(765 S. K. m. 59, 456)
Dava: Yaralama suçundan sanık Raci Göktekin'in TCY.nın 456/2, 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Isparta Asliye Ceza Mahkemesince verilen 8.12.1998 gün ve 24/923 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi 12.4.2000 gün ve 2252/2862 sayı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı 8.6.2000 gün ve 24124 sayı ile;
Masumiyet karinesi sadece beraat hükmü ile sınırlı değildir. Maddi meseleye ilişkin olup da ispat edilemeyen diğer hususlardan da sorumlu tutulamaz. İspat edilemeyen konu sanık aleyhine sonuç doğurmaz.
Olayda, katılan ile sanık arasında geceleyin 02.30 sıralarında bir kavga olmuştur. Sanık, asansörün kapısını açtığında katılanın kendisine saldırdığını, katılan ise sanığın saldırdığını ileri sürmüştür. Tanık olmayan olayda, olayın başlangıcı ve cereyan şekli konusunda katılan ve sanığın birbirine zıt anlatımları dışında başka bir delil yoktur. Sanığın, aksi ispatlanamayan bu savunmalarına göre hakkında TCY.nın 51. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Yerel Mahkemenin, savunmanın kanıtlanmamış olmasına üstünlük tanıyan, varsayıma dayalı, savunmanın ciddi ve inandırıcı görülmediği, olayın aynı anda meydana geldiğine ilişkin gerekçesine katılmak mümkün değildir. Sanığın, haksız tahrikin varlığı yolundaki savunmasına ilişkin şüphenin nasıl yenildiği ve kanaat derecesine ulaştığı belli değildir. Bu şüpheli durum sanık lehine yorumlanmalıdır. gerekçesiyle itiraz ederek Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasını talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın yaralama suçundan TCY.nın 456/2, 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
Haksız tahrik, Ceza Yasasının Cezaya Ehliyet ve Bunu Kaldıran veya Hafifleten Sebepler başlıklı 4. babın, 51. maddesinde düzenlenmiştir. Tahrik; failin haksız bir fiilin yarattığı gazap veya elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesidir. Fail; haksız bir fiilin doğurduğu öfke veya elemin tesiri altında, dışardan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir. Buna göre haksız tahrikten söz edebilmek için;
a) Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalıdır,
b) Bu fiil haksız olmalıdır,
c) Fail; öfke ve şiddetli elemin etkisi altında bulunmalıdır,
d) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalıdır.
Somut olayda, kız arkadaşını ziyaretten dönen ve alkollü olan katılan, zemin kata asansörle inip kapısını açtığında apartmanda oturan sanıkla karşılaşmıştır. Aralarında çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş ve katılan 25 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmıştır.
Görgü tanığı olmayan olayda katılan, aşamalarda alınan ifadelerinde; asansörden çıktığında daha önce tanımadığı sanığın önüne geçerek kimsin, ne arıyorsun, hırsız mısın? dediğini, hesap vermek zorunda olmadığını söyleyince sanığın tekme, tokat vurduğunu, aldığı alkolün etkisiyle karşı koyamadığını söylemiştir.
Sanık ise karakolda alınan ifadesinde, saat 02.30 sıralarında eve geldiğinde asansörü çağırdığını, asansörden çıkan şahsın yakasından tutup kimsin ne arıyorsun dediğinde asıl sen kimsin, ben evime gidiyorum diye cevap verdiğini, şikayetçinin ise ben emniyet amirinin oğluyum, bana karışamazsın diyerek üzerine atladığını ve kenara çekildiği için yere düşüp asansörün önündeki merdivenden yuvarlandığını bildirmiştir. Duruşmada ise, asansörden çıkan şahıs yakama sarılıp kimsin diye beni hırpalamaya başladı. Kim olduğunu sorduğumda aramızda münakaşa başladı. Üzerime saldırıp atlamak istedi. Kenara çekildiğimde 4-5 basamak merdivenden aşağı yuvarlandı, kafasını korkuluklara çarptı, bana küfretti ve ben kendisine vurmadım demiştir.
Katılanın sol orbita lateral duvarında ve sol maksiller sinüs ön duvarında fissür tarzında fraktür hattı, nazal kemikte fraktür, sol göz kapaklarında ekimoz, hematon, hemaroji saptanmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu, bu arazların merdivenden düşmekle meydana gelmesinin tıbben varit görülmediği, tekme ve yumrukla vurulmak suretiyle meydana gelebileceği mütalaasında bulunmuştur.
Görüldüğü üzere, katılan ve sanığın olayın başlangıcı ve işleniş şekline ilişkin anlatımları birbirine zıttır. Olayın görgü tanığı bulunmamaktadır. İddia ve savunma, tüm dosya içeriğine göre değerlendirilip olayın kim tarafından, nasıl başlatıldığı, katılanın haksız hareketinin olup olmadığı araştırılmalıdır.
Katılan aşamalarda, sanığın saldırdığını ve kendisini dövdüğünü iddia etmiştir. Sanığın beyanları ise çelişkilidir. Asansörden çıkan katılanın aniden yakasından tuttuğunu, sen kimsin diyerek üzerine atladığını, yana çekilince yere düştüğünü savunmuşsa da yakasından tutacak şekilde yakında bulunan şahsın üzerine atlaması ve yere düşmesi olanaksızdır. Bir kimsenin üzerine atlanması ve kenara çekilince yere düşülmesi için ikisi arasında bir mesafe bulunmalıdır. Eğer sanıkla, katılan arasında böyle bir uzaklık mevcutsa, bu takdirde de katılanın, sanığın yakasından tutması olanaksızdır.
Öte yandan katılanda meydana gelen kırık ve yaraların, merdivenden düşmekle meydana gelmesinin tıbben varit görülmediği, tekme ve yumruk vurmakla meydana gelebileceği Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca bildirilmiş olduğundan mağdurun saldırdığında merdivenden düşerek yaralandığına ilişkin sanığın savunması da yerinde değildir. Bu itibarla, sanığın savunmasını doğrulayan hiçbir kanıtın dosyada bulunmadığı, konuya ilişkin savunmanın da kendi içinde çelişkili olduğu, katılandan kaynaklanan haksız bir hareketin varlığından söz edilemeyeceği anlaşıldığından, itirazın reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 20.06.2000 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy