(765 S. K. m. 51, 308, 482, 485) (647 S. K. m. 4, 6)
Dava: Sövme suçundan sanık Durak Özcan'ın TCY.nın 482/2, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 935.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine ilişkin Şefaatli Sulh Ceza Mahkemesince 6.7.1998 gün ve 35-58 sayı ile verilen kararın katılan vekili, sanık vekili ile Yerel C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nce 1.11.1999 gün ve 6643-13782 sayı ile;
Müdahilin kendisinin doktor, eşinin ve sanığın ise ilçede serbest eczacı olarak görev yaptıkları, eşinin eczacı olması nedeniyle müdahilin zaman zaman eşine ait eczanede bulunduğu ve reçetesiz ilaç verdiği bilahare verdiği ilaçları sağlık karnelerine işlediği ve reçete düzenlediği ve böylece diğer eczaneye göre haksız rekabet oluşturduğu ve kazanç sağladıkları tanıklar Cemal Tosun ve Veysel Ulubaş'ın değişmeyen anlatımları ile anlaşıldığı halde bu hususun sanık lehine TCK. nun 485. maddesinin uygulanmasını gerektirip, gerektirmediğinin karar yerinde tartışılmaması isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 17.1.2000 gün ve 173-6 sayı ile; Olayda eczacı sanık, müdahil doktorun yazdığı resmi reçetelere ait ilaçların müdahilin eczacı eşinin eczanesinden satın alınması nedeni ile diğer eczanelerdeki ilaç satışını etkilediğini ileri sürerek bu satışın olaya sebebiyet verdiğini iddia etmiş, yargılama sırasında da tanıklar Cemal Tosun ve Veysel Ulubaş'ın beyanları ile sağlık karnesinin sahibine kalfa Veysel ile gönderildiği anlaşılmakta ise de resmi reçetelere ait ödemelerin başka araştırmaya gerek kalmadan mal müdürlüğünden edinilen belgelerle anlaşılabileceğinden dökümanların getirtilip incelenmesi ile ilçenin büyüklüğüne göre yapılabilecek satış miktarının altında sayılabilecek bir liste ile karşılaşıldığından, küçük yerleşim yerlerindeki birbirlerini tanımaktan kaynaklanan ilişkiye dayanan sağlık karnesinin sahibine verilişi haksız rekabet ve kazanç iddiasını kanıtlamaktan uzak olduğundan, iddiası ciddi bulunmamış, ayrıca doktor olan müdahilin uzmanlık konusuna giren teşhis ve tedavi reçetesinin yerinde olup olmadığının yada reçete sahiplerinin tamamıyla serbest iradeleriyle tercih ettikleri bir eczaneden neden ilaç alındığı gibi davayı sürüncemede bırakacak konularda araştırma yapılması gerekli görülmeyip mevcut durumu ile ilaç satışı veya reçete yazma haksız hareket niteliğinde görülmediğinden karar yerinde de deliller yönünden değinilmiş olup ayrıca tartışılacak değerde görülmemiştir.
Dava konusu yönünden haksız tahrik yerine uygulanan TCY.nın 485/1. maddesinin uygulama şartlarının TCY.nın 51. maddesine benzerliği de dikkate alındığında sanığa yöneldiği iddia edilen haksız hareketin ve verdiği şiddetli elem ve gazabın etkisinin de olayda mevcut olmadığı gibi TCY.nın 485/1. maddesinin uygulanmasında TCY.nın 308. maddesinin aksine, yapılan hareketin haksız olduğunu zannetmesi yeterli olmayıp TCY.nın 51. maddesine benzer şekilde hareketin haksız olması gerektiğinden ve olayda bu durum kanıtlanamadığından ileri sürülen hususlar karar yerinde tartışılacak değerde görülmemiştir. Aksi uygulama da çok dolaylı nedenlerin haksız hareket oluşturdukları, sövme ve hakarete sebebiyet verdikleri ileri sürülerek TCY.nın 485/1. maddesinin amacına da aykırı olarak hak aramanın, haksızlığı gidermenin hudutları aşılarak, yapılan kişilik haklarına saldırı fiilleri için cezadan indirim uygulanmış olacaktır gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının onama istekli 29.5.2000 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın sövme suçundan TCY.nın 482/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına ilişkin karar, Özel Dairece katılanın eylemlerinin, sanık lehine TCY.nın 485. maddesinin uygulanmasını gerektirip gerektirmediğinin karar yerinde tartışılmaması nedeniyle bozulmuştur. Yerel Mahkeme ise, resmi reçetelere ait ödemelerin başka araştırmaya gerek kalmadan mal müdürlüğünden edinilen belgelerle anlaşılabildiğinden, incelenmesi ile ilçenin büyüklüğüne göre yapılabilecek satış miktarının altında sayılabilecek bir liste ile karşılaşıldığından, küçük yerleşim yerlerindeki birbirlerini tanımaktan kaynaklanan ilişkiye dayanan sağlık karnesinin sahibine verilişi haksız rekabet ve kazanç iddialarını kanıtlamaktan uzak olduğundan iddia ciddi bulunmamış ... mevcut durumu ile ilaç satışı veya reçete yazma haksız hareket niteliğinde görülmediğinden karar yerinde de deliller yönünden değinilmiş olup ayrıca tartışılacak değerde görülmemiştir. şeklinde gerekçelere yer vermek suretiyle önceki hükümde direndiğini bildirmiştir.
Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere, bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda olmayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır.
İncelenen dosyada yerel mahkeme, direnme kararında bozma nedenini tartışmış, TCY.nın 485. maddesinin uygulanmaması konusundaki gerekçelerini detaylı bir şekilde açıklamış bu suretle ilk karardan ayrılarak yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmuştur. Bozulan ilk kararda yer almayan bu yeni ve değişik gerekçeler Özel Dairece incelenmemiştir. Özel Dairesince incelenmeyen bir konunun doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi olanaksızdır.
Bu itibarla yerel mahkemenin son uygulaması bozmaya eylemli uyma niteliğinde olduğundan, temyiz incelemesinin Özel Dairece yapılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin son uygulaması bozmaya eylemli uyma niteliğinde olduğundan temyiz incelemesinin Yargıtay 2. Ceza Dairesinde yapılması için dosyanın bu daireye gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 27.06.2000 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy