(765 S. K. m. 81, 403, 404, 405) (1412 S. K. m. 150, 163, 257)
Dava: İçmek maksadıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Ayhan Çay'ın TCY.'nın 404/2 ve 81/1-3 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 6 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, suça konu uyuşturucu maddenin zoralımına ilişkin Küçükçekmece 1.Asliye Ceza Mahkemesince verilen 12.10.1998 gün ve 1285/1081 sayılı karar, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10.Ceza Dairesince 2.3.1999 gün ve 1445/2070 sayı ile;
Ticaret maksadıyla uyuşturucu madde bulundurmaktan hakkında soruşturma yapıldığı sırada resmi makamların haberi olmadığı aşamada ayrıca kullandığını söylemek suretiyle içme suçunu ikrar ederek olayı etrafı ile ortaya çıkardığından TCY.nın 404/2 maddesi ile tayin edilen cezaya TCY.nın 405/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise 27.3.2000 gün ve 37/214 sayı ile şüphe üzerine yapılan takip sonunda sanığın, üzerindeki 10 gram eroini atarak kaçmaya çalıştığı, yakalandıktan sonra üzerinde başka eroin maddesinin bulunmadığı, sanığın eroin maddesini aldığı kişilerinde bulunamadığı, TCY.nın 405/1 nci maddesinde belirtilen şartların olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de temyizen incelenmesi sanık Ayhan Çay tarafından istenilmekle, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının 27.6.2000 günlü bozma istekli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanık Ayhan Çay'ın içmek maksadıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanık hakkında TCY.nın 405/1. maddesinin uygulama olanağı bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusunun incelenmesine geçmeden önce; bir kısım kurul üyelerinin, Özel Dairenin sanık hakkında ticaret amacıyla uyuşturucu madde satmak suçundan dolayı zamanaşımı içerisinde dava açılabileceğini vurgulaması nedeniyle bu suça ilişkin kamu davası açtırılarak, her iki davanın birlikte görülmesi açısından görevsizlik kararı verilmesini ve TCY.nın 405. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının bundan sonra tartışılması gerektiğini ileri sürmeleri karşısında bu konu Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27 nci maddesi uyarınca önsorun olarak öncelikle ele alınıp değerlendirilmiştir.
CYUY.nın 150. maddesi uyarınca Tahkikat ve hüküm, yalnız iddianamede beyan olunan suça ve zan altına alınan şahıslara hasredilir.
Bu hudut dahilinde olarak, mahkemeler istiklal ile hareket etmek hak ve görevini haiz olup ceza kanununun tatbikinde kendilerine arz edilen iddialarla bağlı değildirler.
Aynı Yasanın 257. maddesinde ise; Hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir.
Fiili takdirde mahkeme, iddia ve müdafaalarla bağlı değildir. hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda sanık hakkında 13.8.1997 gün ve 3005 sayılı iddianame ile; içmek amacıyla uyuşturucu madde (eroin) bulundurmak suçundan kamu davası açılmış, Yerel Mahkemecede yargılama sonunda sanığın içme eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiş, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede, TCY.nın 404/2. maddesi ile tayin edilen cezaya aynı yasanın 405/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
CYUY.nın 150 ve 257. maddeleri uyarınca mahkemeler iddianamede belirtilen olayla bağlı olup, açılmayan bir davadan dolayı hüküm kuramazlar. Somut olayda sanık hakkında ticaret amacıyla değil, içmek amacıyla uyuşturucu madde bulundurduğu iddiasıyla kamu davası açılmış olup, bu suça bakma görevi asliye ceza mahkemesine aittir. Diğer yönden dava açma tekeli CYUY.sının 163. maddesi uyarınca C. Savcısına ait olup bu mercii dava açmaya zorlayıcı bir usul kuralı da bulunmadığından mahkemenin görevli olduğu oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
Kurul üyesi O. Şirin Eroin sattığı ihbarıyla kolluğun takibine alınan ve bu takip sürecinde polisten kaçarken üzerindeki 10 gramlık eroini yere atan, yakalandığında da bu eroini bir arkadaşına satmak üzere üstünde bulundurduğunu hukuken geçerli tarzda kolluğa bildirilmiş olan sanık hakkında;
C. Savcılığınca düzenlenen iddianamede;
a- Satmak amacıyla eroin bulundurmak yerine, üzerindeki 10 gram eroini içmek amacıyla bulundurduğu ifadesi ile Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmasında,
b- Sanığın daha az ceza ile kurtarmak niyetiyle yaptığı ben eroin de kullanırım biçimli savunmasına itibar edilmesinde ve
c- 10 gram eroinin kullanmak niyetiyle bulundurulduğu kabul edilerek hüküm kurulmasında isabet bulunmadığını,
CYUY.nın 257. maddesi 1.fıkrasına göre hükmün mevzuu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olduğu gözetildiğinde sanığın yere attığı ve bir arkadaşına satmak için bulundurduğunu kulluğa açıkladığı 10 gramlık eroinin hükme konu olduğunun ve bu nesnenin hangi amaçla bulundurulduğunun öncelikle çözümlenmesi gerektiğini, 257. maddenin 2. fıkrasına göre de fiili takdirde mahkemenin iddia ve müdafaalarla bağlı olmaması karşısında da gerek C. Savcısının yanlış tavsifine ve gerekse az cezayla kurtulma amacıyla kullanıcılığa dönüşen savunmaya yerel mahkemenin itibar etmiyerek Ağır Ceza Mahkemesinin kanıtları değerlendirilmesini sağlamak ve gerektiğinde satmak niyetiyle eroin bulundurmaktan hüküm kurabilmesini temin eylemek üzere vazifesizlik kararı vermesi gerektiğini,
Bu usuli zorunluluğa uymayarak kullanmaktan hüküm kurulması karşısında Yüksek 10.Ceza Dairesinin satıcılıktan ayrıca kamu davası açılabilir düşüncesini serdetmesi ve sanığın hem satıcı hem de kullanıcı olduğunu kabul ederek TCY.nın 405/1. maddesine mümas ceza indirimine müstehak bulunduğunu belirterek hükmü bozması yerine, sanığın bu 10 gramlık eroini satmak mı yoksa içmek için mi bulundurduğunun ve olayda tek suç mu yoksa hem satıcılık hem de içicilik niteliğinde iki suç mu bulunduğunun yüksek vazifeli Ağır Ceza Mahkemesinde tartışılması için vazifesizlik kararı verilmesi ve aleyhe temyiz olmadığı gözetilerek kazanılmış hakka riayetle hüküm kurulması için mahkeme kararını bozması icap ettiğini,
İddianameye ancak ve sadece satıcılık tavsifi ile konu edilmesi gereken 10 gramlık eroinin bulundurulması vakasının, kullanma tavsifi ile dercedilmesinin gerek yerel mahkemeyi ve gerekse Yargıtay 10.Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulunu bağlamayacağını, bidayetteki bu hatanın CYUY.nın 263. maddesince verilecek görevsizlik sonucu üst mahkemece aynı yasanın 257. madde ve 1. ve 2. fıkralarınca çözümleneceğini, çözümsüzlüğün varlığına zımnen işaretle, satıcılığa ilişkin tek suçun varlığı yerine bu suçu dava dışı sayıp ihbara konu etmenin ve sanığın bir arkadaşıma satmak üzere üzerimde bulunduruyordum biçimindeki açık ikrarını görmezlikten gelen iddianameye mahkûm olunarak kullanmak amacıyla bulundurduğuna ilişkin ikinci bir suçun varlığına hükmetmenin kabul edilemeyeceğini,
Bu itibarla, yerel mahkemenin ısrar kararının, ceza yönünden kazanılmış hakkı riayet koşuluyla ve eylemin satmak amacıyla eroin bulundurmak olduğuna işaret edilerek davanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi için görevsizlik kararı verilmesi lüzumuna atfen bozulması icap ettiğini,
Düşünüyor, bu nedenle sayın çoğunluğun görevsizlik kararını gereksiz bulan görüşüne katılamıyorum. şeklinde karşı görüş ileri sürmüştür.
Davanın esasının incelenmesinde; Uyuşturucu madde suçları, tehlike suçu olup, bu suçlarla korunan hukuki yarar genel kamu esenliğidir. Bu nedenle, genel kamu esenliğini korumaya yönelik olarak, bu suçlarla mücadeleye katkı sağlamak için düzenlenen Yasanın 405. maddesinin birinci fıkrasında, TCY.nın 403 ve 404. maddelerinde yazılı suçlara iştirak etmiş olanların, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu ve suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber vererek bunların yakalanmalarını veya uyuşturucu maddelerin elde edilmelerini kolaylaştırmaları halinde ceza verilmeyeceği, maddenin ikinci fıkrasında ise bu cürümler resmi makamlarca haber alındıktan sonra cürmünün ve meydana çıkmasına veya suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım edenlerin cezalarının yarı oranında indirileceği belirtilmiştir.
Esasen bu hüküm TCY.nın 404.maddesinin 6123 sayılı Yasa ile değiştirilmesiyle yasaya girmiş, 6.6.1991 gün ve 3756 sayılı Yasanın 8. maddesiyle değiştirilen TCY.nın 405. maddesine nakledilerek aynen korunmuştur.
Bu tür suçları işleyenlerden, suçu haber vermiş olanın pişmanlık duygusu ve iyi niyetinin, ceza siyaseti bakımından değerlendirilmesinde toplumsal yarar görüldüğünden bu yasal düzenlemeler yapılmıştır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde;
5.8.1997 tarihli tutanağa göre; Kars ilinden 30 yaşlarında orta boylu esmer tenli Ayhan isimli bir şahsın Avcılar ve Küçükçekmece ilçelerinde eroin sattığı, bu şahsın 5.8.1997 günü saat 15.00 sıralarında Avcılar, Ambarlı Mahallesi Cumhuriyet Caddesi civarına eroin maddesi satmak üzere geleceğinin öğrenilmesi üzerine, aynı gün saat 14.50'den itibaren tertibat alınarak beklenilmeye başlanılmış, belirtilen saatte tarife uyan bir şahsın cadde üzerinde görülmesi üzerine uzaktan takip edilmek istenilmiş, ancak şahıs polisleri fark ederek olay yerinden yaya olarak uzaklaşmaya çalışmış, bu sırada cebinden bir şeyi çıkarıp yere atmış, yakalandığında Ayhan Çay olduğu saptanan şahsın, yere attığı naylon torba kontrol edilmiş, içinde 6.8.1997 tarihli Kriminal Ekspertiz raporuna göre eroin olduğu anlaşılan 10 gram krem renkli toz madde elde edilmiştir.
Şahsın verdiği bilgiler doğrultusunda evinde arama yapılmış, herhangi bir suç unsuruna rastlanılmamıştır.
Sanık yapılan ön sorgusunda; Avcılar'a eroin maddesi satmak için geldiğini, etrafta polis olduğunu fark edince eroini yere attığını, eroini 15 gün önce Vanlı olarak bildiği 1.75 boylarında 28-30 yaşlarında iri yapılı, bıyıksız, saçları yana taralı Muammer isimli bir şahıstan 30 gram olarak 25 milyon liraya satın aldığını, şahsın kendisini cep telefonu ile arayarak irtibat kurduğunu, şu anda cep telefonu borcundan dolayı kapalı olduğunu, bulunacağı yeri gösterebileceğini beyan etmiş, bu beyan üzerine sanık refakata alınarak gösterdiği yerlerde Muammer isimli şahıs aranmış, ancak, açık kimliği ve adresinin saptanması, dolayısiyle yakalanması mümkün olmamıştır.
Sanık Ayhan Çay Kollukta 1995 yılında eroin içmeye başladığını, iki kez bırakmasına rağmen tekrar başladığını, bir buçuk ay önce çay ocağını sattığını, işsiz olduğunu, 15 gün kadar önce Muammer isimli şahıstan 30 gram eroini 25 milyona satın aldığını, bir kısmını içtiğini, bir kısmını da sattığını, olay günü de kalanı Avcılar'da bulunan bir arkadaşına satmaya götürdüğünü, cadde üzerinde bulunan şüpheli şahısların kendisini takip ettiklerini görmesi ve polis olduklarını anlaması üzerine uzaklaşmaya başladığını ve cebindeki torba içindeki eroini yere fırlattığını, yakalandığını, yere attığı poşetin bulunduğunu, eroin karşılığında 15 milyon lira alacağını, Muammer'i 4 ay önce tanıdığını, kendisinden 3-4 kez mal aldığını beyan ederek Muammer isimli şahsın eşgalini tarif etmiş,
Duruşmada da suçlamaları kabul ettiğini söyleyerek eroini şırınga ile kullandığını hazırlık beyanının doğru olduğunu söylemiştir.
Yukarda açıklanan kanıtlar ışığında, uyuşturucu madde sattığı yönünde yapılan bir ihbar üzerine hakkında soruşturma başlatılan ve 5.8.1997 tarihinde 10 gram eroinle yakalanan sanık Ayhan Çay, uyuşturucu kullandığı yönünde aleyhinde hiçbir kanıt bulunmadığı ve resmi makamların haberinin bulunmadığı aşamada ayrıca uyuşturucu madde kullandığını da söylemek suretiyle içme suçunu ikrar ederek bu suçun ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Bu nedenle sanık hakkında TCY.nın 405/1. maddesinde belirtilen cezasızlık koşulları oluştuğu halde, olayın oluşumuna ve dosya içeriğine uymayan gerekçelerle direnilmesi isabetsiz olup, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı ve diğer bir kısım kurul üyeleri; sanığın eroin sattığının güvenlik güçlerince istihbar edilmesi üzerine, 5.8.1997 tarihinde sanık eroin sattığı belirtilen yerde, gerekli güvenlik önlemleri alınarak beklenilmeye başlanmış, olay yerine gelen sanık, polisleri fark ederek kaçmak isterken yakalanmış, kaçmaya çalıştığı esnada yere attığı naylon torba içindeki 10 gram eroin maddesi de atılan yerden alınarak zapt edilmiş, sanık savunmalarında eroin sattığını ve aynı zamanda içtiğini de ikrar etmiştir.
TCY.nın 405/1. maddesinde belirtilen cezasızlık halinin söz konusu olabilmesi için TCY.nın 403 ve 404. maddesinde yazılı suçlara iştirak etmiş olan sanık resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu, suç ortaklarını, uyuşturucu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciilerine haber vererek bunların yakalanmalarını veya uyuşturucu maddelerin elde edilmelerini kolaylaştırmış bulunmalıdır, sanık eylemlerinin güvenlik güçlerince öğrenilmesi üzerine, 5.8.1997 tarihinde eroin maddesi ile birlikte ele geçirilmiş ve bundan sonra suçunu ikrar etmiştir, olayda TCY.nın 405/1. maddesinde belirtilen cezasızlık koşulları gerçekleşmemiştir. Ancak, resmi makamlar tarafından haber alındıktan sonra uyuşturucu madde kullandığını bildirerek bu cürmünün meydana çıkmasını sağladığından sanık hakkında TCY.nın 405. maddesinin 2.fıkrasının uygulanması gerekmekle hükmün bu nedenle bozulması icabeder görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak 26.9.2000 günü yapılan görüşmede bozmada oybirliği, nedenlerinde ise oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy