(2863 S. K. m. 9, 65)
Dava: 2863 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan sanık Turan Uysaler ve 9 arkadaşının beraatine ilişkin İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.5.1998 gün ve 34/131 sayılı kararın C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 1.2.1999 gün ve 9075/840 sayı ile;
1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen Teos Antik Kent'indeki taşınmaza fiziki müdahalede bulunulduğu mahallinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişilerin düzenlediği rapor ile belirlendiği gözetilerek 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesinde öngörülen suçun sübutunun kabûlü ile sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, zarar verilmediğinden ve suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraet kararı verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise, 5.5.1999 gün ve 117/137 sayı ile;
Fiziki ve inşai müdahale, eski eserin özelliğini bozacak nitelik ve derecede olmalıdır. Sanıkların, 3. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan ve Koruma Kurulu Kararından önce yaptıkları binaların artıklarını döktükleri yeri temizleyip, düzledikten sonra, tepelik olan bu yerde bir kısım inşaat artıklarını düzlemek ve kaldırılması mümkün, temelsiz, ahşap pergoleler yapmak şeklindeki eylemleri 2863 sayılı Yasanın 9. maddesi yollaması ile 65/b maddesinde sayılan fiziki ve inşai müdahale niteliğinde olmadığı gibi, bu şekilde gerçekleşen eylemde sanıkların kültür ve tabiat varlıklarını yok etmek veya zarara uğratmak kastı ile hareket ettiklerine dair yeterli delil de bulunmadığı gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu karar da C.Savcısı tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 1.11.2000 gün ve 88320 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanıkların beraatine karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, III. derece sit alanı içinde yapılan davaya konu tesis ve imalatların 2863 sayılı Yasanın 9. maddesinde belirtilen biçimde inşai ve fiziki müdahale sayılıp sayılmayacağı hususundadır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3386 sayılı Kanunla değişik 9. maddesinde; Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında, her çeşit inşai ve fiziki müdahalede bulunmak, bunları yeniden kullanıma açmak veya kullanımlarını değiştirmek yasaktır. Onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, kazı veya benzeri işler inşai ve fiziki müdahale sayılır. hükmüne,
65. maddesinde ise; Bu Kanunun 9. maddesine aykırı hareket edenler;
a) Korunması gerekli taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarara uğramalarına kasten sebebiyet verenler..........cezalandırılırlar.
b) Sit şartlarına ve korunma planlarında, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunca belirlenen alanlarda öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaat yapan veya yaptıranlar ............cezalandırılırlar hükümlerine yer verilmiştir.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 30.11.1993 gün ve 338 sayılı ilke kararında ise, III derece arkeolojik sit alanları ile ilgili olarak; Bu alanlarda, planlı plansız, plan gerektiren veya gerektirmeyen yerlerde 3194 sayılı İmar Kanunu ile ilgili yönetmelikler doğrultusunda Belediyesince veya Valilikçe inşaat izni verilmeden önce, kurul kararı gereğince ilgili Müze Müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarının bu alanlarla ilgili varsa kazı başkanının görüşleriyle birlikte Müze Müdürlüğünce Koruma Kuruluna iletilip Kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilebileceği belirtilmiştir.
İzmir ili, Seferihisar ilçesinde bulunan ve Teos Antik Kenti diye adlandırılan bölgenin, İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 10.10.1991 gün ve 3192 sayılı kararı ile III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenip, ilan ve tescil edilmesinden sonra, sit alanı içinde kalan Sertur ile İztur kooperatiflerinin bulunduğu bölgedeki 1005 ada 1 Nolu parsel üzerinde izinsiz inşai çalışma yapılarak, bir ana kaya üzerinde yükselen tepe konumundaki taşınmazın tepe kısmının tesviye edilerek bu kısma birbirine paralel iki duvar örülüp teraslar oluşturulduğu, bu bölgede beton ve karodan imal edilmiş gezinti yolları, patikalar ve merdivenler yapıldığı gibi, kot farkından yararlanılarak kademeler düzenlenip siteye ait bir kafeterya yapıldığı, bir tanesi 12,30 x 12,30 m ebatlarında, 20 cm kalınlığında sekizgen bir beton blokajla oluşturulan platform üzerine çelik konstrüksiyon ve ahşaptan, diğer altı tanesi ise, 4 x 3 m ebatlarındaki beton blokajla oluşturulmuş platform üzerine çelik konstrüksiyondan mamul toplam 7 pergole inşa edildiği, yine 20 m uzunluğunda 5 m eninde bir alana parke taş döşendiği ve alanın bir bölümünde yer alan tarihi koruganın alt kısmına ahşap ve mermer kullanılarak bir bar yapıldığı, toprak altına elektrik kabloları döşendiği, gerek tesviye edilen tepe bölümüne gerek diğer alanlara dikilen beton direklerle de aydınlatmanın sağlandığı anlaşılmaktadır.
İnşaat Mühendisi Levent Çelik düzenlediği 16.03.1998 tarihli bilirkişi raporunda; tesis ve imalatlar kepçe ve dozer ile yapılacak dikkatli bir hafriyat çalışması ile ortadan kaldırılabileceğinden, bunların kalıcı olmadığı kanısında olduğunu bildirmiş, Arkeolog Yrd. Doç. Dr. Cumhur Tanrıver ise düzenlediği 17.3.1998 günlü bilirkişi raporunda; ......teraslarda yapılan incelemede çok seyrek olarak Roma devrine tarihlenebilecek seramik parçalarına rastladığını, tepenin yakınlarında iki tümülüs mezar bulunduğunu, bar alanının inşası, terasların yapımı, aydınlatma sisteminin döşenmesi ve tepe üzerinin düzeltilmesi sırasında toprağın kazıldığını, bu kazı sırasında burada bulunması muhtemel bazı eserlere zarar verilip verilmediğini varılan aşamada anlamanın ve yüzey seviyesinin altına inen bir kazı çalışmasının yarattığı değişimi geri döndürmenin mümkün olamayacağını, kazı ve tesviye yaptırmak suretiyle korunması gerekli taşınmaz kültür varlığına fiziki bir müdahalede bulunulduğunu, ancak inceleme sonuçlarına göre, sanıkların kültür varlıklarını herhangi bir zarara uğrattıkları konusunda kesin bir yargıya varılamadığını belirtmiştir.
Görüleceği üzere, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulunun 30.11.1993 gün ve 338 sayılı ilke kararına aykırı olarak, başvuruda bulunulmadan ve gerekli kurul kararı da (izin) alınmadan taşınmazda gerçekleştirilen söz konusu tesis ve imalatlar, sabit ve ancak kepçe ve dozer ile yapılacak bir hafriyat çalışması sonucu ortadan kaldırılabilecek nitelikte olup, mevcut tepenin tesviyesi, terasların oluşturulması, elektrik kablolarının döşenmesi ve söz konusu tesislerin inşası sırasında yüzey seviyesinin altına inen bir kazı çalışmasının da yapıldığı, böylece III. derece arkeolojik sit alanına 2863 sayılı Yasanın 3386 sayılı Yasa ile değişik 9. maddesinde belirtildiği biçimde inşai ve fiziki müdahalede bulunulduğu açıktır. Somut olayda, kültür varlıklarının zarara uğradığı kanıtlanamadığına göre, söz konusu eylem 2863 sayılı Yasanın 65/b madde ve fıkrasında yazılı suçu oluşturur.
Bu itibarla, isabetli bulunmayan Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulması zorunludur. Sanıkların hukuki konumları ise, suça konu tesislerin sadece İztur kooperatifi tarafından mı yoksa İztur ve Sertur kooperatiflerinin her ikisi tarafından ortaklaşa olarak mı yaptırıldığı hususu açıklığa kavuşturularak, söz konusu tesislerin yapımına ilişkin İztur Kooperatifi Yönetim Kurulunca alınan kararların tarihleri ile Seferihisar Belediyesine yapılan ihbar tarihleri de dikkate alınıp suç tarihi tam olarak saptandıktan sonra, bu tarih itibariyle kooperatiflerde görevli yöneticilerin kimler olduğu da araştırılarak, belirecek duruma göre Yerel Mahkemece değerlendirilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2000 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy