(1412 S. K. m. 326)
Dava: 213 sayılı Vergi Usul Yasasına aykırı davranışta bulunmak suçundan sanık Emin Öziçli'nin beraatine ilişkin Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 19.7.1999 gün ve 139/200 sayılı hükmün katılan idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesi 13.12.1999 gün ve 7629/8753 sayı ile;
Sahte olduğu iddia edilen faturaları düzenleyen Yılmaz Demir, Mustafa Uslu ve Yıldıray Çiçek hakkında ne gibi bir işlem yapıldığı, dava açılmış ise, sonucu araştırılmadan ve faturaları düzenleyen ile alıp kullananın defter ve belgeleri üzerinde bu belgelerin gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışı ve faturaları düzenleyen firmaya mal girişi olup olmadığı da dikkate alınarak karşılıklı inceleme yapılmadan, eksik soruşturma ile karar verilmesiisabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Yerel Mahkeme ise, 3.4.2000 gün ve 61/86 sayı ile;
Sanığın canlı hayvan satın aldığı Yılmaz Demir ve Yıldıray Çiçek vergi mükellefi olup, Maliye Bakanlığı'nca izinli matbaalara fatura ve irsaliye bastırdıkları, canlı hayvan alım-satımı ile uğraştıkları, ticari hayatta mal satın alan kişilerden, fatura düzenleyen kişi ve kuruluşlara yönelik araştırma yapmalarının beklenemeyeceği, sanığın faturaları sahte olduğunu bilerek kullandığının kanıtının bulunmadığı biçimindeki açıklamalar ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de o yer C.Savcısı ile katılan idare vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden, dosya Yargıtay C.Başsavcılığı'nın bozma istekli 15.9.2000 gün ve 1/122246 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Yerel Mahkeme'ce direnme kararı verilmeden önce, 21.2.2000 günlü tensip tutanağının 4 ve 5. bentleri ile bozma kararı doğrultusunda Yenihisar ve Koçarlı Mal Müdürlüğü ve Vergi Dairesi Müdürlüklerine yazı yazılmasına karar verilmekle, bozmaya karşı eylemli olarak uyulduğu anlaşılmaktadır.
Ceza Genel Kurulu'nun duraksamasız uygulamalarına göre, uyma kararı ara kararı niteliğinde olmayıp, davanın esasını çözümleyen kararlardandır. Bozmaya uymakla, Yerel Mahkeme'nin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğmaktadır. Sonradan bu kararın bir kısmından veya tümünden, açıkça ya da zımnen dönülerek, ilk hükmün aynen ve yeniden kurulması, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
Diğer yandan; sanığın beraatine ilişkin hüküm Özel Daire'ce, soruşturmanın genişletilmesine yönelik olarak aleyhe bozulmuştur. Yerel Mahkeme ise, aleyhe olan bu bozmaya karşı, sanık Emin Öziçli'den diyeceklerini sormadan direnme kararı vermiştir. CMUK. nun 2306 sayılı Yasa ile değişik 326. maddesinin 2. fıkrasında .... Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenmesi gerekir. hükmü yer almaktadır. Buyurucu nitelikte olan bu usul kuralının gereği yerine getirilmeli ve sanıktan aleyhe olan bozmaya karşı diyecekleri mutlaka sorulmalıdır.
İncelenen dosyada; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmakla bozmaya eylemli olarak uyan Yerel Mahkeme'ce, dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönülerek direnme kararı verildiği gibi, savunmanın kısıtlanamayacağı ilkesine dayanan CMUK. nun 326/2. maddesinde belirtilen buyurucu hükme karşın, sanık Emin Öziçli'den aleyhe bozmaya karşı diyecekleri de sorulmadan direnme kararı verildiği saptandığından, hükmün sair yönleri incelenmeksizin öncelikle bu usuli nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Sair yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle yukarıda açıklanan usuli nedenlerle, tebliğnamedeki düşünceden farklı gerekçe ile BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 17.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy