu davasına katılmanın olanaksız olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda sanığa yüklenen eylem, doğrudan doğruya kime ait hakkı ihlal etmiş, suçun maddi ve manevi unsuru kimin hakkına yönelmiş ise suçtan doğrudan doğruya zarar gören kişi de o olacaktır. O halde suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen bir kişi CYUY'nin 365. maddesi uyarınca kamu davasına katılmayacağı gibi, yasa yollarına başvurma hak ve yetkisi de bulunmayacaktır.
Uyuşmazlık konusu olayda sanık hakkında, SSK Aydın Hastanesi eczane bölümünün ilaç verilen cam bölmesini vurarak kırdığı iddiası ile kamu davası açılmıştır. Yakınan Hatice'nin bu hastanede eczacı olarak görevli olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre, SSK Aydın Hastanesi Baştabipliği 16.11.1998 günlü yazı ile aynı yer Cumhuriyet Başsavcılığına, sanık hakkında mala zarar vermek suçundan şikâyetçi olmuştur. Aynı yazının ekinde yer alan belgelerden ve tutanaklardan bu hususun hastane başhekimliğine eczane bölümünden sorumlu eczacı T. tarafından yazılı olarak bildirdiği ve eczanede, aralarında yakınanın da bulunduğu, üç eczacının görev yaptığı anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi, sanığın eyleminden doğrudan doğruya zarar gören, hakkı ihlale uğrayan SSK Aydın Hastanesi başhekimliğidir. Bu nedenle uyuşmazlık konusu somut olayda kamu davasına katılma hakkı Sosyal Sigortalar Kurumu'na ait olduğundan, yakınan H.'nin, kamu davasına katılması, dolayısıyla verilen hüküm hakkında yasa yollarına başvurması da olanaksızdır.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı'nın itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararı kaldıralarak, hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmayan yakınan Hatice'nin vekilinin temyiz isteğinin CYUY'nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmelidir.
İki kurul üyesi "Yakınanın, görevli olduğu eczanedeki ilaçları ve eşyaları korumakla yükümlü olduğundan, bu itibarla çalıştığı bölmedeki camın sanık tarafından kırılması eyleminden doğrudan zarar gördüğünden kamu davasına katılması olanaklı bulunmakla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının (KABULÜNE), Onuncu Ceza Dairesi'nin 29.5.2000 gün ve 8366-7722 sayılı kararının kaldırılmasına, yakınan Hatice'nin suçtan doğrudan doğruya zarar görmesi söz konusu olmadığı, dolayısıyla verilen hükmün temyize hak ve yetkisi bulunmadığından CYUY'nın 317. maddesi uyarınca yakınan vekilinin temyiz isteğinin (REDDİNE), dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na tevdiine, 26.9.2000 günü oyçokluğu ile karar verildi.
YKD Şubat 2001
Full & Egal Universal Law Academy