(6831 S. K. m. 91)
Dava: Dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu orman yangınına neden olmak suçundan sanık H. S.'in beraatine ilişkin Çorum Asliye Ceza Mahkemesince 17.3.1999 gün ve 1242/420 sayı ile verilen kararın katılan idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.11.1999 gün ve 11281/12711 sayı ile,
Suç konusu yangının sanığın anız tarlasından çıktığının ve olay yerinde sanıktan başka kimsenin bulunmadığının ve sanığın yakılan ateşin kontrolden çıkması üzerine yangını traktörle sürerek söndürmeye çalıştığının anlaşılmasına, olayın cereyan ettiği yer çevrenin yaşam koşulları nazara alındığında sanığa ait tarladaki anızın başkaları tarafından yakılmasının mümkün görülmemesine ve böyle bir savunma da ileri sürülmemesine göre, sanığa isnat edilen müsnet suçun sübut bulduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 6.3.2000 gün ve 2056/222 sayı ile;
Sanığın baştan beri ısrarla müsnet suçu işlemediğini savunduğu ve bunun aksine yangın çıkan tarlanın sanığa ait olması ve olay yerine gelen jandarma tarafından sanığın olay yerinde görülmesi dışında başka bir delil bulunmadığı, sanığın savunmasında, yangın yerinin biraz uzağında çobanların bulunduğunu ve yangının başkası tarafından çıkartılmış olabileceğini beyan etmesine ve zabıt mümzilerinin de yangının sanığa ait tarladan ve civarından başladığı için yakmış olabileceğini düşünerek tutanak tuttuklarını belirten mahkememizdeki yeminli anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre yangını sanığın başlattığına dair sadece bir şüphenin ve karinenin bulunduğu şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği ve şüphenin sanık lehine yorumlanacağı gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da katılan idare vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 31.5.2000 günlü tebliğnamesi ve 3. Ceza Dairesinin 2.10.2000 gün ve 11443/11979 sayılı görevsizlik kararı ile dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Somut olayda özel Daire ile Yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanığa yüklenen tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu orman yangınına neden olmak suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
30.9.1998 tarihinde jandarma görevlilerince düzenlenen ve sanık H. S.'in de imzasını taşıyan olay yeri tespit tutanağı içeriğine göre; H. S.'in anız yakması ile onun tarlasından başlayan yangının, rüzgarın da etkisiyle kontrolden çıktıktan sonra tepelik ve 1-2 metre boyundaki meşe ve ardıç ağaçları ile kaplı orman arazisine sıçradığı, 150-200 dönüm büyüklüğündeki orman arazisinde yaklaşık 500 kadar ağacın zarar görmesinden sonra köylülerin ve orman işçilerinin yardımıyla söndürülebildiği, yangının başladığı mahalde H. S.'ten başkasının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Sanık H. S. duruşmada da doğruladığı kolluk ifadesinde; köyün 1,5 km. mesafesindeki tarlasına pancar yeri sürmek için traktörü ile gittiğini, duman çıktığını görerek söndürmek istediğini, anızların kuru ve rüzgarın da yoğun olması nedeniyle kontrolden çıkan yangının yayılarak tarlasının doğrusunda ve 500 m mesafedeki küçük ağaçlık ve çalılık alana sirayet ettiğini, olay yerinde yalnız olması ve çevrede pancar söken köylülerin de sadece kendisini görmeleri nedeniyle olaya adının karışmış olabileceğini tahmin ettiğini, anız yakmadığını savunmuştur.
Tanık O. A. olay günü alınan kolluk ifadesinde; saat 14.00 sıralarında kendisi hayvan otlatırken, H. S.'i de traktörüyle tarlasının başında yalnız olarak ve yakmış olduğu anızı söndürmeye çalışırken gördüğünü, batıdan doğuya esen şiddetli rüzgarın etkisiyle büyüyen yangının genişleyerek H. S.'in tarlasının 500 metre doğusundaki ormanlık araziye sıçraması sonucu 150-200 dönüm orman arazisinin yandığına tanık olduğunu, yangını çıkaranın H. S. olduğuna inandığını, zira yangının onun bulunduğu tarladan çıktığını belirtmiş, duruşmada ise olayı görmediğini, kolluk ifadesinin de doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Tutanak tanıklarından Jandarma Astsubayı V. A. ise; olay yerine gittiklerinde sanığı yangını kontrol altına almaya çalışırken gördüklerini, sanığın, rüzgarın etkisiyle yangının yayıldığını ve kontrol edemediğini söylediğini hatırladığını, kendisinin yakıp yakmadığına dair beyanda bulunup bulunmadığını hatırlamadığını, çevrede bulunan çobanların da, olay yerinde sanıktan başka kimsenin olmadığını ve onun yakmış olabileceğini söylediklerini, olay yerinde sanıktan başka kimse olmadığından ve yangında onun tarlası civarında başladığından, sanığın yakmış olabileceğini düşünerek tutanak düzenlediklerini ifade etmiştir.
Diğer tutanak tanığı köy muhtarı N. E. ise, yangın sanığın tarlasından başladığı için komşuları ve jandarmanın sanığın yakmış olabileceğini söylediklerini, buna göre tutanak düzenlendiğini belirtmiştir.
Bu bilgi ve belgeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yangın, sanığa ait olup mahsulü biçilmiş, anı kısmı kalmış olan tarladan başlamış ve doğu yönündeki ormanlık alana yayılmıştır. Rüzgarın da batıdan doğuya, baka bir anlatımla sanığın tarlasından ormanlık alana doğru estiği anlaşılmaktadır. Sanık savunmasında, pancar yerini sürmek için tarlasına gittiğini ileri sürmektedir. Topraktaki organizmaları ve faydalı bakterileri yok etmesi nedeniyle zirai açıdan zararlı olmasına rağmen, toprağın sürülmesi aşamasında kolaylık sağlaması bakımından anız yakılmasının sıklıkla başvurulan bir yöntem olduğu bilinen bir husustur. Olay yerinde anıktan başkası bulunmadığı gibi, sanığa yardımcı olmak gayesiyle yahut duyduğu husumet tesiriyle bir başkasının anızı yakması da söz konusu değildir. Kaldı ki böyle bir iddia sanık tarafından da iler sürülmemiştir. Sanık hakkında gerçeğe aykırı beyan ve suç isnadında bulunması için bir sebep belirlenemeyen tanık O. A. ise hazırlık ifadesinde; sanığı, yaktığı anızı traktörle söndürmeye çalışırken gördüğünü açıklamıştır.
Sanığın tevil yollu savunması, tanık O. A. ile tutanak tanıklarının anlatımları ve olay yeri tespit tutanağı içeriği ile tüm dosya kapsamına göre, sanık H. S.'in tarlasındaki anızı yakması sonrasında rüzgarın da etkisiyle kontrolden çıkan yangının orman arazisine sirayetle çok sayıda ağacın zarar görmesine yol açtığı, böylelikle sanığa yüklenen suçun sabit olduğu, diğer bir anlatımla cezalandırılmasına yeterli kanıtlar bulunduğu açıktır.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlere Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 14.11.2000 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy