(6831 S. K. m. 84) (1412 S. K. m. 251)
Dava: Milli park sınırları içinde kalan ormanlık alanda açma yapmak ve ağaç kesmek suçundan sanık Mehmet Barın'ın beraatine ilişkin Eceabat Sulh Ceza Mahkemesi'nce 22.12.1998 gün ve 25/71 sayı ile verilen karar, o yer C. Savcısı ve katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nce 3.11.1999 gün ve 10352-11938 sayı ile;
Davanın dayanağını oluşturup imzacı tanıkların yeminli beyanlarıyla doğrulanan ve aksi kanıtlanamayan suç tesbit zaptı içeriğinde sanığın evet açma olan yer burasıdır. Bir zeytin ağacım var onu kurtarmak için açmayı ben yaptım ağacın bir kısmını odun olarak yaktım dediğinin yazılı olmasına sanık savunmasında kimliğini ve tapusunu alıp olay mahalline orman muhafaza memurlarının yanlarına gittiğini beyan etmiş olmasına, olay yerinde yapılan keşifte hazır bulunan ve gerekli incelemeyi yapan teknik bilirkişiler ibraz etmiş oldukları raporlarında orman sahasından 480 m2.lik yerdeki 17 adet kızılçam ağacının kesildiğinin, 4 adet ağaç kökünün önceden bir adedinin de yeni çıkartılarak yerinin çukurlaştığını ağaçların kesilip köklendiği yerin tapulu tarlaya katıldığını tespit ederek bildirmiş olmaları karşısında sanığın kesinleşmiş orman tahdidi içerisinde ve Milli Park olarak ayrılıp ilan edilen orman sahasına tecavüz eylemi sübuta erdiği halde cezalandırılması gerektiği gözetilmeyerek yerinde görülmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise 25.1.2000 gün ve 101/3 sayı ile; 6831 sayılı Yasanın 84. maddesine uygun olarak düzenlenmiş bir tutanak bulunmamaktadır, usulsüz tutanaktaki sözlerin sanık tarafından söylendiğini kabul etmek ve bu tutanağı sanık aleyhine kanıt olarak değerlendirmek mümkün değildir, sanık açma yaparken veya ağaç keserken görülmemiştir, gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu kararın da O Yer C. Savcısı ve Katılan idare vekile tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının onama istekli 15.5.2000 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın Milli Park sınırları içinde kalan ormanlık alanda açma yapmak ve ağaç kesmek suçundan beraatine ilişkin hüküm, O yer C.Savcısı ve katılan idare vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, davanın dayanağını oluşturan ve imzacı tanıkların yeminli beyanlarıyla doğrulanan suç tutanağına göre sanığın atılı suçtan cezalandırılması gerektiği halde, beraat kararı verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur. Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan 25.1.2000 günlü oturumda sırasıyla sanığa ve katılan idare vekiline söz verilerek, başkaca işlem yapılmadan duruşmaya son verilmiştir.
CYUY.nın 251. maddesi uyarınca ....en son söz sanığındır. Maddenin son fıkrasında ise, sanık namına müdafii tarafından müdafaada bulunulsa dahi müdafaaya ilave edecek bir şeyi olup olmadığı sanığa sorulur. hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince duruşma mutlaka sanığın son sözü ile bitecektir. Ceza Genel Kurulunun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı buyurucu nitelikte olup uyulmaması yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Ceza yargılamasında sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, bu hak hiç bir şekilde kısıtlanamaz.
İlk defa hüküm kurulurken son sözün sanığa verilmesi kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamada da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak aynen geçerlidir. Çünkü, dava sonuçlanmamış yargılama devam etmektedir. Bu nedenle, en son söz sanığa verilmeyerek CYUY.nın 251. maddesine aykırı davranıldığından esası incelenmeyen hükmün öncelikle bu usuli nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 26.09.2000 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy